Yangon

YANGON

Hep aklımda olup bir türlü gelemediğim Myanmar’a sonunda geldim. Aslında Tayland’dan sınır geçişi yapmak istiyordum ama bu geçiş ile ilgili yeterli bilgiye ulaşamadım. O yüzden riske atmayıp Bangkok’dan uçak ile Yangon’a geldim. Uçaktan iner inmez ilk yapmam gereken şey para bozdurmaktı. Döviz bürosuna gittim ve 100 dolar bozdurmak istediğimi söyledim. Adamlar bana 120 adet kağıt para verdiler.Yok artık gerçekten mi dediğimi hatırlıyorum. Parayı cebime zar zor sokabildim. Neyse ki bu bölümü atlattım. Şimdi sıra taksi bulmaya geldi. Myanmar hakkında hiç bir şey bilmiyorum. Nereye nasıl ve kaç paraya gidilir. Taksicilerden bir hoş geldin fiyatı istediğim en son şey. Havaalanından çıkarken yanıma taksiciler yavaş yavaş sokulup beni yoklamaya başladılar. Birkaç tanesini es geçtikten sonra birine adresi gösterip kaça gidersin diye sordum. 10.000 Kyat (23 lira) dedi. Unut gitsin diyip hemen uzaklaştım yanından. Taktik yapıyordum aslında. Gerçek fiyatı bulmaya çalışıyordum. Bir sonraki geldi 8,000 Kyat (18 lira) dedi. Unut gitsin diyip yine uzaklaştım ordan. Sonra hiç alakasız bir taksici buldum ve ona sordum. Oda 8.000 Kyat dedi. Ben ise 6.000 Kyat teklif ettim ve sonunda 7.000 Kyat’a (16 lira) anlaştık. Ama muhtemelen gerçek fiyat aslında 3.500 – 4.000 arası. Neyse adamlarda biraz para kazansın.

Taksici beni kalıcağım hostele bıraktı. Hostelin adı HUMBLE FOOTPRINTS. Dorm odaların geceliği 16.000 Kyat (37 lira) ve 6 kişi ile paylaşıyorsun. Myanmar’da konaklama gerçekten pahalı. Seyahat ettiğim ülkeler arasındaki en pahalı konaklama bu ülkede. Hala anlamış değilim sebebini ama giderek ucuzlayacağını düşünüyorum. Sonuçta turizme yeni açılmış bir ülke ve çok seçeneğin yok. Zaman içerisinde hosteller artacaktır ve fiyatlar umarım biraz daha yumuşar. Dorm odama yerleştikten sonra hemen fotoğraf makinemi alıp kendimi sokağa attım. Şehrin merkezine doğru yürümeye başladım. Etraftaki insanların bana bakışları dikkatimi çekti. Bende onlara bakmaya başladım ve ,nsanların gözlerindeki ışıldayan bakışları karşısında şaşkınlık yaşıyordum. İnsanlar bir yabancı görmeye aç kalmışlardı yaşantıları boyunca. Tertemizdiler, biraz utangaç ve birazda meraklı. Yoluma devam ettim. Her karşılaştığım Myanmar’lı o kadar sevgi dolu ve sevecendi ki inanamazsın. Şehrin merkezine gittikçe kalabalık artıyordu. Ben daha çok gelişmemiş bir başkent beklerken doğrusunu söylemek gerekirse Yangon o kadar da kötü değildi. Sadece turist için çok fazla bir seçenek yok gibi göründü bana. Bangkok’un 50 yıl önceki hali diyorlardı bana buraya gelmeden önce. Şimdi anlıyorum Bangkok’un 50 yıl önceki halini. Etrafta bir sürü tapınak var. Sadece budist tapınağı değil. Cami, Kilise, Sinagog ve Hindu tapınağı bile gördüm. Herkes barış içince birlikte yaşıyor gibi görünüyordu. Bangkok’da turist görmemen imkansız gibi bir şey. Yangon’da bütün gün gördüğüm turist sayısı 10’u bulmadı. Bence muhteşem bir şey bu. Myanmar güzel geçiceğe benziyordu.

