Bangkok

Tayland …

8 yıl önce ayrıldığım Tayland’a tekrardan geri geldim. Buraya gelirken amacım aslında Myanmar’ya vize alıp burdan ayrılmak di. Ama planlar değişti ve 3 hafta burda kalmaya karar verdim. 1 haftadan beri Bangkok’dayım. Günler geçtikçe bir yandan iyiki burda biraz zaman harcamaya karar vermişim dedim. Sırt çantalıların kaldığı bir Hostel’de kalıyorum. Kaldığım odada 14 kişi yatıyoruz. Kulağa ne kadar korkunç gelsede bence süper. Yataklarda insanlar her gün değişir. Birileri gidip birileri geliyor. 1 hafta içerisinde tanıştığım insanların haddi hesabı yok. Ve bu tanışma sonrasında birçok şeyi hep birlikte yapıyoruz. Eğer Bangkok’a tek başına gelecekseniz kesinlikle böyle bir hostel bulup dorm denilen odalarda kalmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Geceliğine 370 baht (25 lira) veriyorum. Fiyata uyduruk bir kahvaltı ve gün içerisinde içeceğiniz çay,kahve ücretsiz. İnternet üzerinden 2 gece ödemesini yaptım ama toplamda 8 gece kalıyorum. Geri kalan 6 geceyi muhtemelen ödemeyeceğim. Hostel’in sahibi ile bir anlaşma yaptım. Hostel’in fotoğraflarını çekiyorum ve karşılığında ücretsiz kalmaya devam ediyorum. Anlaşma adil. Hostel sahibi mutlu , haliyle Tarık’da mutlu. 2 gün sonra güneye ineceğim ve 10 gün sırt çantam ile adaları dolaşacağım.

Burdaki günlerim güzel geçiyor. Bir sürü insan ile tanıştım ve bazıları ile yollarımız kesişecek önümüzdeki günlerde. Seyahat etmenin en güzel anlarından biridir tanıştığınız bir sırt çantalı ile tekrardan biryerde karşılaşmak. Yıllardan beri tanıdığınız birini tekrardan görmeye benziyor bu his.

Bangkok’da kaldığım süre içerisinde birçok tapınak ziyaretinde bulundum. Hatta daha önce hiç görmediğim tapınakları bulup onlarıda keşfettim. 8yıl sonrasında Bangkok’da bir şeyler değişmiş mi diye soracak olursanız zannedersem çok değişiklik olmamış diyebilirim. Sadece ülkeye biraz daha fazla para girmiş ve o 8 sene önceki insanları bir şeyler satma çabaları daha azalmış. Mesela taksiciler asla taksimetre açmıyor. Gideceğiniz yere 3 katı fiyat çekiyorlar. 2 katını teklif ediyorsunuz adamlar kapılarını kapatıp yollarına devam ediyorlar. Şaşılacak durum. 6-7 taksi denemesinden sonra sonunda taksimetresini açan taksi bulup gideceğiniz yere varıyorsunuz. Onlarında bir bildikleri vardır elbet.

Bangkok’da gezilecek çok yer var. Her bütçeye hitap edecek mekanlar, barlar, oteller mevcut. Benim kalmayı seçtiğim bölgenin adı Khaosan Road. Khaosan Road eskiden sadece sırt çantalı hippilerin geldiği uzun bir sokak. Şuan ise karışmış durumda. Ama hala Bangkok’u ziyaret eden sırt çantalıların vazgeçilmez yerlerinden biridir burası. Burasıda her bütçeye uygun oteller ve barlar ile dolu. Akşamları Khaosan Road’da yürümek zevkli ama biraz baş ağrıtıcı olabiliyor. Her bar bir yanındakini mekanın sesini bastırmak için bir yarış halinde. Bu sayede durum çekilmez olabiliyor. Oturduğunuz yerde 3-4 farklı sonuna kadar sesi açılmış şarkılar kafanızı yormaya yetiyor. Tabi bu durumdan uzak durmak tümü ile elinizde. Etrafta çok seçenek var. Sessiz sakin yerler bulmak mümkün. Ben mesela muhteşem bir blues bar keşfettim. Fiyatları biraz yüksek ama canlı müzik var. Yani değer. Biraz etrafta zaman harcayıp dolaştığınız zaman kendi zevkinize biryer bulacağınıza inanıyorum.

