Sibirya Ekspresi

1. gün  01.01.2014

1 Ocak 2014’de Moskova Yaroslavl istasyonunda 4 numaralı perondan saat 13:50 de Sibirya ekspresine bindim. Treni ilk gördüğümde aslında beklediğimden eski oldugunu farkettim. Ama bu bir sorun değildi. Ne pahasına olursa olsun 10 gün sonra Vladivostok’da olup 7 otizmli kardeşlerimin bana vermiş olduğu taşları pasifike atmış olucaktım. Evet önümde 9300 km lik bir yol vardı ve işte o trende önümdeydi. Biraz yürüdükten sonra dışarıda görmüş olduğum bir kondüktöre biletimi gösterdim ve evet doğru yerdesin gibi birşeyler söyleyip bana arka vagonları işaret edip ilerlememi söyledi. Biraz ilerledikten sonra 9 numaralı vagonu buldum ve karşımda vagonun sorumlusu bana baktı ve elindeki listeden ismimi bulup pasaportumu istedi. Çok da arkadaş canlısı görünmüyorlardı. Yüzlerinde gülücük yok adeta yaptıkları işi sevmiyorlar gibi geldi bana. Pasaport kontrolünü geçtikden sonra sıra kompartmanımı bulmaya geldi. Sıra sıra kompartmanları gezer iken işte benim numaram ve kompartmanım karşımda idi. İlk etapda 4 gün 3 gece ğeçireceğim kompartanım karşımda idi ve biraz sanki ufakmıydı ne:)

 

Yanımda en iyi arkadaşım Lara ile birbirimize baktık ve kahkaha atmaya başladık:) Yataklar 3 karış idi oturulacak yerler 2 karış 🙂 Olsun benim için aslında 1 karış bile olabilirlerdi. Hindistan’da yaptığım 7000 km lik yolculuğu kıyaslar isek şuan kral dairesinde idim.

 

Kompartman 4 kişilik ama yanımıza sadece 1 rus adam gelmişti. Hatta biraz önce karşımda yemeğini yiyip ara ara bana baktı. Lara kitabını okuyor ara arada uyuya kalıyordu. Hiç beklemediğimiz biranda yemekler geldi. Biz yemek geliceğini tahmin etmemiştik. Tada biletler rusça olduğundan dolayı üzerinde yazanları okuyamadık:) Herneden o yemekler geldi ise iyide oldu. Bugün de karnımız doymuştu 🙂 Karşımdaki adama ingilizce  konuşup konuşmadığını sordum ama  cevap alamadım. Aslında ben cevabımı almıştım. Ara ara el kol işaretleri ile anlaşmaya çalışıyoruz ama pek de becerikli değiliz. En iyi yaptığımız şey birbirimize bakıp gülmek.

 

Tren sakin görünüyor. Yan kompartmanlar boş. Bir yan kompartmanda dünyanın en güzel kedisi var. Sahibi onunla seyahat ediyor. Bilmiyorki ilerliyen günlerde onu mıncıklıyacağım:) Şuan üzerlerinde tek bir yaprak kalmamış yüzlerce ağacın ortasından karlarla kaplı muhteşem bir doğadan geçiyoruz. Gökyüzü gri ve heryer soluk. Tam aslında aklımdaki Rusya. Güneş batmak üzere. Geldiğimden beri güneşi göremedim. Umarım ilerliyen günlerde kendini bize gösterir.

 

 

 

17:42

 

———

 