7. Yangon Fotoğraf festivalinden Melanie’yi arayıp Yangon’a geldiğimin haberini verdim. Melanie hemen beni diğer festival ekibi ile birlikte yemeğe davet etti.

Akşamına buluştuk ve güzel bir yemekten sonra beni ertesi günkü workshop larına katılmalarımı istediler. Bende zevkle kabul ettim. Sonrasında otelime gidip dinlenmeye çekildim.

Sabah saat 10:00 da Rainbow otelin lobisinde ekip ile buluştum. Myanmar’lı genç fotoğrafçılar vardı. Workshop sonunda hepsi bir hikaye bulup onu fotoğraflamaları gerekiyordu. Bir Yangon’lu genç fotoğrafçı güzel bir hikaye yakalamış ama olayı iyi fotoğraflayamamıştı. Konu dilenen ve kolları olmayan bir genç kızın hikayesiydi.Zamanında engelliler okulunda okurken birkaç defa yüzme şampiyonu olan ve bir sürü madalya kazanıp sonrasında bügün sokaklarda dilenmeye zorunlu kalan bir kızın hikayesiydi bu. Benden Yangon’lu genç fotoğrafçı ile birlikte gidip o kızı bulup tekrardan fotoğraflaması için ona yardım etmemi rica ettiler. Bende kabul ettim. Öğlenden sonra saat 2 de buluştuk. Taksiye binip kızın yanına gittik. Kızı ilk gördüğümde gerçekten içim burkuldu. Hiç zaman kaybetmeden kızın evine doğru yola çıkmalıydık. Kızı evinde fotoğraflamamız gerekiyordu. Ordan bir otobüse bindik ve 2 saat otobüs ile Yangon’un dışına çıktık. Geldiğimiz yerin manzarası karşısında şok yaşıyordum. Gecekondu mahallesi bile buraya göre lükstü.

kiz2

Dar sokaklara daldık. Etraftaki insanların beni gördüğündeki tepkilerini unutamıyorum. Zannedersem bu yerleşim alanına giren ilk yabancı bendim. Herkes birbine bir şeyler fısıldıyor, ufak çocuklarbizi takip ediyordu. Hasırdan yapılmış yüzlerce kulübe arasından kızın evine doğru yürüyorduk. Yanımdaki Yangon’lu genç fotoğrafçının ingilizcesi çok kötü idi. O yüzden zaten anlaşamıyorduk. Bulunduğumuz durumu sorgulayamıyordum. Bir süre sonra kızın evine vardık. Ev değildi tabi kızın yaşadığı kulübe. Gözlerime inanamıştım. İnsanlar buralarda yaşıyorlardı. Bizde fotoğraf çekmeye gelmiştik. Durumdan hiç mutlu değildim. Kızı bir oraya bir buraya alıp fotoğraflarını çekmekte zorlanacaktım. Ama sonra bu kızın bu durumunu anlatacak tek şans belki bizdik. Belki bu hikayeyi iyi sunarsak birileri bu kıza yardım edebilirdi. O yüzden Yangon’lu genç fotoğrafçıya nasıl fotoğraflar çekmesi gerektiğini anlatıp ona doğru kadraj, doğru kompozisyon nasıl olmalı konusunda yardımcı oldum.