Ben toplamda 3 hafta Tayland’da kalıyorum. 1 hafta Bangkok ve 2 hafta güney adaları. Sonrasında Myanmar’a uçuyorum. Bangkok’da kaldığım süre içerisinde Myanmar konsolosluğuna gidip vize başvurusunda bulundum. Myanmar vizesi almak için sabah erkenden konsolosluğa gitmek gerekiyor.Vizeyi başvurunun ertesi günü almak istiyorsanız 1035 baht (72 lira) ödüyorsunuz. Eğer aynı gün almak istiyorsanız 1260 baht (88 lira). 3 gün sonra almak isterseniz ise (56 lira). Seçim sizin. Ben ertesi gün almayı seçtim. Bugün ise Kamboçya vizemi almak için turist acentasına pasaportumu teslim ettim. 2000 baht (140 lira) karşılığında aynı gün içerisinde 3 ay içerisinde 1 ay kullanabileceğin vizeni size teslim ediyorlar. Kamboçya vizemi aldığım zaman işte artık hazırım seyahatime devam etmeye.

Bangkok’da heryer tapınaklar ile dolu. Yani gün içerisinde dolaşacağınız zaman hiç sıkılmayacağınız bir şehir. Hiç tahmin etmediğiniz bir sokakta birden karşınıza bir tapınak çıkıyor. Bangkok’da sizlere gidilecek yerlerden birkaç tanesini sizlere anlatmak istiyorum.

Wat Arun (Şafak Tapınağı)

Buddha
Buddha

Buranın bir diğer adı Bangkok Şafak Tapınağıdır. Wat Arun tapınağı Ayutthaya Krallığı zamanından beri burda duruyor. Yıllardan beride Bangkok’un sembolu olmuş bu tapınak 5 kuleye sahiptir. En uzun kulesi 79 metredir. Kulenin tepesinde bir eşek figürü vardır. İnanın nehrin karşısından baktığınızda karşınızda muhteşem Wat Arun ışıl ışıl görkemi ile parlar. Beni çok etkileyen tapınaklardan biridir. Tapınak porselen kaplamadır. Hatta anlatılanlara göre Çin’den gelip bu coğrafyadan mal götüren gemilerin gelirken geminin belli bir ağırlığa sahip olması için Çin’den yükledikleri kırık porselenler ile inşa edilmiştir. Buraya ulaşmak için tapınakın karşı kıyısından nehiri geçiren ufak tekneler vardır. Geçiş ücreti 3 baht’dır. Buraya ulaşmak için önce Bangkok Grand Palace‘a gelmeniz gerekiyor. Wat Arun tapınağına giriş ücreti 50 baht (3,5 lira). Bangkok’a gelenlerin edenlerin kesinlikle ziyaret etmeleri gerektiği yer burasıdır.

Wat Saket (Altın Dağı Tapınağı)

Altın-Dağı-Tapınağı

Wat saket yapay bir tepenin üstüne kurulmuştur. Bu tapınağın bir diğer adı Altın Dağı Tapınağıdır. Wat saket,  Ayutthaya krallığı dönemine uzanır. Bangkok başkenti olunca, Kral Rama  tapınağı restore edip ona bugünkü adını vermiş. Tapınak Khaosan Road’a yürüyüş mesafesinde. Wat Saket’in en tepesine ulaşmak için 300 basamak çıkmak zorundasınızdır. Ama kesinlikle bu 300 basamak gözünüzde büyümesin çünkü basamakların arası birbirinden çok yüksek değil. Gidip görünce ne demek istediğimiz anlayacaksınız. Tırmanışa başlamadan önce girişte bir mezarlık göreceksiniz. Buda gerçekten bana çok ilginç geldi. Mezarlığı görmeden yukarı çıkmayın. Tırmanış esnasında birçok çan çıkacak önünüze. İstediğiniz kadar bu çanları çalabilirsiniz. Bence bu ritüeli gerçekleştirin. En tepede göreceğiniz manzara sizi gerçekten etkileyecek güzellikte. Hem Bangkok’u 360 derece görme şansına sahip olacaksınız. Hemde çok güzel bir budist Stupa ile karşı karşıya kalacaksınız.