Şuanda hava tamamen karardı. Ben ara ara PAULO COELHO’nun ELİF kitabını okuyorum. PAULO COELHO’da bu kitapta ucsuz bucaksız 9300 km’lik yolu baştan sona trenle kat etmeye karar verir. O yüzden bu kitap çok enteresan olucak benim için. Rus abimiz ile daha iyi anlaşıyoruz. Hatta sohbet bile  ettik. Ben İzmir fotoğrafları gösterdim hatta Rus mafyasından bile konuştuk. Şuan karşımda gazetesini aldı okuyor. Lara üstte yatağında kitabina dalmışken biranda sıcaktan şikayet etmeye başladı:) Tren sıcak bu arada. Şuan hepimiz pijamalarımızla oturuyoruz. Üstümde t-shirt var. Bakalım bu ilk gece nasıl geçicek. Ben gerçi alışığım ama Lara umarım sabaha kadar uyuyabilir. Dışarısı zifiri karanlık. Pencereden artık hiçbirşey göremiyoruz. Ben birazdan kitabıma devam ederim, yada film izlemeye de geçebilirim. Benim açımdan muhteşem bir dinlenme ve sakinlik bu tren. Birde 9300 km sonundaki ulaşacağım hedef. Yine taş atmak için yollardayım ve bunun vermiş olduğu haz. Özellikle 7 otizmli çocuğun bana verdiği taşları oraya ulaştırmak. O kadar önemli bir görev ki benim için bunu ne yazarak nede anlatarak anlatamam.

 

Bir adam var sürekli birşeyler satmak istiyor ve sürekli kompartmanın kapısından geçiyor:) Bana biraz hindistanı hatırlattı ama hiç alakası yok tabi. Ama bu adam da geldiğinde her defasındaki mimikleri hep aynı. Sanki ilk defa gelip birşey soruyormuş gibi yapıyor:) Hep bir ümit var birşey satın alıcağız diye:) Henüz birşey almadım ama bakalım yol uzun. Aldığım zaman  yazarım 🙂 Ve Lara’nın gözleri kapandı.

 

 

 

20:44

 

———

 

4 kişilik kompartmanda 5 kişi olduk. 1 kadın ve bebeği bize dahil oldu. Eyvah dedik sabaha kadar çocuk uyumayıp ağlıyacak. Bakalım neler olucak. Öyle birşey olursa tabi biraz can sıkıcı olabilir ama yapıcak da pek birşey yok. Çocuk çok tatlı ve hatta biraz oynadı bile benimle. Yarın kesin kucağıma  alıp fotoğraflarımızı çektiririm. Şuanda herkes yatağının üstünde. Kimsenin kimsenin yerinde durmasının anlamı yok bu saatden sonra. Neyseki biz şansımıza üst ranzaları almışız. İstediğimiz saatde uyur ve kalkarız. Aşağıda zannedersem sabah 9 dan sonra toparlanman lazım. En azından Hindistan’da öyle idi. Bir istasyonda bayağı bir durduk ve fotoğraf çekmeye imkanım oldu. Hava karanlık ama istasyonun ışıkları yetti gibi. Kondüktörden de bir ince fırça yediğimi de yazmadan geçemiyeceğim. Zanneti ki onun fotoğraflarını çekiyorum. Ama fotoğrafları gösterdiğimde tamam dedi:) Lara kıtabını okuyor, Rus abim gazete, Rus ablam ve çocuğu koridorda oynuyorlar. İşte şu ana kadar Sibirya ekspresi 🙂 Toplama 7 tane gece geçireceğiz bu trende, bakalım daha kimler inip binecek. Eyvahh çocuk ağlıyor hemde feci:) Neyseki 1 gece yolculuk yapıcaklar. Yarın ya yeni birileri gelir yada yalnız seyahat ederiz.

 

 

 

2. Gün  02.01.2014

 

 

 

08:59

 

Uyanalı yarım saat oldu. Gece aslında fena uyudum diyemem. Sadece sabah saat 4’de bebek avazı çıktığı kadar bi 10 dakika boyunca ağladı ama sonrasında neyseki sustu ve uyumaya devam edebildik. Dışarıda manzara gittikçe beyazlaşıyor. Kar kalınlığı artıyor ve muhteşem görüntüler karşıma çıkıyor. Trenin içi sıcak 24 derece. Sandiviç yapmak istedik ve peynir biraz erimiş:) Neyse buda bir lüks gözüyle bakmak lazım. Sibirya treninde eritilmiş peynir ile kahvaltı yapıyoruz:) Altımızdaki insanlar toparlanıyor zannedersem bugün trenden inecekler.

