Allahabad – Agra – Jaipur

Varanasi’den yola çıktım ve Allahabad’a geldim. 12 yılda bir yapılan Kumbh Mela Hindu festivali Allahabad’da gerçekleşiyordu. İlk geceyi hiç kasmadan gidip otelin birinde geçireyim dedim. Nerden bulduysam Royal Otel’de kalmaya karar verdim. Taksi’ci uyardı aslında beni bu Otel iyi değil diye. Ben ise dinlemedim adamcağızın sözünü:) Girdim Otel’e ve resepsiyonun önünde bir turist vardı. Oh dedim bir turist daha. Burda sanki kalmış gibi görünüyordu. Hiç sormadım nasıl diye. Direk odanızın fiyatı ne  kadar diye direk konuya girdim. Adam 700 rupi dedi. Ne ? 700 rupi mi? Çok pakalıydı. Ama Kumbh Mela festivali yüzünden fiyatlar tavan yapmıştı ve en ucuz seçenek bu kalmıştı. Neyse sıkı bir pazarlık ve 1-2 telefon görüşmesinden sonra %10 indirim aldım ve oda ücertini ödedikten sonra odama çıkardılar beni. Oda üst katda idi ve merdivenlerden çıkar iken kaşlarım çatmaya başladı yavaş yavaş. Heryerde otomobil yedek parçaları yerlerde dağınık bir şekilde duruyorlardı öyle. Neyse  dedim beni ilğilendirmez ben girer yatarım odama  akşam. Fotoğraflarını koyucam lütfen bir bakın:) Ahır mı otel mi belli değildi:) Odama girdim ve tuvalete baktım. Eyvahh dedim. Bu tuvalet nerdeyse 2 aydır temizlenmemişti. Sanki bu otel 1 yıldır kapalı ama festival nedeni ile açılmışa benziyordu ve Tarık gelip kalıcaktı 🙂 Ben bir anda durum değerlendirmesi yaptım ,  Hindistan’dayım ve bunların başıma gelebileceğine hazırlıklıydım. Kalıcaktım başka çarem yoktu. Dışarı çıkıp akşam yemeğimi yedikten sonra odama çıkmak için merdivenlerden çıkarken bir baktım ki insanlar merdivenlerde yatıyorlar. Ya dedim neler  oluyor bu insanlarda kim? Ben tabi hemen kimseyi uyandırmıyayım da başıma bela olmasın diye sessiz sessiz odama çekildim. Tabi yatağımda bir baktım ki ne yatak var ne başka birşey. Anlıyacağınız kuru tahtanın üzerinde yattım ve sabah erkenden koşarak kaçtım:)