Wat Pho (Yatan Buda Tapınağı)

Yatan Buda tapınağına ilk kez gittim. ufacık bir yatan Buda beklerken birden karşıma dünyanın 3. büyük Buda’sı karşıma çıktı. Yatan Buda 15 metre yüksekliğinde ve 43 metre uzunluğundaydı. 3 metre yüksekliğinde ve 4.5 metre enindeki ayaklarının altında sedef kakma ile yapılmış 108 uğurlu sembol var. Gördüğüm manzara beni gerçekten şaşkına çevirdi. Kesinlikle Bangkok’a gelecekseniz görülmeye değer yerlerden birisi. Sadece Yatan Buda’yı görmüyor, devamında iç bölümdeki tapınaklarıda ziyaret edebiliyorsunuz. Giriş ücreti 100 baht (7,5 lira) ve yanında 1 su bedava. Bu tapınak ayrıca Tayland masajının doğduğu yer olarak biliniyor. İçeride masaj yaptırmak bile mümkün. Yatan Buda koridorunda 108 adet kase var. Bu kaselerin herbirinde bir uğurlu sembol var. 20 baht karşılığında size bir dolu bozuk para veriyorlar ve bu paraları teker teker kaselere bırakıyorsunuz. Bu kaselere  para atarak insanlar kendilerine şans ve iyilikler getireceğine inanırlar.

Amphora Floating Market (Amphora Yüzen Pazar)

Amphora-Yüzen-Pazar

Bangkok’da birkaç yüzen market yar. Amphora bunlardan bir tanesi. Buraya kendi imkanlarınızla ulaşmak biraz zor olsa gerek. Ama herhangi bir tur acentasıyla anlaşıp sizi 600 baht (40 Lira) ya önce Maeklong Train Market, sonra ise Amphora Floating Market’e götürüyorlar. Sonrasında ise ufak bir kayık turuda buna dahil. Tur yarım gün sürüyor. Yani öğlen 13:00’da başladığınız tur akşam 21:00 a kadar sürüyor. Gitmenizi tavsiye ettiğim turlardan bir taneside bu. Dolu dolu birgün geçirmek için güzel bir fırsat. Turun parasını ödüyorsunuz ve hiçbirşeyi dert etmiyorsunuz. Amphora yüzen market ilgi çekiciydi. Aradığınız herşeyi satıyorlar. Açıkcası ben daha eski püskü biryer bekledim. Aksine gayet lüks mekanlar bile vardı. Yüzen tekne sayısınıda çok az buldum aslında. Biraz Venedik’i andıran havası ile en azından bir kere gidip görülmesi biryer olduğunu düşünüyorum.

Maeklong Train Market (Maeklong tren pazarı)

Maeklong-tren-pazarı

Maeklong tren pazarı gerçekten çok ilgi çekiciydi. Bence turun en güzel bölümü buydu. Bir tren rayı üzerinde kurulmuş bir pazar ve günde 8 kere geçmesi gereken bir tren. Trenin geçmesi gereken saatler belli. Herkes ona görede hazırlıklarını yapıyor. Tren geçmeden 5 dakika önce bütün pazar gölgelik çadırlanı yapmış oldukları sistem ile kaldırıp tren rayı kenarında dizili bekleyip trenin geçmesini bekliyorlar. Sonrasında tren geliyor ve kornasını basarak geçiyor. Ardından 1 dakika geçmeden  sanki hiç bir şey olmamış gibi herşey eski haline geri dönüyor. Muhteşem! Facebook’da videosunu görmüştüm ve nedense bu tren pazarının hep Hindistan’da olduğunu düşünmüştüm. Meğerse Bangkok bu tren pazarının sahibiymiş.

