Niceliğin egemenliğindeki bir dünyayı terk edip, yönünü onun değerleriyle harap edilmiş ötekiye taraflı / tarafsız (!) bir gözle çevirmek, ve böyle bir serüveni seçim olarak yaşamına almak ; hiç şüphesiz, kişisel sınır ve sınırsızlıkların bilinmesini, biraz da cesaret ve emeği, beraberinde de tüm bunları “ En tenha yerlerde bile kendi içinde bir dünya ol “ (1) felsefesiyle harmanlamayı gerektiriyor ve bu ön görüyü gerçekleştiren “ Tarık GÖK’ün Hindistan‘ına, Merhaba… “ diyoruz. İlkelliğin armonisinin renk ve doku ile kaynaşıp, bir o kadar da yaşam, değer kontrastlıklarıyla buluştuğu bu işlerde; yakın olanın uzak, uzak olanın da yakın tutulduğu tüm gerçeklik kategorilerinin “ 7000 km. uzak ve kendime bir adım daha yakın ”(2) cümlesiyle sorgulandığını görüyoruz. Sanatta aşkınlık’ ı (sanatta transandantalizm) mercek altına alan bu yaşam /belge enstantanelerinde iç ile dış’ın, öz ile töz’ün, tekil ile çoğul’un, obje ile özne’nin sürekli birbirini imleyen, fakat bir o kadar da birbirlerinin yerine geçen diyalektik, kopmayan organik bağlarına şahit oluruz ve onları hiçbir şeyin bağımsızlığı ya da ilgisizliğinden söz etmeksizin yalın, fakat kuvvetli bir sıcaklıkla karşılayıp; her birinin portre, peyzaj ve belge anlamındaki bizdeki ilgilerini sorgusuz sualsiz kabul ederiz.

Nihayetinde özgünlükten kaynaklı böylesi bir durumda, deneyimin sınırlarının bir hayli zorlandığına ve her bir zorlanışta da bilinçle kavranması olası olmayan, sadece uğruna adanmışlık duygusuyla biçimlenen bu vazgeçilmez, biricik karelere ulaşırız. Artık bunlar, seçimli bir gerçekliğin yadsıyamayacağımız arketipleri* gibidirler. Bir nevi, sezgi ile kavranabilen görüngülerdir, ve ancak bundan sonraki boyutu ile göreceli estetiklerinden söz edilebilinir. Ezeli olanın içinde geçicinin, geçici olanın içinde de ezelinin arandığı bu özgünlük anında, yerel motif zenginlikleriyle açığa çıkan belge figürler, bazen bizi ısıtan sıcacık bir gülümse bazen de bizi düşündüren bir kareyle yüreğimizdeki ayrıcalıklı yerlerini kendiliğinden alırlar.Yer yer bir afiş estetiğiyle de alımlanan Tarık GÖK’ün fotoğrafları, gerek renk doku zenginliği gerekse çarpıcı leke kontrastlıklarıyla bizi ötesiz bir kompozisyon duygusuna sürükler. Çaresizlikleri, farklı inanç perspektiflerini, görüş ve felsefeleri, mistisizmi ve zengin bir figür estetiğini aynı çemberde eriten Hindistan’a kucak açmak; ötekini tecrübe etmenin zorluğu kadar güzelliğini ve “kendi evine yapılan yolculuğu” da içinde barındırıyor…

D.E.Ü.Güzel Sanatlar Fakültesi

Öğr. Gör. Yıldız ERSAĞDIÇ , 28.10.2013 İzmir

– İletişim –

İzmir / Türkiye

+90 532 661 03 81

info@tarikgok.com