Ünilig Tanıtım Filmi

Arkadaşlar , yeni bitirdiğim üniversiteler ligi tanıtım filmimi paylaşmak istedim.

Yorumlarınız için teşekkür ederim:)

Bir taş da benim için…….

Hani gezimin taa başında size ilk postamı atmıştım hatırlıyormusunuz? Hani Sharjah havaalanından yazmıştım. İşte ben yine ordayım:) Size ilk postamı attığım yer son postamı attığım yer olmıyacak! Ben size yamaya devam edeceğim:) Buraya 4 ay önce geldiğimde bambaşka bir insandım. Hatta çok iyi hatırlıyorum havaalanını kötüleyip durdum. Ama şuan o kadar sakin ve rahatım ki:) Hiçbirşey gözüme batmıyor. Aslında o kadar kötü değilmiş. Yada benim bakış açılarım mı değişti:) Sizce ne? Ben aslında biliyorum neyin degiştiğini:) Burda 4 ay sonra aynı yerde olmak garip bir duygu. Bir serüvene çıkarken gelmem gereken ilk durak Sharjah havaalanı:) Şimdi ise evime gideriken gelmem gereken yine bir durak Sharjah havaalanı:)  Sanki beni bir kapıdan içeri sokup bir maceraya attılar ve ben o kapıdan geri çıkıyor gibiyim:) Garip:)

Burda 9 saat bekliyeceğim.5 i geçti 4 ü kaldı. Hindistan’dan ayrılmak gerçekten benim için garip bir his. Benimsemişim ben biraz orayı sanırsam. Dündüğüme çok mutluyum ama dokunsalar ağlıyabilirim:) Sanki bir parçam orda kaldı. Ama ben zaten çok şeyi orda bıraktım zaten. Yerine zenginlik aldım. Evet artık ben çok zenginim. Hani zenginsindir herşeyi satın alabilirsin ya… Ben artık zenginim ve herşeyi düşünebilirim…

Ben artık zenginim ama beş param yok! Ben artıkzenginim çünkü mutluyum! Ben artık zenginim çünkü özgürüm! Daha ne istiyebilirim ki? Buraya nasıl döneceğim konusunda inanın hiçbir fikrim yoktu. Şöyle düşününce o kadar boş gitmişim ki. Orada ne ile karşılaşıcağım konusunda hiçbir fikrim yoktu. Anlatamam da yaşadıklarımı duyguları. Ama kısaca özetliyebilirim gibi. En azından deniyeyim:)   Hindistan’a gelme amacımda zaten hep vardı ve söylerdim. Ben beynimi beslemeye gidiyorum diye. Beyin beslemek nasıl birşey olucaktıysa? :) Birsüre sonra yanıbaşımda bir ayna belirdi. Kendimi tümüyle görebildiğim bir ayna. Ve sürekli benimle beraber herzaman benim yanımda yaptığım herşeyi bana gösterip aslında bana beni öğretiyordu En başında hoşuma gitmedi. Çünkü bence kendimi seven ve hareketlerimi beğenen biriydim. Ama gördüm ki kendimde sevmediğim ve göremediğim o kadar çok şey varmış ki. Bunlar  sakın yanlış anlamayın derin şeyler değil. Sadece size anlatmaya çalışıyorum burda neler olduğunu. Herneyse kendi içinin derinliklerine iniyorsun. Aslında hep kaçtığın o kendin karşına çıkıyor. Ve yüzleşmek zorunda kalıyorsun. Birçok bu tür serüveni yapan insan ile de bu konuyu konuştum ve herkes aynı tecrübeyi yaşadığını söylüyor. Yapayalnızsın ve karşında bir olay oluyor yada biri seni takip ediyor. Korkuyorsun ve ne yapman gerektiğini bilmiyorsun. İşte o an yaptıkların aslında saf sensin. Ve bence bu seyahat seni daha çok sen yapıyor. Bilmiyorum anlatabildim mi çünkü ben bile birşey anlamadım :) )))))

Neyse bu konuyu çok fazla uzatmıyayım.

Bu sabah 05:30 da kalktım ve taksi ile havaalanına gidip uçağıma bindim. 200 kişilik uçaktaki tek yabancı bendim:) Ben nedense bindgiğim tren,otobüs ve uçaklardaki tek yabancı ben oluyorum :) Komik oluyor.