kiz

1 saat ancak durabildim. Havada kararmaya başlıyordu. Geri dönmemiz uzun sürecekti. Haydi artık gidelim dedim ve ordan ayrıldık. Myanmar’daki 2. günümdü ve enteresan başlamıştı serüvenim. Sonrasında Yangon’lu genç fotoğrafçı bir motorsiklet ayarladı. 3 kişi bir motora binip yola çıktık. Ben Yangon’a geri dönelim diye tuttururken Yangon’lu genç fotoğrafçı hayır bu gece burda kalalım dönüş çok zor otobüslerde yer bulamayız dedi. Peki dedim. 1 saat kalıcak yer aradık ama bulamadık. Sonrasında yoruldum ve hadi ne olursa olsun Yangon’a geri dönelim dedim ve onu ikna etmeyi başardım. Gelen ilk otobüse atladık. Otobüste adım atacak yer yoktu. Ben Hindistan’dan alışıktım bu duruma. Sorun değildi benim için. Yangon’lu genç fotoğrafçı sıkılıp duruyordu. Arasıra yüzüme bakıp yüzünü ekşitiyordu. Bende gülüyordum. Dönüş yolu 3 saat sürdü. Döndüğümüzde hemen 6 kişi ile paylaştığım odama gidip bugüne kadarki hostellerin en rahat yatağına uzanıp uyudum. Yatak gerçekten çok rahattı.

Yangon’da yapmanız gereken bir tren seyahati var. Tren sabah 10:10 da hareket ediyor. Yangon tren istasyonundan bu treni yakalayabilirsiniz. Ücreti 200 Kyat (0.50 kuruş). Tren 3 saat boyunca Yangon şehrinin etrafından dönüp başladığı noktaya geri geliyor. Hem Yangon etrafını görmek için büyük bir şans, hemde Myanmar’lı insanları daha yakından görüyorsunuz. Hostelde tanıştığım Kanada’lı Kristin ile sabah trene bindik. Tren Myanmar’lı insanlarla dolu. Bir istasyondan diğerine hareket ediyorsunuz. 3 saat boyunca 14-15 istasyon görüyorsunuz. Kesinlikle yapın çok zevk alıcaksınız demiyorum ama en az bir kere yapılması gereken bir olay diye kenara not alın. Birde trene binmeden önce tuvaletinizi yapmayı unutmayın. Çünkü trende tuvalet yok.

train-yangon

Eğer tuvaletiniz gelirse ki benim geldi, sıkıntı yaşayabilirsiniz. Dediğim gibi insanlar gerçekten çok yardımsever. Birisine adres falan sorarsanız sizi adrese götürürler. Bende trenin hareket emrini veren adam tuvaletim geldi dedim. Adam bir bana baktı birde arkadaşına. Aralarında biraz konuştuktan sonra bana döndü ve sana 2 dakika veriyorum dedi. Nasıl yani dedim? Treni istasyonda durdurcam ve sen tuvalete koşacaksın dedi. Tamam dedim. Nitekim Tren durdu ve ben koşmaya başladım. Ama tuvalet nerdeydi ki? Nereye koşmalıydım? Önüme çıkan herkese tuvalet diye bağırıyor ve onlarda panik halinde bana elleriyle yönü gösteriyorladı.Tuvaleti buldum. Dışarıda tren beni bekliyor. Aradan 15-20 saniye geçti tren kornasını çalmaya başladı. Stres oldum. Kemerimi takmadan tuvaletten çıktığımı hatırlıyorum ve en arkadaki vagona koştuğumu. İstasyonda bir kalabalık var ve bana birşeyler işaret ediyorlar. Önce anlamadım ama sonrasında karşı raydan gelen treni gördüm. Zannedersem bana atla atla diyorlardı. Bir gelen trene baktım birde benim trene. Zannedersem atlamaktan başka şansım yoktu trenin önüne. Trendeki herkes pencerelerden sarkmış bana bakıyor şaşkınlığıma kahkahaları ile cevap veriyorlardı. Neyseki karşıdan gelen tren hızını kesmiş idi. Kendi trenimin herhangi bir vagonundan girdim ve karşı taraftan çıktım. Sonra en arkadaki vagonuma doğru koşup adama tamam dedim. Herhalde dünyada tuvalet için bütün trenin beklediği tek ülke Myanmar’dır. İnsan trene bir tuvalet koymazımı 🙂

Akşam üstü gidip güneş batımında Yangon’un tam göbeğindeki muhteşem SHWEDAGON PAGODA yı görmek istedim.

