SEYAHATTEKİ YÜZLER

Biraz olsun kendi seyahatimi anlatmak istiyorum. Seyahat derken aklımıza ne geliyor? Haydi o zaman birlikte bir seyahate çıkalım. Buna hazırmıyız diye sorduğumda neyin hazırlığı diye sorular ile karşılaşıyorum. Evet seyahat hazırlık gerektirir. Öncelikle bir tatil değildir. Uçağa binip daha önce gitmemiş olduğumuz biryere gitmenin vermiş olduğu bu heyecana büyülenip aslında tek düşündüğümüz herşeyin çok güzel geçicek olmasımıdır? Bence yanılıyor gibiyiz. Bu olmamalıdır seyahat. Peki bir otobüse ile 30 km yolculuk yaptıkdan sonra seyahat etmiş oluyormuyuz? Evet oluyoruz aslında sozlük anlamına bakarsak. Ama herşeyi sözlük anlamı ile mi yaşayacağız? Yada kendi seyahatimizin ne olduğunu bilerek mi? Ben biraz kendi seyahatimden sizlere bahsedeceğim. Birlikte bir seyahate çıkacağız. Biraz uzun birazda kısa olacak bu yolculuk.

Yüzler göreceğiz çok. Hatta en çok hikayeler ile dolu gözler ile göz göze geleceğiz. Baktığımız zaman hayat haritasını o kişinin yüzüne okuyabileceğiz. Bunun yanında uzun mesafeler katedicek, mesafelede ilerler iken etrafımızda herşey değişecek. Güneş farklı yerden doğucak, ay başka biryerden batıcak, insanların kemik yapıları ve bakışları degişecek, hava soğuyacak yada daha fazla ısınacak, evden hiç olmadığımız kadar uzak yada yakın olacağız. Bütün bunlar bir duygu okyanusuna dönüşecek. Bu okyanusta kayığımıza binerek her duygunun üzerine yelken açabileceğiz. Başka duyguları keşfetmenin vermiş olduğu şaşkınlık ile kendimizi bu okyanusda kaybetmek isteyeceğiz. Kaybolmuş kendimizi belkide bulmuş mu olacağız? Dünyayı hiç görmediğimiz bir açıdan göremeye mi başlayacağız? Bu bakış ile birlikte dünya küçülecek ve mesafeler kısalacak. Çok farklı zannetiğimiz başka insanların aslında kendimiz gibi olduğunu göreceğiz. Bütün bunlar yazmak ile bitmez. Anlatılmaz yaşanır.

Dünya aslında o kadar küçük ki. Biz herşeyi gözümüzde büyütüyor gibiyiz. Mesafeleri kısaltmanın tek yolu o yola çıkmak ile başlıyor. Attığımız her adım bizi hedefimize yaklaştırıyor. Bir insanın yüzüne bakmak ile başlıyor aynı zamanda onu tanımak. Kendi yüzümüze daha iyi bakmak ilede kendimizi tanıma kapısını aralıyoruz belkide. Ben ekndimi daha iyi tanımamın kapısını seyahat ile buldum. Çünkü yollarda tek başımayım. Bütün olumsuzlukları kendim çözmek zorundayım. Yanımda tanıdığım kimse yok. Bu yüzden daha güçlü bir duruş sergilemek zorundayım yollarda. Zaman içerisinde kendini daha iyi görebiliyor bazende hayretler içerisinde zor durumlarda vermiş olduğun tepkilere bile şaşırabiliyorsun. İşte busun aslında sen yollarda. Yollardasın sen aslında sen. Yüzyüze gelmek birnevi kendinle. Kendin olabilmek aslında bütün mesele. Hiçbir yarış içerisine girmeden etraf ile seyahatine devam etmek. İçindeki egoyu yok etmek,kırmak ve hatta parçalamakdır seyahatin kazandırdıkları. Yüzündeki ufacık bir tebessüm bile kırar karşındaki ile arandaki duvarları. Sadeleşmektir yollar. Yüzlerin yumuşamasıdır. Onu anlamaktır beni anlamaktır, en önemlisi kendini anlamaktır seyahatin getirdiği. Aklımızın içerisinde daha önce giremediğimiz yere girebilmektir. Yoldur katettiğimiz ama bu yolculuk aslında içimizdedir. İçsel yolculuk başlar birsüre sonra. İşte o zaman daha iyi bakmaya başlarsın. Daha iyi görmeye. Gördükçe daha çok istersin görmek. Çünkü gerçeklerdir karşındaki. Bir filim değildir, bir kitap değil yada bir gazete. Tümüyle gerçek bir okyanusdur kaarşındaki seni her duyguya koşturtan. Özlem vardır yollarda. Neyi özlediğini bilmeden bir ordan bir buraya gitmek. Düşüncelerimizde bununla birlikte bir ordan bir buraya geçer. Seyahatteki yüzlerde bir ordan bir burdandır. İnişli çıkışlı duygularmıdır acaba bizi bu yolda götüren? Nereye gittiğimizi bilmeden ilerlemektir aslında seyahat. Çünkü gitmen gereken yerlere gideceksindir zaten. Bırak o seni alsın götürsün. Bu hayatta bir kere özgür bırak kendini ve hislerini. Güvenmektir aslında seyahat. Güzel bir eğitmendir yollar. Alır götürür. Aynı yolu geçmek istemessin hiçbir zaman. Çünkü o yol geçilmiştir. Sıradaki yol gelsindir seyahat. Aynı yoları geçmek zorunda kaldığımız hayatı geride bırakmaktır özgürlük. Nereye gittiğimiz sorulduğunda, özgürlüğe diye cevap vermektir aslında herşey. Kendimize ne istediğimizi sorabilmektir duygu okyanusu. Haydi o zaman yelkenler fora.

Kendi dünyamızın dışını biz sadece okuduğumuz gazetelerden ve televizyonlardan tanıyoruz. Bize her ülke anlatılmak istendiği gibi anlatılmış zamanında. Kimilerini düşman, kimilerini soğuk ve kimilerini kibirli bilmişiz. Belkide yakınlaştırılmak istenmedik yıllarca. Neyseki son zamanlarda internet ile dünyayı daha iyi tanımaya başladık. Ama karşımızda bu kadar güzel bir dünya varken neden biz oturduğumuz yerden dünyayı internet ve televizyondan tanıyalım? Haydi beraber bir seyahate çıkalım. Seyahatteki yüzleri görelim, hikayelerini dinleyelim, bildiğimiz doğruların aslında ne kadar da yanlış oldukları kanısına varalım. Dünya’nın sistemine inat karış karış basmadık toprak görmedik yüz bırakmıyalım. Bunları yapar iken de en önemlisi kendi yüzümüzün değişimine tanık olalım. Kendi yüzümüzü daha net görmeye başlıyalım. Seyahatin aslında birde ayna olduğunu unutmıyalım. Kendimize bu aynada bakmakdan korkmıyalım. İşte bunları adım adım yaşadıkça, beynimizin içine ördükleri duvarları yıktıkça, etrafımızdaki herşeyi olduğu gibi kabul ettikçe, farrkına varmadan da KENDİMİZİ kabul ettikçe işte o zaman algılarımız açılır ve seyahatteki yüzleri okumaya başlarız. Bir günaydın demenin vakti gelmiştir bence. Yolculuk şimdi başlıyor:)

Haydi o zaman birlikte bir seyahate çıkalım.

İyi yolculuklar…

Sevgi ile…

 

 

Leave a comment