Akşama İstanbul’dayım ve Türk yemeklerini çok özledim. İlk firsat’da bir yarım ekmek döner yiyeceğim:) Köri köri nereye kadar arkadaş:) İçim dışım masala ve köri oldu:) Biraz da heyecan var. Ufak bir şok yaşıyacağım zannedersem. Bide şimdi İstanbul’un o deli yoğunluğu şimdi beni bir şoka itebilecek. Bakalım görecegiz. İzmir’e döndükten sonra sizlere bir birkaç posta daha atıcağım bu serüvenim ile ilğili. Ve hatta yazmadıklarım ve meraklanmayın diye paylaşmadığım şeyleri paylaşıcağım. Geçirdiğim tehlikeler v.s :) Ama önce evime girip önce bir huzuruma erişeyim. Düşünsenize 4 aydır yatmadığım yer,tahta,kumsal,hamak,sandalye,masa kalmadı :) )))

Yatağımı özledimm:)

Uzun lafın kısası. Bu serüvenim tek kelime ile muhteşemmmmmmmmmmdiiiiiiiiiiii. O kadar gurur duyuyorum ki kendimle inanamassınız. O kadar yol en başta hayaldi. Yapıcam diye yola çıktım ama tabiki içimden korkularım da vardı. Ya başıma birşeyler gelseydi falan diye. Ama riski göze almassan oturduğun yerden başka biryere kıpırdıyamassın. O yüzden ben olucaksada olsun diye çıktım yola ve tanrıya şükürler olsun herşey yolunda gitti. Size de söylüyorum , lütfen en kısa zamanda hayallerinizin peşinden koşturun daha geç olmadan. Unutmayın hayat kısa ve bir defa yaşanıyor. Bu hayat sizin ve istediğin gibi yaşarsın. O şunu demiş bu bunu demiş geçelim! Bu hayat benim ve istediğim gibi yaşarım. Çünkü Özgürüm!!! Sende özgürsün , oda özgür! Sadece sistem seni kandırıyor!

Muhtemelen bu postayı İstanbul’dan yayınlıyacağım. Çünkü burda hala internet yok :) Şikayet etmiyorum söylüyorum :p

Yakında görüşmek üzere.

Sevgi ile kalın.

  • IMG_1272
  • IMG_1342
  • IMG_1371
  • IMG_1499
  • IMG_1577
  • IMG_1632
  • IMGs_1371
  • Screen Shot 2013-04-02 at 3.30.41 PM

Varkala – Kanyakumari – Kovalam

En son Hugging mother aşramından çıkıp 3 saat ile tekne ile Kollam’a varıp orda bir gece konaklıyayıp ertesi sabah Hindistan’ın en güney ucu olan Kanyakumari’ye gidip 4 ay süren yolculuğumun sonunda atmam gereken taşı denize atmaya gidecektim ki bir baktım Varkala sahilinde 3 gece konaklamışım:) Kollam’da bir gece bile kalmıyayıp ilk otobüs ile Varkala’ya geçtim. Varkala bayağı bir turistik bir sahil olmasına rağmen sezon sonu olması nedeniyle sessiz ve sakindi. Yani benim hoşuma gitti. Biraz daha zamanım da vardı bende biraz takılayım dedim. 3. gecenin sabahı süpriz bir şekilde Kanyakumari’ye tren bileti bulup yönümü güneye doğru verdim. Biliyorsunuz Kanyakumari benim için özel biryer. Nepalin en kuzeyi Everest’den başladığım serüvenimi, Hindistan’ın en güneyi olan Kanyakumari’de sonlandırmak benim için bir hedef idi. 7000 km’ye yakın yol katedip Kanyakumariye ulaşıp denize bir taş atmak……….

Tren’de ilerleriken inanın kanyakumari’ye kadar tüylerim diken diken idi. Şuan bunları yazar iken bile tüylerim diken diken. O denizi gördüğümde işte Everest’e ulaştığımda yaşadığım hisleri tekrardan yaşadım. Kanyakumari’ye ulaşmak benim için Everest’e ulaşmak kadar önemli idi. Aynı duyguları da hisettim! Bütün yolculuğum önümden filim şeridi gibi geçiyordu. Gözlerim doldu ve hüngür hüngür ağlamak istedim ama tuttum kendimi. Bir serüven yaşamıştım. 7000 km’ye yakın bir yol. Hemen hemen 120 gündür yollardaydım. Nerde yattığım nerde kalktığım belli değil , Ertesi gün hangi yöne doğru gideceğimi bilmeden yavaş yavaş hedefe yaklaşmak. Ve sonunda işte ordaydım. Taş topladım. Çok heyecanlıydım. Denize o taşı atana kadar bu serüven bitmiyecekti. Taşı Kanyakumari’ye vardığım gün atmadım. Önce biraz ortamı sindirmek istedim. Ertesi gün olduğunda sabah güneş doğmadan uyanmıştım. Hemen kendimi dışarı atıp o doğucak güneşi izlemeliydim. Çünkü benim için doğucaktı o güneş. Onu selamlamadan güne başlıyabilirmiydim? Hayır başlıyamazdım tabikide. Hayatımın en güzel güneşi karşımdan doğuyordu. Duygularım mı ? Anlatamam………..!