SHWEDAGON PAGODA

Shwedagon pagodası dünyanın en meşhur pagodalarından bir tanesi. Tarihi 2600 yıl öncesine dayanan bu pagoda aynı zamanda her budistin bir kere de olsa gelip ziyaret etmesi gerektiği kutsal bir tapınak. Buna budistlerin haccı da diyebiliriz. Shwedagon pagodası önce 66 feet yüksekliğinde inşaa edilmiş. Sonrasında 326 feet yüksekliğindeki son halini almış. İçerisinde Buddha’nın 8 saç teli bulunuyor. Shwedagon pagodası içerisinde 3154 altından çan ve 79.569 pırlanta ile dekor edilmiş. Hayatımda gördüğüm en güzel pagoda bu. Yangon’da kesinlikle gelip ziyaret etmeniz gereken biryer.

Shwedagon-pagoda-2
Shwedagon pagoda

Kesinlikle 3-4 saat zaman ayırabilirsiniz. Güneş batımı zamanını sakın kaçırmayın. Shwedagon pagoda kuzey,güney,doğu ve batı olmak üzere 4 girişe sahip. Herbir girişin etkisi farklı oldu bende. Zamanınız varsa diğer girişleride deneyebilirsiniz. Pagodanın etrafında haftanın 7 günlerini temsil eden, sabah ve akşam olmak üzere 14 tane heykel var. Mesela ben çarşamba sabahı doğdum. Gidip çarşamba sabahı heykelini buluyorsunuz. Sonra isteğiniz ne ise ona göre heykelin üzerine kase kase su döküyorsunuz. Mesela aşk mı istiyorsunuz, o zaman heykelin kalbine su dökmeniz gerekiyor. Zihin açıklığı mı istiyorsunuz, o zaman heykelin başına su döküyorsunuz. Bana enteresan geldi. Gidip kendi heykelinizi bulun. Shwedagon pagodaya giriş 8000 Kyat (19 lira).

19TH STREET

Tamda Yangon’da gece hayatı,bar,mar yok derken fotoğraf festivali ekibi beni  yemek yemeye19th street’e davet etti. Ben ve 2 arkadaşım 19th street’e girdiğimizde gözlerimize inanamadık.

19th street yangon

Burası aslında Yangon’un China Town’uymuş. Heryer sokak yemekleri ve birsürü Myanmar’lı etrafta yemek yiyor. En çok turisti zannedersem bu sokakta gördüm Myanmar’a geldiğimden beri. İşin daha ilginç yani, birkaç bar açmışlar ve bardak Mohito’yu 800 Kyat (2 lira) ya satıyorlar. Hani bar mar özledik derseniz kesinlikle görülesi biryer. Sokak yemekleride harika bu arada ama pahalı.

Yangon fotoğraf festivalinin sergilerinin açılış tarihi 13 Şubat. Bu tarihe kadar Yangon’da kalmam biraz saçma olacağı için, festival yöneticileri ile konuştum ve ben yola çıkıyorum, 2 hafta sonra dönerim dedim. Onlarda bunu anlayış ile karşıladılar. Biraz yol yapmak istiyorum. 3-4 gün Yangon fazla geldi. Burdan Bagan’a geçicem. 18.500 Kyat (43 lira) ya 9 saat sürecek olan bir otobüs yolculuğu beni bekliyor. Bagan hayallerimin yeri. 4-5 gün fotoğraf çekmek istiyorum. Yangon yazımı biraz geç paylaşıyorum kusura bakmayın. Bagan aklımı başımdan aldı.

Bagan yazımı bekleyin.

Sevgiler

Tarık

Leave a comment