Siz hiç “Işık Ülkesi”nden geçtiniz mi? (LİKYA)

LİKYA YOLU

Likya  Anadolu’nun Teke Yarımadası’nı kapsayan antik bir bölgedir. Aynı zamanda bu bölgedeki antik kentlerin oluşturduğu bir federasyon ve daha sonra da Roma İmparatorluğu’nun bir eyaletidir. Likya’ya  “Işık Ülkesi” de deniliyormuş. Fethiye’den yola çıkıp Antalya’da noktalanan ve Teke Yarımadası’ndaki patikaları kapsayan yürüyüş rotası tarihten aldığı isimle ‘Likya Yolu’ olarak isim verilmiş.. Bu yol benim 1999’dan beri gidip kısım kısım yürüdüğüm bir yoldur. Tam parkur 509 km olup yol boyunca 19 antik Likya kentinin kalıntılarını geçerek parkuru tamamlarsınız. Bunlardan bazıları (Antiphellos, Sdyma, Letoon, Limyra, Simena, Xanthos, Patara, Apollonia, Chimera, Myra, Olympos, Phaselis) dır.  Patikaların tümü hemen hemen sahil şeridinden geçmektedir. Bu yolu baştan sona yürümek için toplamda 30 güne ihtiyaç duyarsınız. Tabi bu süre biraz azalabilir ve çoğalabilir. Bu rota 1999 yılında doğa yürüyüşçüsü ve yazar Kate Clow tarafından kültür turizmine kazandırılmış ve 509 km boyunca bu parkur işaretlenmiştir. Yani kaybolma veya yolu bulamama şansınız hemen hemen hiç yoktur. Yürüyüşün en uygun zamanları bahar ve sonbahardır. Ama ben kesinlikle bahar aylarını tavsiye ederim çünkü o doğadaki çiçekleri görme şansınız olucaktır. Yürüyüş günde minimum 4-5 maksimum 8-10 saatdir.  Yolda yürür iken tek sorun olabilecek konu suyu bulmak ve ona göre su ihtiyacını gidermek bence en önemlisi olup bu ihtiyacı da birçok yerde olan su kaynaklarından giderebilirsiniz. Konaklama konusuna gelince hemen hemen her noktada bugalowlar kurulmuş ve Likya yolu bir turizime dönüşmüştür. O yüzden kalıcak yer bütün parkur boyunca iyi organize edilmiştir. Kalınması gereken birkaç ver var benim kanımca güzellikleri açısından, oda size kalmış çadırı taşımaya değip değmiyeceği. Benim önerim şu yönde olucaktır. Kesinlikle fazla yükden sakının. Yanınıza aldığınız eşyalar minimum seviyede olsun. Ben şahsen çadır taşımazdım. Parkurun bazı noktaları gerçekten inişli çıkışlı. Ama tabi bütün parkur çadır ile daha ucuz ve doğa ile iç içe oluyor. Tabi burda bu sefer yemek olayı devreye giriyor. Yemeğide beraberinde taşımak bu sefer sizi beklemediğiniz kadar zorluyacaktır. Bütün parkuru ben tekrardan yürüyecek olsaydım kesinlikle yürüyüş planımı bungalowdan bungalowa yapardım. Çünkü yolunuz uzun ve dinlenip iyi yemek yiyip ertesi güne daha  hazır bir şekilde yola çıkmak en akıllıcası olucaktır.