Sonra sıra taş toplamaya geldi. Ben heyecan ile taşları seçeriken biryandan taşı atıcağım noktayı bulmaya çalışıyordum. Taş’lar hazır idi. Yerimi aldım ve atıcağım ilk taş benim içindi. O taşı attığımda ne olucaktı? İnanın bende bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki o taş ile birlikte birçok şey o denize gidecekti. Veeeeeeeeee o taşı attım:)  Bütün yolculuğumdaki acı,tatlı,sevgi,nefret herşey o an benimle idi. Ve herşey uçup o taş ile birlikte gitti. Bir serüven orda noktalanmış oldu. Ama aslında daha önemli olan neydi biliyormusunuz? Asıl bundan sonra evime dönerek bambaşka bir serüvenimin başlaması. Herşey bence bundan sonra başlıyacak. Nasıl ve ne yönde bilmiyorum. Bendeki degişimi henüz göremiyorum. Bunu en kısa zamanda evime ulaştıkdan sonra zaman içerisinde göreceğim ve göreceksiniz. Ama sadece öyle bir his varkı içimde, bundan sonraki herşeyin o kadar farklı olacağı ve açıların zaten degiştiğidir. Yazmaya devam ediceğim. Burdan sizlere birşekilde anlatmaya çalışacagım:) Bu arada sakallarımıda kesip o denize bıraktım:) Yarın sabah 08:45 de uçağım İstanbul’a hareket ediyor. 3 gece İstanbul’da kalmayı düşünüyorum. Beni görmek istiyen İstanbul’daki dostlarımla uygun bir mekanda buluşmayı düşünüyorum haberiniz olsun :)

Şuan Kovalam sahilindeyim. Buraya dün geldim. Yarın sabah yola çıkıyorum. Burası çok güzel ama evimi çoooooook özledim. İzmir’imi çoook özledim. Burada herşey güzel ama evim evim güzel evim :) Geliyorum. Hayatımın yolculuğunu yaptım geliyorum. Çok güzel geliyorum , çok dolu geliyorum. Birsürü fotoğtaf birsürü hikaye ile geliyorum. Nerden ve nasıl başlıycam bilemiyorum. Karşınıza gelip susabilirim bile:) Sadece bir gülücük ,yetmezmi? Bence bazen yeter. Anladın sen :)

9 saat Dubai havalanında bir bekleyiş sürem var:) Pek sevmiyorum o havaalanını ama artık koşede biryerde yere uzanabilirim bu gezimden sonra ;)

 

 

Sevgi ile!!!

Tarık

  • IMG_0847
  • IMG_0918
  • IMG_1032
  • IMG_1078
  • IMG_1141
  • IMG_1171
  • IMG_0627
  • IMG_0668
  • IMG_0777
  • IMG_0782
  • IMG_0798

Fort Kochi – Munnar – Allepey

Geçen seferki yazımda Fort Kochi hakkında çok şey yazamamıştım. Hazır 5 saatlik bir tekne yolculuğu yapıyor iken bende hemen sizlere birşeyler yazayım dedim. Fort Kochi çok güzeldi ama maalesef 2 gece kalmak zorunda kaldım. Çünkü çok sıcak ve zamanın yavaş yavaş daraldığı için hareket etmek daha işime geldi. Kochi halen Portekiz somürgesi izlerini taşıyor. Muhteşem kiliseler ve mimari. Yaşıyanların büyük çoğunluğu Hiristiyan ama bir o kadar da Müslüman’lar var.  Herkez kuzu kuzu yaşayıp  hayatlarını güzel bir şekilde sürdürüyor. Güney’e indikçe insanlar bir daha bakımlı ve zengin görünüyor. Bir o kadar da sıcaklar. Kuzey’deki gibi kimse seni kazıklamaya çalışmıyor:) Daha rahat ve huzurlu. Ama bence yine söylüyorum Kuzey muhteşem idi! Güney sahilleri birbirinin aynısı ve hava çok sıcak. Vıcık vıcık kalıyorsun. Gezilecek yerleri görmek için kendini sokağa attığında gölge arıyorsun kendini güneş’den koruyacak:)