Uzun bir taksi arama girişimlerinde  sonra kendimi tuk tuk’un arkasında buluverdim. Kumbh Mela’ya gidiyordum. 10 km uzakdaydı ve biraz sonra  orda  olucaktım. Rainbow Love Camp’de orda olucaktı. Amacım onlara katılıp 4-5 gün çadırda kalıp Kumbh Mela’yı yaşamakdı. Kumbh Mela 40-50 milyon kişinin katıldığı bir Hindu festivali. Anlıyacağınız gibi dünyanın en büyük çadır şehri buraya kuruluyor. Girdim aralarına ve şimdi sıra Rainbow Love Camp’i bulmaya gelmişti. Herhalde bi 10 km yürüdükten sonra Ranbow Love Camp’i bulmuştum ve henüz 8-9 kişilerdi ve hemen de beni aldılar aralarına. Yanımda biraz noodle vardı ve o akşam bir güzel yemek yapıp ateş etrafında yemeğimizi yiyip şarkılar söyledik. Çok güzeldi. Ama Kumbh Mela gerçekten çok yorucuydu. O kadar insanın arasında bir baskı hissediyordunuz. 1 gece çadır’da uyku tulumum ile yattım ve sabaha kadar inanılmaz bir soğuk ve çiğ yağması dolayısıyla uyku tulumum sırılsıklam olmuştu. Anlıyacağınız yine uyku yoktu 🙁 Yok dedim olmaz bu böyle. Allahabad’da kötü otellere 700 rupi vermezdim. Burda da böyle çadırda yatmazdım. Zannedersem bu türlü maceralar artık bana 1-2 gün yetiyordu:) Allahabad’dan hemen kaçtım:) Bulduğum ilk tren ile Agra ya yola çıktım. Hikaye sona eriyor zannediyorsunuz ama asıl hikaye şimdi başlıyor:) Ağra’ya biletim elimdeydi ve 3-4 saatlik bir gecikme ile tren geldi. Yanımdaki cocuk biletime baktı ve eyvah dedi. Dedim ne  oluyor? Cocuk dediki bu bilet genel kompartman bileti. Yani burda oturacak yer bulamassın. İçimden dedim olsun birşey olmaz. Kıvrılırım biryere ama giderim bu şehirden birşekilde. Herneyse ben  genel kompartmanı aramaya koyuldum. Bir vagon geçiyorum iki vagen geçiyorum hepsi dolu gözüküyor. Sonunda genel kompartmanı buldum. İlk içine girmeye çalıştığım vagon beni almadı çünkü adım atıcak yerleri yoktu.  ikinciye koşturdum onada başaramadım. Bir baktım tren hareket etmeye başladı. Eyvah tren gidiyordu. Bu böyle olamazdı. Tren’e binemiyordum ama burda da kalamazdım bir gece daha. Başladım koşturmaya ve atladım kapıya. Nereye bastığımı bile görmüyordum. Sırtımda ve önümde iki çanta. Tren’in kapısına iki elimle yapışmıştım. İçerideki insanlar bana, ben ise onlara bakıyordum. Birsüre sonra beni tuttular ve zorlukla içeri çektiler:) İçerisni anlatıcak kelimeler bulamıyorum. İçeride insanlar pres olmuşlardı. Adım atıcak yeri unut, eğer bir ayağını yerden kaldırırsan birdaha yere koyamassın. Hindistan’da trenlerde 7-8 sınıf varmış. Bu dediğim genel kompartman biletini istesen bile online bilet satışından alamıyorsun. Gerçi içerideki kimsenin bileti olduğunu düşünmüyorum. Herneyse bu sınıflar ne kadar yuksek olursa tren yolculuğun o kadar iyi geçiyor ve biletler pahalılaşıyor. Ben ise en alt sınıf biletini almışım ve 9 saat boyunca sanki tek ayak üzerinde yolculuk ettim. Üstümden geçen insanlar mı ararsın , neler neler. 9 saat boyunca 3 metre ilerliyemedim tren’de. Bide bütün gözler üzerinde ve herkes sorular soruyor. Biri dediki 42 yaşındayım ilk defa genel kompartmanda bir turist görüyorum:) Birdaha mı ? Asla. Ben aldım dersimi. Ama şunu da söylemeden geçemiğeceğim. O 9 saat ne kadar hayatımın en kötü günü olduysada, görmek de güzeldi 🙂 En azında  size yazıcak bir hikayem daha var. Yoksa Hindistan’a limuzin de gezmeye gelmedim!

Agra’ya geldim. Burda cok fazla aksiyon yaşamadım. Ve birsure dinlenip temizlenmek de çok iyi geldi. akşamları 2-3 bira ve uyku. Gündüz Taj Mahal ve etrafı gezdim. Agra’dan sonra amacım Delhi’ye geçmek idi ama bir anda  büyük şehire girmek istemedim ve Jaipur’da Couchsurfing dolayısı ile kalıcak yer de bulmuştum. Güzel bir tren yolculuğundan sonra Jaipur’a geldim. Güzel tren yolculuğu diyiyorum çünkü oturacak koltuğumun numarası vardı 🙂 Couchsurfing’den de bahsedeyim:) Cocuhsurfing internet’de bir site ve profillerden kalıcak yer bulabiliyorsun ve  kabul ederlerse gidip ücretsiz evlerinde kalabiliyorsun. Jaipur’da 3 Polonyalı kız sağolsunlar beni kabul ettiler ve onlarda kalıyorum. Bu akşam 4. gecem olucak evlerinde. Yarın akşam eğer bekleme’deki tren biletim onaylanırsa Pakistan sınırı yakınındaki bir çölün ortasındaki şehir olan Jaisalmer e geçicem. Burdan 11 saat sürücek tren yolculuğu. Yataklı bilet satın aldım bakalım umarim onaylanır. Jaipur’dan da bahsedeyim biraz. Burası gerçekten çok güzel. Etrafta inanılmaz saraylar var ,ufak ufak tepeler ve surlar. Buraya Pembe Şehir denmesinin nedeni ise 1876 yılında Mihrace Ram Singh‘in Kral II. Edward‘ı karşılamadan önce şehirdeki binaları konukseverliğin rengi olan pembeye boyatmış olmasından kaynaklanıyormuş.

Bir süre Rajasthan bölgesindeyim. Katılacağım birkaç müzik festivali var ve gezmem gereken 2-3 şehir. Ve Camel safari’yi de  unutmıyayım. Bunları bir yapayım sizlere daha yazarım. Hindistan gezimin bir sonraki postasında görüşmek üzere. Gezi mi dedim? Hindistan bir gezi değil! Hindistan bir SERÜVEN!!!

 

SeVgİlEr

Özlendiniz:)

 

 

Comments (2)

okurken bir an eyvah dedim üzüldüm bir an geldi çok güldüm 🙂 maceralarla dolu gezini takip etmek çok keyifli ..

Bak gene tren gene macera ben kolla diorumm uzak dur şu trenlerden kasiniorsun sende az diilsin tarik

Leave a comment