Mandalay

Mandalay

Bagan’dan Mandalay’e geçmemiz gerekiyordu. İki seçenek vardı. Bunlardan biri hızlı tekneye binip 8 saat sonra Mandalay’a varmak. Bir diğeri ise yavaş tekneye binip 2 gün sonra Mandalay’a varmak idi. Biz tabiki yavaş tekneyi seçtik. Amaç çok daha fazla şey görüp yaşamak değil miydi? Sabah 5’de yavaş tekneye giriş yaptık. Teknede yerde yatan 4-5 kişiden başka kimse yoktu. Hemen bir köşeyi işgal ettik. Hiç hazırlıksız olduğumuzu orda anladım. Doğru dürüst oturacak yer yoktu. 2 gün burda konaklamamız gerekiyordu. Bizim yere serecek bir battaniyemiz bile yoktu. Ben biraz tekneyi dolaşıp kocaman bir hasır buldum. Ordaki çalışanlardan izin isteyip hasırı kullanma izni aldım. Hemen hasırı yere serip kendi alanımızı yarattık. Altımız tamam gibiydi. Şimdi sıra üstümüze geldi. Birden teknede battaniye satan kadınlar belirdi. Ben battaniye satın almak istemiyordum. Ne yapacaktım battaniyeyi ağırlık yapacaktı bana ilerleyen seyahatimde. Satın almak istemediğimi söyledim. Acaba hata mı yapıyordum? Bir süre sonra kadınlar bir daha geldi ve benden şampuan, parfüm yada t-shirt olup olmadığını sordu. Battaniye ile takas yapmak istiyorlardı. Bende hemen çantamdan yedek şampuanımı çıkartıp onlara verdim. Üstüne birde t-shirt istediler. Bangkok’dan aldıp kullandığım bir t-shirt’ü çantamdan çıkarıp onlara verdim. Onlarda bana battaniyeyi verdiler. Görünüşe göre herkes mutlu idi.

2H5A9318

Ben ve 2 arkadaşım battaniyeyi üzerimize serdik ve güneş doğana kadar uyumaya çalıştık. Resmen yerde yatıyorduk ve hiç rahat değildi. Ben zaten uyuyabildiğimi zannetmiyorum. Kalktım ve güneşin doğmasını bekledim. Teknede herkes yerde yatıp uzanıyordu. His olarak burda olup bunu yaşamak muhteşemdi. Tek sorun soğuk gerçekten rahatsız edici olmaya başladı. Bir karanlığa doğru ilerliyorduk. Bir süre sonra güneş ufukta kızıllığını göstermeye başladı. Renkler gitgide değişiyor yeni bir başlangıcın eşiğine doğru ilerliyor gibi hissediyordum. Güneşin doğum anını fotoğraflamak paha biçilmez bir olaydı benim için. Yaşamak istediklerimi yaşadığım için çok şanslı idim. Ama bunu ben yaratıyordum. Hayallerimin peşinden gidebiliyordum yada gitmek istiyordum. Sonrasında yüzüme vuran ilk güneş ışığı ile ısınmaya başladım. Arkasından arkadaşlarım uyandı. Bizden başka 2 turist daha bizimle teknede idi. Toplamda 5 turist Yolumuza devam ediyorduk. Tekne yol boyunca birçok ufak köyde durup çiftçiler tekneye yetiştirdikleri pirinçleri yüklüyorlardı. Gördüğüm bazı yüzler ve hisler gerçekten unutulmaz. Teknede biraz konforumuz yoktu ama kültür açısından lüksü yaşıyorduk.

2H5A9306

Mandalay’a gidiyorduk ama nerde kalacağımızı bile bilmiyorduk. Tripadvisor’dan LO LO LAY diye enteresan biryer buldum. Hemen telefon açıp 3 kişi ertesi gün için kalabilirmiyiz diye sorduğumda, kadın bozuk ingilizcesi ile dolu olduğunu söyledi. Tam telefonu kapatırken bir dakika deyip eğer istersek kadın evinde 7 dolar karşılığında bize yer yatağı hazırlayabileceğini söyledi. Bizde hemen olur dedik. Evde kalmak ilginç bir tecrübe olabilirdi. Kalacak yerimizi ayarladıktan sonra sıra geceyi atlatmaya geldi. Güneş batmaya başlamıştı bile. Birden gökyüzü hayatımda çok ender gördüğüm renklere bürünmeye başladı. Hemen makinemi çıkarıp bu anın tadını çıkarmaya başladım. Fotoğraflar makinemin ekranını sanki alevler almıştı.

Mandalay

Gökyüzünün kızıllığı gerçekten büyüleyici olmaya başladı. Yaklaşık 1 saat sürdü bu şölen. Hava kararmaya başladıktan sonra yemeklerimizi yiyip saati 23:00 yaptık. Yavaş yavaş uyuma vakti geliyordu. Tekne gece nehir kenarına çekti. Gece yol almayacağımızı söyledi kaptan. En azından motor sesinden kurtulmuştuk. Bütün üst başlarımızı üzerimize geçirip yavaş yavaş uyumaya koyulduk. Hava hiç korktuğumuz kadar soğuk değildi. Hatta bir süre sonra sıcak bile gelmeye başlamıştı. Sadece yerdeki tahtalar sırtıma batıyor, azda olsa rahatsız ediyordu. Bir süre sonra uykuya dalmışım. Saat 3 gibi uyandığımı hatırlıyorum. Böyle bir soğuk hiç görmedim demeyeceğim ama gerçekten soğuktu.