2 gece Kochi’de kaldıktan sonra istikamet Munnar’ı gösterdi. Munnar, güney Hindistan’ın en yüksek bölgesi. Muhtemelen daha serin olucaktı ve rahat bir uyku çekebilecektim:) 5 saat süren otobüs yolculuğundan sonra inanılmaz Munnar’a vardım. Munnar serin değil resmen soğukdu. Hatta ilk gece sabaha karşı uyanıp çantamdan -5 korumalı uyku tulumumu çıkarıp onunla uyumak zorunda kaldım. Şikayet eden varmıydı? Hayır gayetde memnun idim. Munnar Hindistan’ın bütün çay ihtiyacını gideriyor. Heryer uçsuz bucaksız çay bahçeleri ile dolu. Bir ara hatta dolanırken kendimi Alice harikalar diyarında zanettim:) İnanılmaz güzel idi. yükseklik 2000 metre civarlarında ve heryer yemyeşil. Ama ben yine 2 gece kaldıktan sonra hareket etmeye karar verdim ve Allepey’e geçmeye karar verdim. Önce 5 saat ötöbüs ile Kottoyom’a vardım ve ordan tekne ile 3 saat süren bir yolculuk ile Allepey’e varıcaktım ama Kottoyom’da sular çekilmişti ve tekne olması gereken limancıka giremiyordu. Bana söyledikleri 10 km uzakta biryerden tekneyi yakalıyabilirim ve karşıya geçebilirim. Bende hemen bir taksi tutup 2. limacıka doğru yola koyuldum. Daracık ve arka sokaklardan gideriken ya biz nereye gidiyoruzu hiç aklımdan çıkarmadım. Ne ile karşılaşıcağımı bilmediğim için hadi bakalım çıkıcaz biryerden dedim:) Birsüre sonra uzun bir kanal kenarından ilerlemeye başladık. Uzakta bir tekne vardı hareket etmiş ve ilerliyordu. Ben ise böm böm etrafı izleriken birden bizim şöför hızlanmaya başladı ve korna çalıyordu tekneye. Ben ise, hayır düşündüğüm şey olmıyacak diimi diye bakıyordum:) Tekne karşılık verdi ve oda korna çalmaya başladı:) Ben kala kaldım:) Tekneyi taksi ile geçmiştik bile. Tekne durdu ve kenara yanaştı. Ben ise çantalarımı alıp tekneye bindim ve tekne ile devam:) Muhteşem idi inanamassınız:) Ben gülmekden kendimi alamıyordum ve teknenin içindeki herkes bana gülümsüyordu:) Hahahaha  tekne  benim için kenara çekti ve beni içeri aldı:) Süperrrrr

3 saat süren tekne yolculuğundan sonra Allepey’e varmııştık. Allepey Kerala bölgesinin arka suları dedikleri yer. Heryer kanal ve yataklı tekneler ile 3-5 gün kanallarda konaklayıp bütün heryeri geziyorsunuz. Benim bunun için ne zamanım neden param var:) Ben aynı geziyi 10 rupi verip 3 saat Hintliler ile aynı teknede dolaşarak yaptım:) Allepey de süper bir guesthouse’da kaldım. Çok fazla etrafı dolaşmadım çünkü sicak ve kanallar hariç görülecek fazlada birşey yok. Sonra birden öğrendim ki yakınlarda bir meşhur aşram varmış. Hatta Allepey’den 5 saat süren tekne ile ulaşım bile var. Bende o kadar istiyordum ki bir aşramda biraz konaklıyayım, yoga ve meditasyon yapayım diye.

Bu bölüme kadar tekneden yazmıştım.  Şuan aşramdaki 2. günüm:) Aşramı görünce gözlerime inanamadım.14 er katlı 2 dev bina ve yanlarında yüzlerce konaklıyacak evler. 2000 kişi yaşıyor. Sanki 5 yıldızlı bir otel havasını uyandırdı bende. Haydi dedim içeride belki farklıdır herşey ama bira hayal kırıklılığına uğradım zannedersem. Gerçekten yapılanlar ve felseve çok süper ama heryere olduğu gibi burayada biraz da olsa ticaret bulaşmış. Ve içeride kendiden geçmiş ışığı bulduğunu zanneden batılılar. Işığı bulmalarına bir sözüm yok hatta ne mutlu onlara. Ama o buldukları ışık zaten kendi içlerinde. Bu aşramda aslında onlara araç olmuş. Mesela aşramın başı herkese sarılan bir kadın. Ne güzel birşey herkese kollarını açmış muhteşem bir insan bence. Ama bence bir batılı olarak buraya gelip ışığın bu olduğunu ve kendinden geçip biraz yükseklerde uçmalarını anlıyamadım. Yani gel alıcağını al ,huzurunu bul ve git ait olduğun kişiliğini yaşa. Ve sakın kimse yanlış anlamasın. Demek istediğim yine birtakım batılıların buraya gelip yine bir sistem kurmalarından bahsediyorum Amma anne bence dünyanın en güzel kalbine sahip. Yaptığı şeyler inanılmaz. Ama aşramının içinde yaşıyan insanlarda ki bunda genelde batılılardan bahsediyorum derin bir ego savaşı var ne yazıkki. Evet bu düşüncelere 2 günde sahip oldum ama bu 2 gün boyunca birçok kişi ile konuştum ve gözlemledim. Herşeye rağmen burda olmak güzel. Birşeyler öğrenmek birşeyler paylaşmak benim için en güzeli. Bu arada sabah 20-30 tane paket taşıdım:) Burası aşram burda biraz gönüllü çalışman gerekiyor:)