 

Saat 09:20 ve Perm’e vardık. Kompartmandaki iki konuğumuz burda indiler. Kompartman bize kaldı:) Hatta trenin yarısı nerdeyse burda indi diyebilirim. Dışarıda ince ince kar atıştırıyor. Saat 09:41 tren hala kalkmadı. Zannedersem bir sonraki istasyona kadar yalnız seyahat edeceğiz. Şuana kadar kimse yanımıza gelmedi. Ben bu arada dışarı çıkıp biraz etrafı fotoğrafladım.  Ve 09:50’de Perm’den hareket başladı.Birsüre kompartmanda yalnızız:)

 

 

 

 

 

AN

 

İki senedir bayağı yol kat ediyorum. Geçen seneki Nepal ,Hindistan maceramı birçoğunuz zaten takip etti. Bu sene ise tekrardan yollara düşmek benim için inanılmaz bir duyğu. Şuan Sibirya ekspresinde büyük okyanusa varmak için 8 gün yolculuk ediceğim. 2 gün sonra trenden inip 3 gün Baykal gölünü gezmeyi düşünüyorum. Yollarda ne  mu buluyorum? Bence herşey yollarda. Kaybettiğimiz herşey buralarda. Yolda gider iken o kadar çok kendimize vakit ayırıyoruz ki farkına varmadan işte biraz da kendimiz olabiliyoruz bence. Yeni bir yer görmenin vermiş olduğu haz, kendini keşfetmenin vermiş olduğu şaşkınlık kadar güzel.

 

Özgürlük uçmak kadar kolay birşey bence. Bende bu tren ile kanatlanıp uçuyorum sankli pasifike doğru yavaş yavaş, omuzumda 7 taş ile birlikte. Hayallerimden 1 tanesinin daha üstüne bir cizik atmanın vermiş olduğu haz ile birlikte hedefime adım adım, bazen trenin raylardan geçerken çıkardığı sesleri sayarak 9300 km’yi kat ediyorum. Seyahat benim için aynı zamanda bir baş kaldırış, bir ayaklanma, bir isyan. Bizi sınırlar içerisine hapsetmiş bir dünyaya karşı inadına dünyayı gezmek. O kadar içimize kapanmışız ki kendi sınırlarımız içerisinden dışarı çıkmak bizi artık korkutmaya başlamış. Ben ise bunun tam tersini sizlere göstermek istiyorum. Dışarısı o kadar ürkütücü değil. Lütfen sizde hayallerinizi peşinden koşun ve 1 defa bile olsa istediğiniz birşeyi yapmak için gayret gösterin. Görüceksiniz ki o kadar da zor değilmiş. Yollarda bazen aç bazen açıkta kalabilirsiniz. Ama inanın bu size çok iyi gelicek 🙂 An itibarı ile olman gereken en mükemmel  yerde olduğunu kabul ettiğin sürece herşey bir o kadar da daha kolaylaşıcak. Bilmem anlatabildin mi? Bun  hayatta an itibarı ile benim (penceredem dışarıya baktığım zaman) yolum şu ağaçların arasından geçiyormuş:) Ve ben bunu kabul ettim. Herşeyi yoluma bıraktım. O zaten beni gitmem gereken yere, geçmem gereken yerden geçirecekti. Ben ne yaparsam yapiim planlarım rotam tutmıyacak:) O yüzden tadını çıkar. Boşver yarını düşünmeyi, boşver dünü düşünmeyi. Anı yaşa. An o kadar kısacık bir zaman dilimidir ki. Bizler anı hiç yaşamıyoruz. Hep kafamız ya yarında yada dünde. Böyle olduğu sürece an yok oluyor. Anı yaşamadığın içinde dünün bir anlamı zaten kalmıyor, yarın ise yok oluyor. Demek istediğim şu; Dünü zaten degiştiremessin, yarın ise olması gereken olucak zaten. Ama anı yaşamaktan kaçma. Çünkü yaşadığın andır gerçekten zaman diliminde varolduğun. Anı anla!

