Hsipaw

HSIPAW

11 saatlik tren yolculuğundan sonra Hsipaw’a vardık. Bu tren yolculuğu hayatımın en sallantılı yolculuklarından biriydi. Tren resmen beşik gibi sallanıp durdu yol boyunca. Bir ara arkadaki vagonun kopup bizden ayrılacağını sandım. Yinede çok şikayet etmiyeyim. Çok daha kötülerini gördüğümü biliyorum. Tren muhteşem bir rotadan geçiyor. Bazen de ormanın içinden ilerliyoruz, bazende muhteşem köprülerden geçiyoruz. Öyle bir köprüden geçtikki inanamazsınız. Demirden yapılmış olan bu Goteik Viaduct köprüsü bu rotayı meşhur hale getirmiş zaman ile. Bu köprü Myanmar’ın en yüksek köprüsü. Trenin içinde herkes köprüye gelip fotoğraf çekmek için sabırsızlıkla bekliyormuş. Köprüye yaklaşınca trenin içindeki herkes pencerelere hücum edip köprünün fotoğrafını çekiyor. Muhteşem bir vadinin üzerinden yavaş yavaş bu tren ile geçtik.

 Goteik Viaduct
Goteik Viaduct

Gerçekten herşey muhteşem.

Hsipaw’a varınca ben ve 2 arkadaşım hemen bir otel bulduk. Kişi başı 10 dolara anlaştık. Geldiğimiz ilk gün pek bir şey yapmadık. Biraz yol yorgunluğunun tadını çıkarıp kasabayı dolaştık ve yemek yedik.

Ertesi gün planımızda motor kiralamak vardı. 3 kişi olduğumuzdan dolayı ya 2 motor kiralayıp çok para ödeyecektik, yada ben 1 motor kiralayıp köşeyi dönünce üçümüz bir motora binecektik. Asya’da 1 motora on kişi biniyorda biz neden üç kişi binmeyelim dedik.

Motoru kiraladığım yer Müslüman bir aile çıktı. Benimde Türk olduğumu öğrenince hemen beni akşam yemeğine davet ettiler. Ben motoru tek başıma kiralıyordum, bilmiyorlardı ki benim 2 arkadaşım daha vardı. biz 3 kişiyiz deyince, onlarda gelsin dediler. Tamam dedim akşam saat 7’de burdayız. Hemen motoru alıp arkadaşlarımın yanına gittim. Akşam yemeğe davetliyiz dedim. Önce şaşırdılar sonrada tamam gideriz dediler. Sonra otelin resepsiyonuna geçtik. Resepsiyona şimdi biz motorla nereye gidelim diye sorduğumda adam bana bir harita çıkarttı. İşte burda olayın ciddiyetini anladım. Myanmar’da iç savaş vardı. Biz tam iç savaşın sınırına gelmiştik. Shan bölgesinin durumu uzun zamandan beri karışık idi. Bizde Shan bölgesine girmiş bulunuyorduk. Adam resmen bana Hsipaw’dan çok uzaklaşma. Zaten gidemezsin yolda durdururlar seni hiç deneme dedi. Ne kadar tehlikeli olsada bir yandan gidip görmek de istiyordum. Görünüşe göre burdan daha ileriye gitmek imkansızdı. Burdan sadece Mandalay’a geri dönebilirdik. Ben resepsiyondaki adama tamam diyip haritayı aldım. Arkadaşlarıma varmısınız dedim iç savaşa doğru motorla gidiyoruz. Onlarda evet varız dediler. Hemem  motorun deposunu doldurup önce görmemiz gereken bir köye doğru yola çıktık. Tabi biz köyü bulamadık ama şans eseri bir manastıra denk geldik. Etrafı mezarlık olan bu manastırda bir sürü çocuk rahip vardı. Kahvaltı vaktine denk gelmiştik. Benim için muhteşem bir fırsattı bu fotoğraf çekmek için. Arkadaşlarım mezarlığı gezerken ben çocuklar ile takılıp onların fotoğraflarını çektim bir süre.