Yarın yola çıkıyorum tekrardan. Yolculuğum Kollam tarafına olucak.  3 saat tekne ile gideceğim. Kollam’da 1 gece konakladıktan sonra istikamet Hindistan’ın en güney ucu olucak. Sonunda hedefime ulaşmama birkaç gün kaldı :)

Ordan geri dönüp Trivandum’dan ayın 3 ünde Türkiye’ye geri uçuyorum. Seyahat bitmek üzere geri gönüyorum arkadaşlar:)

Sizlere burdan sevgilerimi iletiyorum. Yakında görüşmek üzere:)

 

Fotoğraflar yine ucundan biraz:)

 

Tarık GÖK

  • IMG_0047
  • IMG_0200
  • IMG_0221
  • IMG_0240
  • IMG_0278
  • IMG_0338
  • IMG_0351
  • IMG_0367
  • IMG_0555
  • IMG_9822
  • IMG_9851
  • IMG_9895
  • IMG_9917
  • IMG_9948

Gokarna – Udupi

Selamlar  herkese:) Evet bayağı oldu  yazamadım herkesten öncelikle özür diliyorum. Bir rehavet çöktü ki anlatamam:) Hampi’den ayrıldım ve gece otobüsü ile Gokarna’ya geldim. Otobüs bugüne kadar bindiğim en turistik otobüs idi. Bir tane bile koltuğu olmıyan ve heryeri yatak olan bir otobüs. Ysni isteseniz bile oturamıyorsunuz usulca uzanma moduna geçiyorsunuz:) Ama bir uyanışım vardı ki anlatamam size. Zannedersem burnumun tavana değmesine 10 cm kaldı. Benim yatak en arkada idi ve en ufak bir sarsinti x10 şiddetinde hissediliyordu. Zannedersem şöför hayatının çukuruna girmişti:) Resmen uçtuğumu hatırlıyorum:) Ve sonra yatağa düştüm. Düşünün yatağa düşmeme rağmen sırtım acıdı. Önlerden ah,uh diye sesler geliyordu turistlerden:) Neyse sorun yok , burası Hindistan ve bütün herşeyi kabullendim ben:) Gokarna’ya sabah 4′de vardım. E haliyle ve tahmin ettiğim gibi 1 tane kalıcak yer bulamadım. Ya resepsiyon uyuyordu yada Shivaratri festivali dolayısıyla yer yoktu. Ben hemen çevik bir hareket ile B planını uygulayıp hemen tuk tuka atlayıp Om Beach e sür dedim.Om Beach’e vardım ve sahile indim. Ama heryer karanlık ve açık hostel yok idi. Birkaç mekanı uyandırdım ama yer yoktu. Yorgunluktan artık kumsala oturup uyumak istedim. Nitekim de öyle yaptım. Sırtımı bir kayaya verdim ve kuma oturup 2 saat uyumuşum. Uyandığımda güneş doğmuştu. Bir baktım ki önümden inek sürüsü geçmiş :) Ayak izleri hala duruyordu. O kadar yakındıkiler nasıl uyanmadım hayret :) Herneyse karşıdan bir kız yürüyordu ve hemen ona sorayım dedim kalıcak yer konusunu. Biraz ingilizce konuştukdan sonra onun Türk olduğunu anladım :) Türk müsün dedim evet dedi:)  Yani sonradan konuştuğumuzda , ben hiç erken kalkmazdım ama o sabah erken kalkıp yuruyesim geldi ve sen ile  karşılaştım dedi:) Beni bulup odama yerleştirmesi gerekiyormuş:) Neyseki artık kalıcak yerim vardı. Om beach’de 1 hafta kaldım ve bence mükemmel idi. Kumsal’da herkes kafasına göre takılıyor ve paket turist yok herşey doğal ve normal. Akşamları 1 ateş yanıyor ve herkes etrafında oturup müzik dinliyor ve birasından yudumluyor. Herşey güzel:)