 

Saat 18:43
Bilgisayarimin ustune cay dokuldu ve bilgisayarim acilmiyor. Suana kadar yazdiklarim da icinde. Umarim Baykal golunde tamir ettirecek yer bulurum. Bugun trende 2. Gun. Hersey guzel ve sakin geciyor. Kompartmanda 2 kisi seyahat ediyoruz. Buda bizi biraz rahatlatti. Dun gece kabus gibiydi. Sabahin 4 unde bebek aglamasi ile uyanmak super geldi 🙂  Disarida hava iyice karardi. Lara ve ben butun gun kitap okuduk. Ben yan kompartman daki kizla iphone sozlugu sayesinde sohbet ettim. Bir sonraki durak Tyumen zannedersem. Bilgisayar olayina cok canim sıkıldı ama yapicak cok birsey yok aslinda.
Saat: 20:08
Tyumende durduk. Yan kompartmandaki kiz cep telefonundan yazarak bana cantasini disariya kadar tasiyabilirmiyim diye sordu:) Bende tabiki yardim ettim. Disarisi -20 derece. Disariya cikmis iken fotografda cekerim defim ve muhtesem bir soguk ile karsi karsiya kaldim:) Kompartmanimiza bu istasyonda da birileri dahil olmadi. Bir sonraki istasyona (Omsk) kadar rahatiz.
3. Gün 03.01.2014
Dun gece yatar iken kapiyi kilitleyip yattik. Ve sabahin 3 unde beklenen oldu. Yeni misafirlerimiz gelmislerdi. Kapiyi actim ve homurdana homurdana yasli bir cift iceri girdi. Neyseki alt yataklarin ustunu temiz tutmustuk. 15 dakikada hazirlandiktan sonra isigi sondurup yatmaya karar verdiler. Ben sabahin 9 zuna kadar uyumusum. Trende nedense cok rahat uyuyorum. Adam sabah kalkinca birseyler soyledi bana rusca ama anlamadim.  Sonradan anlastik. Anlasilan Baykal golune kadar bizimle seyahat edicekler idi. Sabah benim kahvalti hazirladigimi gorunce kompartmandan cikip rahat yemek yiyelim diye bizi yanliz biraktilar. Cok ince ve zarif bir hareket ici. Baykala kadar bu cift ile zarif hareketler esliginde yolculugumuza devam ederiz. Bugun butun treni gezdim. Trende calisanlar pek arkadas canlisi degil. Cok fotograf cekmemi istemiyorlar. Bende cok fotograf cekmek istiyorum:) bakalim bir sekilde ortasini bulacagiz. En son vagon sadece cekik gozlu elemanlara ayrilmis her nedense.
Trende 3. gunumuz ve 2. gecemizi gecirdik. Bekledigim kadar sıkıcı degilmis. Hatta bana iyi bile geldi. Dun ELİF kitabimi bitirdim. Simdi SHANTARAM a devam edicegim. Bilgisayarimi acmaya calistim ama hala acilmiyor. Umarim Baykal golunde tamir ettirecek biryer bulurum. İcnde ilk 2 gunu anlatan yazilarim var ki benim icin cok onemliler.
11:00 de Noborkiye vardik ve 11:29 da yeniden harekete gectik. Bu trendeki 4 turistden biriyim. Ben, Lara ve iki Hollandali var trende. Geri kalan herkes Rus. Biraz once Hollandalilar ile sohbet ettim. Onlarda Tibete kadar gideceklermis:) tesadufun de bu kadari 🙂
Saat Moskova saati ile 17:22. Mariinsk istasyonundan 29 dakikalik duraksamadan sonra harekete gectik. Yarin aksamustu Baykal’a varmis olucagiz. Hollandali cift ile sohbet ettim gun icerisinde , bakalim belki Tibet’den Nepal’e gecme planlari var. Belki bende katilirim. Yarin aksam acentalarina mail atip proseduru ogrenicegim. Yolculuk guzel geciyor. Yakaladigim her istasyonda inip disarida fotograf cekiyorum. Soguguda hissetmiyor da degilim. Neyseki ustmdekiler saglam o yuzden korkucak birsey yok. North Face’e tekrardan tesekkur ederim.
Birazdan sarabimi acip yudumlamak istiyorum. Yilbasindan beri bisey icmedik. Baykal’a kadar trendeki son gecemde sarap icmek istiyorum. Hepinizin serefine 🙂
4. Gun 04.01.2014
Sabah gozlerimi actigimda gunes doguyordu. Masvavi bir gokyuzunu ve gunesin kar ustundeki yansimasini ozlemisim. Hava o kadar temiz ve parlak gorunuyordu ki inanamazsiniz. Hayalimdeki Sibirya iste karsimda idi. Bugun trendeki son gunumuz. Bugun Baykal golune varicagiz. 3 gece Baykal da kaldiktan sonra tekrar trene binip 3. Gunun sonunda Vladivostok, buyuk okyanusa varmis olucagiz. Baykala varir varmaz ilk isim bilgisayarimi tamir edicek birilerini bulmak olucak. İphone’dan yazmasi cok sıkıcı ve zor oluyor. Umarim tamir olur. Yoksa isim zor. Yasli cift hala bizimle seyahat ediyorlar. Herkes yolculugundan memnun. Arasira Hollanda’li arkadaslarimin yanina gidip onlarla sohbet ediyorum. Hatta oglen yemegimizi bile paylastik onlarla.
Suan sibiryanin tam ortasinda tren ile seyahat ediyorum. Pencereden disari baktigimda muhtesem parliyan bir gunes , bembeyaz bir dunya, tepecikler uzerine kurulmus agactan evler, basibos dolasan kopekler ve sogugu goruyorum. Hedfime yavas yavas yaklasmanin huzuru icerisindeyim.
Baykay’a varmaya birbucuk saat kaldi. 5153 km yi kat etmis olucaz hic trenden inmeden:) hayatimin en uzun yolculugu oldu bu.
IRKUTSK (Baykal Golu)