2H5A0606

Sonrasında tekrardan yola koyulduk. İç savaş bölgesinde olup daha önce hiç gitmediğin bir yere doğru motor ile gitmek kadar zevkli bir şey yok. Tamam yaptığımız tehlikeli birşeydi ama bizlerle pek işleri olacağını sanmıyordum. 1-2 saat ilerledikten sonra farkına vardık ki biz yanlış yola sapmışız. Hemen ordan geri dönerken ileride bir tepenin üzerinde bir tapınak gördük. Gidip tepenin üzerine çıkıp o tapınağı görmek istedik. Hemen motoru toprak yola doğru çevirdim. Ufacık bir köyden geçip tepenin eteklerine vardık. Motoru kenara park edip tepenin zirvesine doğru çıkmaya başladık. Zirveye yakın bir ağaç ev vardı. Belli ki burda bir rahip yaşıyordu. Henüz onu görmemiştik ama buralarda olduğundan emindik. Biz direk zirvedeki Buda’nın yanına çıktık. Manzara müthişti. Biraz bu tapınağın keyfini çıkardıktan sonra aşağıya inmeye karar verdik. İnerken birden karşımızda rahip belirdi. Bizi hemen evine davet etti. Evine girdiğimizde çok basit bir hayatı olduğunu anladık.

2H5A0737

Evin içerisinde din ile ilgili olmayan çok bir şey yoktu. Bize hemen kahve ikram etti. İngilizcesi çok iyi olmadığı için karşımızda genelde sessizce oturup durdu. Biz bir şeyler sormaya çalıştık ama pek aradığımız cevabı alamıyorduk. Zaman ilerliyordu ve bizim yakalamamız gereken bir iç savaş vardı. Kahveler için teşekkür edip tapınaktan ayrıldık. Motorumuza binip doğru yolu bulduk. Gitmek istediğimiz yerde bir göl olduğunu biliyorduk. Amacımız o göle ulaşıp sonrasında bir ilerideki köye gidip geri dönmekti. İç savaş bölgesindeydik ama gerçekten amacımız iç savaş falan görmek değildi. Sadece kimsenin gitmediği yerleri keşfetmek idi. Bir süre sonra göle vardık. Tabi karşımıza askeri araçlar çıkıyor bizede ince ince bakıyorlardı. Ben bir askerin bize gelip siz burda ne yapıyorsunuz diyeceğini açıkcası bekliyordum ama olmadı. Gölde bir süre geçirdikten sonra bir sonraki kasabaya doğru tekrardan yola koyulduk.

2H5A0755

Kasabaya vardığımızda biraz yorgun hissetmeye başlamıştık. Burası son durağımızdı. Burdan geri dönecektik. Çünkü ne benzinimiz nede zamanımız yeterdi daha ileriye gitmeye. Kasabada ilerlerken tabiki yol kenarlarında kim varsa bize el sallıyor hatta küçük çocuklar peşimizden koşturuyorlardı. Biz bir sağa, bir sola el sallamaktan önümüze bakamıyorduk. Biraz daha ileride ben ilginç bir yapı gördüm. Hemen motoru anayoldan çıkartıp o yapıya doğru sürdüm. Yaklaştıkça bu yapının bir manastır olduğunu anladım.

2H5A0788

İçeri girip motoru park ettik. İçerisiz kalabalık görünüyordu. Bizi gören herkes birden ayağa kalkmaya başladı. Teker teker yanımıza gelip bize bakıyorlardı. Kadınlardan biri bize hoşgeldiniz dedi. Biraz ingilizcesi vardı kadının. Bize bakan herkesin gözleri parlıyor ve yüzlerinde inanılmaz bir tebessüm vardı. Şaşırmıştık. Ben hemen buraya turist gelip gelmediğini sordum. Ne desinler beklersiniz? Buraya gelen ilk turist sizsiniz dediler bize. Buraya daha önce kimse gelmemiş. Dünyada böyle dokunulmamış yerler olduğunu görmek beni o kadar çok etkiledi ki anlatamam. Bir yandan bu tapınağa gelen ilk olmak güzeldi ama umarım son olurdum. Şimdi gidip bütün bu yaşadıklarımı herkese anlatıp birde sizlere yazacaktım. Sonra herkes oraya gitmeye kalkacaktı. Sonrasını da anlatmama gerek de yok zaten. Merak etmeyin gittiğim bölgenin adını yazmayacağım. Tapınağın heryerini gezdirdiler bize. Bana bir rahip eşlik etti.