Shivaratri festivali başladı Gokarna’da. Om beach Gokarna Merkezine 40 dakika yürüyüş mesafesinde idi. Ama ne yürüyüş. Sırılsıklam kalıyorsun terden.Konu açılmışken buralar o kadar sıcak ki anlatamam. Heryer rutubet:( Herneyse Shivaratri festivaline güleyim mi ağliyayım mı bilemedim :) Bence muhteşem idi.  25 metre uzunluğundaki devası tekerlekleri onal bir (nasıl anlatıcağımı bilemiyorum fotoğraflara bakınız:) arabacık’ı 200 kişi halatlar ile çekiyor. Ki çekenler arasında bende varım:) Ve biryandan herkes alete muz atıyor:) Ki muz atanlar arasında bende varım :) ) İnanılmaz  idi. Keşke her dini bayram bu kadar eğlenceli olsa. Güzel bir hafta geçirdim Gokarna’da. Bence gidilmesi gereken biryer.

Hareket vakti gelmişti. Ve birsonraki durak neresiydi bilmiyordum. Neyseki kararımı Udupi’ye doğru yol almaya karar vererek yola çıktım. Tren bileti bulamadığımdan 2 otobüs değiştirerek udupi’ye vardım. Otelime yerleştim ve dışarı attım kendimi. Udupi Krishna Tapınağı ile çok ünlü. Muhteşem bir tanipnak gorseli ile birlikte tarihini korumaya devam ediyor.

Shivaratri festivali Udupi’de devam ediyordu. Bu benim için güzel bir süpriz oldu. Gokarna’daki aynı 25 metrelik araç orda da vardı ve yine halat ile çekiyorlardı. Bu sefer karışmadım aralarına. Bırak bensiz çeksinler dedim :) İyi demişim diimi:)  En azından doğru zamanda doğru yerdeydim :) Bu yazımda çok gülücük koyduğumu farkettim , hemen belirteyim 2 bira içtim :)

Udupi’de 1 gece kaldıktan sonra bu sefer sefer Kochi Fort tarafına idi. Bide tren bileti alabildim. Göztepe-Karşıyaka maçını Udupi tren istasyonunda karanlık bir köşeye çekilerek 3G ile izliyebildikten sonra trenime bindim ve 11 saat sonra Kochi Fort’a vardım. Bu arada Göztepe’mi de burdan tebrik ederim. Tabik birde dostluk kazansın bence! Hemen konuma geri döneyim:) Kochi Fort güzel bir adacık. Portekiz sömürgesinin izlerini hala taşıyor. Etraf kilise dolu. Hollanda mezarlığı bile var. Çok şey gelip geçirmiş. Ama 3 gece yeticek gibi:) Bu gece son gecem. Yarın Munnar’a geciyorum. 5 saat otobüs. Munnar, Kerala’nın en yüksek dağlarına  sahip ve inanılmaz çay tarlaları. Yani anlıyacağınız hava bir 10 derece düşecek, ki 4 gözle bekliyorum:) Mükemmel bir doğa ve tepecikler. Çok merak ediyorum ve yarın ordayım.

Evet işte Hampi’den sonrası böyle idi. Bana gelince:) Ben çok iyiyim. Uçak biletimi aldım ve ayın 3 ünde İstanbul’a uçuyorum. 10 gün sonra planlarıma göre Hindistan’ın en güney ucu olan ve 3 okyanusun birleştiği kasaba’ya ulaşıcağım. Biliyorsunuz gezimin son durağı olucak burası ve Hindistan’ın en ucuna taş atıcam:) Bütün istediğim bu değilmiydi taş atmak :)

Bir taş da size sakladım :) taşın üstüne isimlerini yazdırtmak istiyenler isimlerini yorum olarak buraya  yazsınlar. Gerçekten yazıcam tek tek isminizi ve taşı atıcam. Bekliyorum:)

Ben yazmayı keseyim şimdi.

Bu arada inanın o kadar paylaşmak istiyorum ki her fotoğrafı ama işte paylaşabildiklerim bu kadar. O kadar çoklarki ne benim zamanım yeter nede sergiye birşey kalmaz. Bunlarla idare ederiz diimi?