En son trenden yaziyordum ve Irkutsk a geldik. Geldigimizden beri muhtesem bir soguk pesimizi birakmadi. Bugun-34 u gordum. Guzel bir otelde kaliyoruz ve birazdan da trenimize tekrar binip 3 gun sonar buyuk okyanusa varmis olucagiz. 9300 km nin sonu orasi. Ama bircok seyin de baslangici olabilir. Unutmiyalim ki her son yeni bir baslangictir.

Irkutsk bize muhtesem Baykal golu ile selamladi. Gol henuz tumuyle buz tutmamis durumda. Ama eli kulaginda diyebiliriz. Havalar gittikce soguyor . Haftaya -50 lerin gelicegini soylediler. Biz o zaman muhtemelen Cin de oluruz. Birsey icin ozur diliyorum, trende bilgisayarim bozuldugu icin yazdiklarimi ve fotograflari ancak paylasabiliyorum. Bilgisayarimi tamire gonderdim ama sadece calistirabildiler ama ekran da goruntu yok. O yuzden Pekin e kadar tamir ettiremiyecegim. Burda internetin de saati 10 lira oldugu icin ancak bu kadar foto yukliyebiliyorum. Biraz tadimlik olsun J

Irkutsk daki ilk gunumuz sehiri dolasarak gecti. Dun ise baykal golunun kenarina gittik.Bugun ise ben eski buz kirici gemiyi ziyarete gittim. Hersey guzel ama dedigim gibi soguk kismen cok etkiliyor. Vucudumun kapali yerlerinde sorun yok ama yuzum acik oldugu icin buzlanma  yasadim 🙂 Simdi onumuzde 3 gunluk bir tren yolculugu daha  var. Alisverisimi yaptim. Sonucta trende 3 gun ekmek arasi peynir yiyicegimJ . 3 gun sonra Vladivostok`a varip taslari okyanusa atip hemen Cin`e geciyorum. Biraz heyecan var tabi. 9300 km yanimda getirdigim ve 7 Otizmli cocugun Seferihisar`da bana verdikleri tasi onlar icin Pasifik okyanusunda denize aticagim. Buradan sevgilerimi iletiyorum ve dost kalin.

Beni -34 de usutmedikleri ve desteklerini esirgemedikleri icin NORTH FACE ve Izmir DAG EVI`ne tesekkurlerimi sunarim

http://www.dagevi.com/

Tarik GOK

 

Comments (2)

Sayenizde yazılarınızı okuyarak biz de o bölgelere gitmeden neler yaşayabileceğimizi öğreniyoruz. Yolun açık olsun.

Tesekkurler dost.

Leave a comment