2H5A0804

Hayatımda gördüğüm en saf yüze sahip olan bu rahip heyecandan konuşamıyordu bile. Daha 1 haftadır rahip olmuş 5 yaşındaki bir çocuğun fotoğraflarını çektikten sonra uzun dönüş yolumuza çıkmamız gerektiği için tapınaktan ayrıldık.

2H5A0768

Yol kenarında yemek yiyecek biryer bulup bütün esnaf eşliğinde yemeğimizi yiyip dönüş yoluna koyulduk. Dönüş yolu hiç durmadan geçti. Zannedersem 3 saat sonra Hsipaw’a varmıştık. Motor üçümüzü götürüp geri getirmişti. Benim için muhteşem birgündü. Hayatımda unutamayacağım nadir günlerden biriydi bu benim için. Sonrasında yetişmemiz gereken bir yemek vardı. Duşlarımızı aldıktan sonra ben önden motoru teslim etmeye gittim. Arkadan arkadaşlarım geldi ve yemek yiyeceğimiz eve girdik. İçeride bir kalabalık vardı. Sanki herkes bizi bekliyordu. Bizi yemeğe davet eden kadının bütün çocukları gelmişti yemeğe.

2H5A0826

Öyle bir sofra hazırlanıyordu ki gözlerimize inanamadık. Herkes bizimle konuşmak için can atıyordu. Sonradan öğrendim ki bu ailenin dedelerinden biri Türkiye’de doğmuş. O yüzden benimle çok ilgiliydiler. Sürekli Türkiye hakkında soru soruyorlardı. Ben ise Myanmar’ın durumu hakkında merak ettiklerimi sordum bütün gece. En iyi ingilizce konuşan adam bu kasabada doktordu. Biraz yaşamları zor gibi görünsede herkes mutlu görünüyordu. Çin sınırından gidip kaçak motor getirdiklerini anlattılar. Peki plakayı nasıl hallediyorsunuz dediğimde, burası Shan bölgesi, burda plaka kullanmıyoruz dedi. Yaşadıkları bölgede iç savaş içinde yaşasalarda bir şekilde duruma ayak uydurmaya çalıştıklarını gördüm. Yemeğimizi yedikten sonra evden ayrıldık ve odamıza geçtik. Myanmar serüvenimin en güzel yemeğini yemiştim. Ne güzel bir akşam oldu diyip durduk arkadaşlarımla. Ertesi gün arkadaşlarımla ayrılma vakti geldi. Bir arkadaşım trekking yapmaya geçiyordu. Öteki ise Mandalay’dan Bangkok’a uçup evine dönecekti. Ben ise Inley lake (İnle gölü)’ne geçmeye karar verdim. Akşam 4 de 12 saat sürecek olan otobüsümü yakalamam lazımdı. Akşam 4’e kadar çok zaman olduğu için Hsipaw’u gezmeye karar verdim. Hsipaw’da small Bagan diye bir mahalle varmış.

2H5A0840

Kesinlikle gidip görülmesi gereken biryer bence. Evlerin arasında 15-20 tane tapınak inşa edilmiş. Muhteşem bir atmosfer. Etrafta bir sürü manastır ve çocuk rahipler dolaşıyor. Bir manastıra girdiğimde çocuk rahipler meşe oynuyorlardı. Önce beni pek sallamadılar.

2H5A0881

Ben fotoğraf çekmeye devam edince teker teker çektiğim fotoğrafları onlara göstermeye başladım. İlgileri bana doğru kaymaya başladı. Sonrasında hepsinin fotoğraflarını çekmeye başladım. Oyunu bırakıp sıraya geçtiler fotoğraflarının çekilmesi için. Sonrasında da hepimiz bir fotoğraf çekildik ki birçoğunuz bu fotoğrafı gördü zaten.

myanmar

Enerjisi muhteşem olan bu fotoğrafı her zaman hatırlayacağım. Ordan ayrıldıktan sonra eşyalarımı alıp otobüsüme doğru hareket ettim. 12 saat sonra Inley gölüne vardıktan sonra görüşürüz. Şimdi yapmam gereken bir yolculuk var. Hepinizi öpüyorum ve sevgi ile kucaklıyorum.

Sevgiler

Tarık

Leave a comment