Baiyoke Tower II (Baiyoke Gökdeleni II)

Biliyorsunuz ben İzmiriliyim. Bugüne kadar çıktığım en yüksek bina bizim meşhur Hilton otelimizin 32. katı. Baiyoke gökdeleni 85 katlı ve Bangkok’da bu binanın en tepesine çıkma şansınız var. Binanın yapılış tarihi 1997. Giriş ücreti alıyorlar. 400 baht (28 lira) ödemek zorundasınız bu binanın tepesine çıkmak için. Bu fiyatın içinde 1 içkide dahil. Binanın yüksekliği 309 metre. 85. kat 360 derece dönüyor. Yani sadece ayakta durmanız yetiyor Bangkok’u izlemek için. Tavsiye edeceğim zaman kesinlikle güneş batımında gidin. Herşey 85. kat dan çok farklı görünüyormuş. Burası aynı zamanda da Baiyoke Sky Otel. Yani burda kalma şansınız da var. Fiyatların da uygun olduğunu düşünüyorum. Bangkok’u 309 metre yüksekten görmek isteyenler için burası müthiş bir fırsat. Kaçırmayın derim. 10.30-22.00 arası açıktır.

Golden Buddha (Altın Buda)

altın-buda

Altın Buda dünyanın en büyük altından heykelidir. Toplam ağırlığı 5500 kilogram. Wat Traimit tapınağının içinde bulunuyor. Sadece Altın Buda’yı görmek istiyorsanız giriş ücreti 40 baht (3 lira). Gördüğüm en güzel Buda heykellerinde bir tanesiydi bu. Bu tapınak Çin mahallesine çok yakın. Yani hem Çin mahallesini gezmiş hemde Altın Buda’yı görmüş olursunuz bu bölgede dolaşırken. Bu heykelin çok da güzel bir hikayesi var. Heykel 700 yaşında. Yıllar önce bu heykeli Burmalı istilacılardan korumak için çimento ile kaplamışlar. 40 yıl önce heykeli taşıma esnasında vinçten düşürüyorlar. Sonrasında çatlayan çimento altında heykelin aslında altın olduğu ortaya çıkıyor. Wat Traimit tapınağına Altın Buda’yı görmek için kesinlikle gidin pişman olmayacaksınız.

Evet Bangkok’dan ayrılma zamanım geldi. Yoluma devam etmek zorundayım. Tayland’ın güney sahillerinde 10 gün dolaşdıktan sonra 1 bucuk aylığına Myanmar’a geçiyorum. Muhtemelen sizler için bir sonraki yazım Myanmar hakkında olacak. Myanmar’dan sonra Kamboçya var planlarımda. Yolculuğumu mümkün olduğu kadar paylaşmaya çalışıyorum. Beni web sayfam üzerinden de takip edebilirsiniz www.tarikgok.com. Yollar beklemez. Şimdilik bu kadar.

Hayatınız hep seyahat ile geçsin.

Sevgi ile lütfen 🙂

Tarık GÖK

Comments (9)

Güney sahillerinden de bir yazı bekliyoruz 🙂
Bir Japon atasözünün dediği gibi ‘Yol, yol arkadaşlarıyla, insan duyguyla.’
Yolun açık olsun

Yolun açık olsun

Yolun açık olsun sende sevgi ile kal

kendine çok iyi bak yolun açık olsun dostum

Paylasimlarin icin cok tesekkurler.. Yolun acik olsun..sevgiyle kal…

Sevgili Tarık ;yolun açık olsun .Paylaşımdan yana cömert ol lütfen har zaman ki gibi.Seni kutluyorum yaşamımıza kattığın güzel renklerden ötürü…

Nejat abi sevgiler 🙂

Yola devam.. Umarım birgün aynı manzaraya bakıp iç geçirebiliriz.
sevgiler.

Leave a comment