Likya yoluna eğer Fethiye tarafından başlıyacak iseniz , başlangıç noktanız Ovacık olucaktır. Başlangıçdan sonra önünüze çıkacak olan Kayaköy benim en çok sevdiğim köylerden biridir. Bu köy zamanında tamamı rum 3000 nüfuslu bir köydü. Günümüzede halen 40 hanesi ayakta kalabilmiş ve uzun zaman önce terkedilmiş bir yereşim yeridir burası. Tam ortasında hakim bir noktada gördüğüm en güzel kiliseye sahiptir kayaköy. İşte burdan geçerek baba dağın eteklerini tırmanarak Ölüdeniz’i görebildiğiniz en güzel manzara ile görürsünüz. Ordan Faralya’ya gelip burda 1 gece kayaların üstündeki bungalowlarda konakladıktan sonra yolumuz Kabak’a gelir. Kabak’ı görür görmez açık olursunuz. 1 gece yerine iki gece ve hatta üç gece kalmak isteyeceksiniz. Ama yolunuz uzun ve tekrar yola cıkarsınız. Likya yolunun en zor tırmanışlarından birtansei ile karşı karşıyasınızdır. Kabak’dan Alınca’ya varmanız gerekir. Yukarıya baktığınızda nerden geçiceğinizi kestiremezsiniz. Çünkü karşınızdaki dağlar geçilmez görünür gözünüze, ama likyalılar bulmuşlardır en iyi ve geçilebilecek yolu. Alinca’ya varınca bir oh çekersiniz. Manzara inanılmazdır. Buraları neden daha önceden keşfetmedim diye kendinizi sorgulamaya başlarınız. İsterseniz Alıncada bir gece kalın ama yürüseniz bence daha iyi olur. Alinca’dan sancaklı koyunuda geçip Gey’e ulaşmanız lazım ve burda bir köy evinde konaklamak en akıllıcası. Gey’den ertesi gün tekrar yola çıkarak Sidyma’ya varıyorsunuz. Burası antik likya kentidir. Harabeleri gezip yolumuza devam etmemiz gerekir. Yolumuzun üstünde Letoon antik şehride vardır. Burdan uzun bir yürüyüş ile birlikte Türkiye’nin en uzun plajından geçerek (18 km) Patara köyüne  ulaşıp burda dinlenebilirsiniz. Patara bildiğimiz Noel babanın doğduğu yer olduğu söylenmektedir. Benim için çok özel biryer. Vaktiniz olursa kesinlikle antik şehri gezmenizi tavsiye  ederim. Patara’dan Bezirgan’a uzun bir yürüyüş bizi bekliyor olucaktır o yüzden iyi dinlenmeniz gerekiyor. Akbel’e kadar yürüdükten sonra burdan sonrası Likya yolu Kalkan’a giden giden asfalt üzerinden devam ediyor. Bu asfaltda bir süre yürüdkten sonra sağ taraftamüthis Kalkan manzaraları ile karşılaşıcaksınız. Bezirgan’da güzel bir uyku çektikden sonra Gökçeören’e doğru tekrardan yola çıkıyoruz. Birsüre su kanalı boyunca ilerliyen bir yoldan ilerledikten sonra tepelerin arasından bir geçide ulaşıyorsunuz. Pınarı geçtikden sonra tekrardan Kalkan’a giden asfalta iniyoruz. Bu asfalt yol bizi birsüre sonra meşhur Kaputaş vadisinden Kaputaş plajına götürecektir. Gördüğüm en güzel plajlardan biri işte karşımda. Hava kararmadan Gökçeören’e varıyorum ve ilk işim eşyalarımı yıkayıp uyumak oluyor. Sabahın erken saatlerinde horoz sesiyle uyanıp adımlarımı Susuz’a doğru atmaya başlıyorum. Susuz parkuru zor bir parkur. Burda dik tırmanışlar bizi bekliyor. Yolun sonunda kalıcak sadece bir tahta divan var. Geceyi burda konaklamanız gerekecek. Ama inanın o yorgunlukla dünyanın en rahat yatağı gibi gelebilir. Susuz’dan Kaş’a gidiyoruz. Bu yol genelde inişli bir yol ama inişde insanı zorlıyan birşey. Özellikle sırtınızda bir yük var ise. Kaş’a vardıktan sonra medeniyete gelmiş gibi hissedebilirsiniz. Burda 2 gün kalmak isteyenler olabilir. Kaş’dan sonraki hedefimiz Aperlai olucak.  Bu yol kıyı şeridi boyunca yapılacak yürüyüşler ile tamamlanıyor. O yüzden yanınıza bol su alın. Bu yolda su kaynakları oldukça sınırlı. Yol boyunca deniz manzaralı kaya mezarlıklarını geçiceksiniz.  