 

Sizleri seven

 

 

Tarık GÖK

 

Pushkar Live 2013 Blue Lotus Festival

Pushkar’da sokakta kayıt ettiğim mükemmel Hindistan sokak melodisi:)

  • IMG_9225
  • IMG_9258
  • IMG_9285
  • IMG_9289
  • IMG_9294
  • IMG_9295
  • IMG_9297
  • IMG_9322
  • IMG_9323
  • IMG_9332
  • IMG_9346
  • IMG_9357
  • IMG_9358
  • IMG_9362
  • IMG_9365
  • IMG_9376
  • IMG_9398
  • IMG_9575
  • IMG_9576
  • IMG_9589
  • IMG_9602
  • IMG_9648
  • IMG_9714
  • IMG_9795
  • IMG_9811
  • IMG_9817
  • IMG_9834
  • IMG_9842
  • IMG_9861
  • IMG_9874
  • IMG_9889
  • IMG_9924
  • IMG_9976
  • IMG_9994
  • IMG_0058
  • IMG_9738
  • IMG_9468

Hampi

Goa – Palolem’den Hampi’ye doğru yola çıktım ve bir baktım ki trene bineceğim merkezde otel fiyatları çok yuksek. Hemen ordan en yakın plaja gidip daha ucuz bir yer baktım ve maalesef bulamadım. Sonunda kumsala çok yakın biryerde en uygun yerde 1 gece konaklayıp bineceğim trene ulaştım. Yolculuğum önce Hospet ve ordan otobüs ile Hampi olucaktı. Hospet’e 8 saat sonra vardık. Trenin içi 8 saat boyunca durmadı:) Her dakika birileri bişeyler satmaya çalışıyor. Ardından dilenciler yerlerde sürünerek para istiyorlar senden. Arkasından gözlerime inanamadım travestiler bastı treni:) Ellerini çırpıp para istiyorlardı herkesden. Neyseki bize dokunmadılar. Sonrasında sordum neden herkes para veriyor tereddüt etmeden diye? Dediler ki eğer vermessek bize oralarını buralarını gösteriyorlar ve bizde bunu yapmasınlar diye 10 rupi verip gönderiyoruz dediler:) Çok komik di ya görmeliydiniz. Zannedersem bütün yolculuk boyunca 2 tur geçtiler. Bide bir kadın vardı çocuğuyla şarkı söylemeye başladı. Aman tanrım bu ne  ses. Gerçekten çok etkileyiciydi. Sonra pişman oldum neden kayıt etmedim diye. Neyseki Hotspet’e vardık ve ordan otobüs ile Hampi’ye. Hampi’ye gelince gözlerime inanamadım. Kapadokya’nın Hindistan modeli. Heryer devası kayalar ile dolu ve yüzlerce tapınak var etrafta. Bende size hemen firsat bulmuşken biraz burayı anlatmak istiyorum. Hampi Vijayanagar İmparatorluğu’nun başkenti olan Vijayanagar şehrinin kalıntıları üzerine kurulmuş bir yer. Bu yerdeki ilk yerleşim M.Ö 1 yılına kadar gidiyor. Ben gözlerime inanamadım:) 1336′dan 1565′e kadar Vijayanagar İmparatorluğu’nun başkenti olmuş. Dekkan sultanlıkları tarafından 1565 yılında yıkıldılar. Ve anlatılanlara göre 6 ay boyunca Dekkan sultanlıkları 1000 fil ile birlikte Vijayanagar İmparatorluğu’nun hazinelerini taşıdılar. Birçok tapınak bu kuşatmada yok oldu. Zamanında 2000 tapınağı olan Hampi şuan hala sayamadığım kadar tapınağa sahip. Beni çok etkileyen bir yer. Kesinlike tavsiye ederim. Hatta Hampi’yi ziyaret etmeden Hindistan gezisi olmaz bile derim:)

Bana gelince ben Goa’dan sonra özlemişim böyle yerleri. Tren yolculuğu anlattığım gibi ful aksiyon ama onu bile özlemişim. Zannedersem pek paket turisti görmeyi sevmiyorum ben. 1 hafta’dan beri burdayım. 2 gün motor kiralayıp etrafı keşfettim. Çok güzel fotoğraflar çektim. Hepsini paylaşmıyorum  çünkü ne zamanım var bide sergi için fotoğrafları ayırıyorum birçoğunu paylaşmıyorum. Kusuruma da bakmayın:) Bi 10 gün daha  kalırım burda Hampi’de ama yeter bence. Yarın akşam gece otobüsü ile Gokarnaya geçiceğim. Ayın 10′unda Gokarna’da Shivaratri festivali başlıyor. Şansıma bende  oraya gidecektim ve süper denk geldi.

Gokarna’da çok kutsal bir yer. Deniz kenarında ve tapınaklarla dolu bir kasaba.