İki arkadaşımda uyanmışlardı. Yanımdaki arkadaşım birden çantasından çoraplarını çıkartıp ellerine geçirmeye başladığını gördüm. Sabah güneş doğana kadar soğuk bizimleydi. Güneş doğduktan sonra kendimize geldik. Asla unutamayacağım bir gece oldu benim için. Soğuk ve yapacak birşeyinin olmaması gerçekten çaresizliğin dibe vurduğu an.

              Mandalay’a vardığımızda öğlen olmuştu. Hemen taksiye atlayıp bizi Lo Lo Lay’in hosteline götürmesini istedik. Lo Lo Lay’e vardığımızda Mama bize doğru kollarını açarak sarılmak için bize doğru geliyordu. Herkes ona Mama (Anne) diyordu. Biranda bizimde annemiz oldu. Nasıl olur diyeceksiniz ama oluyor işte. Mama bize yoldan geldik diye ikram etmediği bir şey kalmadı. Evine alıp götürüp yer yataklarımızı serdi. Kendimizi gerçekten evde hissediyorduk. Yolculukta o kadar önemliki evde hissetmek anlatamam. Bazen oluyor hiçbirşeyi düşünmek istemiyorsunuz. İşte buda o anlardan biriydi. Mandalay’da 3 gece kaldık. Vardığımız gün hiç birşey yapmadık. Hala teknenin sersemliği üzerimizde idi. 2. gün bisiklet kiralayıp Mandalay sarayını (Mandalay Palace) ve Mandalay tepesini (Mandalay Hill) görmeye gittik.

2H5A9865

Mandalay sarayı beni pek etkilemedi. Gidip kesin bir kere görülmeye değer ama çok bir şey beklemeyin. Mandalay Tepesi bugünün bende en güzel bölümüydü. 230 metre yüksekliğindeki bu tepeye sayamadığım kadar çok merdivenle çıkmak zorundasınız. Tırmandıkça birçok Buda heykeli karşınıza çıkıyor. Tepeye tırmanmanın amacı güneş batımını izlemek. Tepede hiç görmediğiniz kadar turist sizleri bekliyor.  En güzel bölümü ise manastırlardan gizlice bu tepeye gelen rahipleri görmek. Tek amaçları turistler ile biraz sohbet edip ingilizcelerini geliştirmek. Ben bir tanesi hayatımın en güzel sohbetini ettim. Tertemiz ruhu ile karşımda oturup benimle duygularını paylaşıyordu. Hiç parası yoktu. Almak istediği kitapları ablasının yardımları ile aldığını söyledi. Zorla para verdim ve istediğini git al dediğimde gözleri doldu karşımda. Unutulmaz anlar…. Beni hiç unutmayacağını söyledi. Bende onu unutmayacaktım. İmini, soyadını ve adresini kağıda yazıp onu tekrar ziyaret edeceğime söz verdim. Sonra ordan ayrılıp hostelimize geri döndük.

2H5A0448
U Bein Bridge

Mandalay’de 1 günümüz daha vardı. Mandalay’ı en iyi görmenin tek yolu bütün gün taksi kiralayıp heryeri gezmek. Bizde öyle yaptık. 4 kişi 35 dolara taksi tuttuk ve son günümüzde bütün Mandalay’ı gezdik. Birbirine benzeyen yüzlerce pagoda.

U Bein Bridge

Taksi bizi güneşi batırmak için Mandalay’ın meşhur köprüsü olan U Bein köprüsüne (U Bein Bridge) götürdü. Kesinlikle tavsiye ederim. Özellikle ters ışık fotoğraf meraklıları için bulunmaz bir köprü. Ve günümüz burda sona erdi.

2H5A0409
U Bein Bridge

           Mandalay bitti gibi görünüyordu. Hemen yeni plan yeni yer. Yollara tekrar çıkmanın vakti gelmişti. Daha kuzeye Hsipaw’a gitmeye karar verdik. Hsipaw’a sabah 4 trenini yakalamak zorundayız. Bu tren yolculuğu 11 saat sürecek. Bakalım yollarda bizi neler bekliyor. Mandalay şimdilik bu kadar.

Yorumlarınız ve destekleriniz için teşekkür ederim.

Sevgiler

Tarık

          

Comments (6)

Sevgili Tarık kendimi seninle beraber o Mandalay seyahatin içinde hissettim , duygunu Yazında çok iyi vermişsin…
Hsipaw yolculuğunda yeni heyacan ve duygularla olmanı dilerim…Sevgiler

Teşekkür ederim Tuncay abi:)

Fotoğraflar kadar hikaye de çok güzel ve akıcı. Teşekkürler Tarık. Olayların içine kendimizi kaptırmaya başladık. Bu, hikaye fotoğraf ilişkisinde ne kadar ustalaştığını gösteriyor, duygularını yansıtabilmen çok başarılı.
Sevgiler

Asıl ben çok teşekkür ederim 🙂

Çok keyifli resimler ve anlatım için sonsuz teşekkürler…

Asıl ben çok teşekkür ederim 🙂

Leave a comment