Aperlia’ya vardınca etrafınıza baktığınızda harabeleri görüceksiniz. Ya burda kamp yapıcak yada olan 2 evden yardım istemeniz gerekiyor. Aperlia batık kentde bir gece kaldıktan sonra istikamet Kekova. Bu yol alıştığımız günlerin yürüyüşüne göre biraz kısa bir yürüyüş. Yolun sonunda kekova’ya varıcaksınız. Kekova’yı ben ilk gördüğümde gözlerime inanamamıştım. Giderseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Burayı gezin ve coğrafyanın tadınız çıkartın. Kekova’dan sonra Demre’ye varmamız gerekiyor. Demre’ye doğru 22 km yürüdkten sonra karşımıza yine asfalt çıkacaktır. Asfalt’a vardıktan sonra isterseniz dolmuş ile devam edebilirsiniz. Asfalt’da yürümek biraz tehlikeli olabileceğinden bunu söylüyorum. 4 km sonra Demre karşımızda. Demre’de güzel bir uyku ve yine yollar bizi çağırıyor. Buğun Goncatepe’ye varmak için yola çıkıyoruz. Bu etapda yine dağlara doğru tırmanıyoruz. Denizi ancak çok uzaktan görmek mümkün. Bu yolun başlangıcı Myra’nın giriş kapısıdır. Yolu sonunda ise yayla sizleri bekliyor. Sabahında tekrardan yürümeye başlıyoruz. Hedef bu sefer Finike. Bu sefer dün tımandığımız tepeleri inme zamanı. Finike’ye ulaştıkdan sonra arkanızda Likya yolunun en zor parkurlarından birini geride bırakıyorsunuz. Finike’den Mavikent’e 22 km’lik bir asfalt yol var. Bu yolu ister yürüyün, isterse dolmuşa binin ve ordan Mavikent’e ulaşın. Çünkü 22 km asfalt hem tehlikeli hemde manasız olucaktır benim için. Mavikent’den benim en çok sevdiğim bir noktaya varıcağız. Gelidonya fenerine ulaşana kadar ki yürüyüş gerçekten çok güzel manzaralar ile dolu. Ama Gelidonya fenerine varınca karşınızdaki o muhteşem manzara ile karşılaşıyorsunuz. Burda tahta köşkün uzerinde konaklayın eğer boş ise. Eğer şanslı iseniz kimsecikler olmaz ve bütün fener ve manzara sadece sizin olur. Gelidonya fenerinde bir gece konakladıktan sonra Adrasan’a doğru yola çıkıyoruz. İsterseniz Adrasan’ı da geçip Olympos’a da yürümeye devam edebilirsiniz. Tanrıların yurdu Musa dağının tepesinden geçerek Olympos’a vardığınızda zaten herşey sizi büyülemeye başlıyacaktır. Antik yerleşimi gezerken kaybolmanın vermiş olduğu zevki ve yanartaş tırmanırken o manzarayı görmeyi unutmayın. Her zevke ve ortama göre bungalow bulma şansınız var. Burda 2 gece konaklayın bence. Zaten bunu hakettiniz. Burdan sonra Phaselis’e geçmekde heyecan verici olucak. Phaselis’e deniz kenarından yürüyerek çam ağaçlarının eşliğinde varıyoruz. Phaselis Likya bölgesinin önemli bir liman kentidir. Bu antik yerleşimi gezin ve tadını çıkartın. Bundan sonra artık deniz bitti. Karşımızda dağlar var. Denize güle güle deyip Gedelme’ye doğru yola koyuluyoruz. Gedelme ihtiyaçlarınızı karşılamak için son yerdir. Burdan sonra tahtalı dağının zirvesine yükselecegiz. İhtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra  tahtalı dağının zirvesine doğru yola çıkıyoruz. Gerçek bir zirveye tırmanacağız. 2000 metre üstüne çıkacağız. Burda dikkat etmek gerekiyor. Zirvede bulut var ise yürüyüşünüzü iptal edin. Eğer sis ile karşılaşıp yolunuzu kaybederseniz parkur sıkıntılı geçebilir. Zirve yaptıkdan sonra aynı yoldan geri Gedelme’ye dönüyorsunuz. İyice dinlendikten sonra Göynük yaylasına doğru tekradan yürümeye başlıyoruz. Artık Likya yolunun son etapları buralar. Ormanın içinden ve nehir kenarından yürüyerek Göynük yaylasına varıyoruz. Ve işte önümğzde sadece 1 parkur kaldı. Tarifi inanılmaz bir duygu. Göynük’de bir pansiyonda kaldıktan sonra Likya yolunun son gününe adım atıyoruz. Hisarçandır Likya yolunun son noktasıdır. 19 km lik bir yürüyüşden sonra işte son noktaya vardık. Likya yolunu yürüyerek bitirmiş olduk. Bu yol hepimiz için bir patika değildi artık. Himalayalar yürüyüşümde de aynı duygular vardı. Hisarçandır’a varmak Everest’e varmak kadar güzeldi. Umarım sizde birgün kendi Everest’inize varırsınız.

İyi yürümeler…

 

 

 

 

 

 

Leave a comment