Zaman benim için su gibi akıp gidiyor. 1 ay’dan az bir zaman kaldı geri dönüyorum. Arkama dönüp baktığımda hayatımın yolculuğunu görüyorum. Bence herkesin bir kere bile olsa yapması gereken bir sınav, bir serüven, bir kendin ile yüzleşme, bir ayna. Şuan hala bu yolculuğum devam etmekdeyim. Günler geçtikçe sanki bir gökkuşağı duygu selini yaşıyorum. Herşey rengarenk içimde. Hayat’da ne kadar gereksiz duyguları bize empoze etmişler onu düşünüyorum. Buralarda  herşey’den bence  kurtuluyorsun. Herhalde arınma bu olsa gerek. Şuan kendimde olan degişimleri inanın göremiyorum. ama bu kesinlikle eminim ki bu degişimler zaman işçerisinde yavaş yavaş ortaya çıkıcak ve beni daha minimal bir hayata sürükliyecek. Hampi’de yaşadığımız Dünya’nın ,hayatın ve herşeyin ne kadar güzel olduğunu anladım. Bunu zaten biliyordum ama zannedersem burda bunu yaşıyarak öğrendim. Ne mutlu bana diyeyim o zaman;) Evet yakında dönüyorum. Sizleri ve İzmir’imi çok özledim. Biryandan çok mutluyum döndüğüme. Ama öyle bir yandan da dokunsalar ağlıycam! Ulaşmam gereken bir Hindistan’ın en güney ucu var ve atmam gereken bir taş! O anı düşünemiyorum bile. Zannedersem herşeyi orda o taş ile denize atıcağım:)……. Daha  fazla  yormiyayım sizleri:p

 

Sevgiler

Tarık

 

 

  • IMG_8783
  • IMG_8794
  • IMG_8809
  • IMG_8813
  • IMG_8826
  • IMG_8833
  • IMG_8868
  • IMG_8903
  • IMG_8912
  • IMG_8927
  • IMG_8939
  • IMG_8941
  • IMG_8956
  • IMG_8967
  • IMG_8980
  • IMG_9011
  • IMG_9052
  • IMG_9056
  • IMG_9064
  • IMG_9068
  • IMG_9082
  • IMG_9122
  • IMG_9142
  • IMG_9145
  • IMG_9195

GOA

Goa’ ya geldikten sonra aslında kuzey Hindistan’ı özledim. Burda herşey same same:) Arambol’e vardıktan sonra gözlerime inanamadım , heryer turist kaynıyor. Kafayı bozanlar mı ararsın yoksa gece ile gündüzü karıştıranlar:) Yok yok bana göre degil. 2 gün sonra kaçtık Old Goa’ya. Eski Goa’da da birşey yoktu çok aslında görülecek. 2 tane çok güzel kilise ve ufak bir kasaba. Arambol’de motor kiralayıp bütün gün 75 km Goa kıyılarını gezdik ve çok güzel bir deniz feneri gürdük. Herhelade yaptığımız en güzel şeydi o gün. Birsürü plaj gördüm ama heryer çok turistik. Kuzey’den gelince insan şaşırıyor biraz. Çünkü kuzey’de bazen günlerce turist görmediğin oluyor. Gördüğün turistlerde ise senin gibi sırt çantasıyla keşfetmeye gelmiş , kendini kaybetmeye değil ;)

Şöyle bir haritaya baktım geçen gün gözümün ucuyla,  bir baktım ki bayağı yol katetmişim:) Vay dedim:) Benim için göz açıp kapanıncaya kadar buraya gelmiştim. Arkama baktığımda süper bir serüveni geride  bıraktım. Şimdi ise zannedersem gezimin bir başka evresindeyim. Güney o kadar  farklı ki anlatamam size. İnsanlar birşey istiyormusun diye 1 kere soruyorlar 10 kere değil:) Kimse paçalarına yapışmıyor para diye herkes ılımlı :) Ben ise buna alışık değilim. Kuzey’de uzun bir süre köşe kapmaca oynadıktan sonra şimdi burası sıkıcı  gelmeye başlıyacak ondan korkuyorum:) Acaba desemmi lütfen bana 10 kere sorun birşeyleri yada birileri paçalarıma  yapışsın para para para diye:) Hahahaha

Şaka bir yana daha önce aynı turu yapan yaşlı bir çift ile tanışmıştım Çeşme’de. Onlar bana Goa’ya kadar zor , Goa’dan sonrası kolay demişti. Pek anlamamıştım. Aslında anlamıştım ama  farklı anlamıştım. Şimdi ise anlıyorum ne  demek istediklerini.  Goa halkının %75′i Hiristiyan. 450 yıl boyunca Portekiz sömürgesinde kalmış ve daha 1961 yılında Hindistan’a devredilmiş. Bu yüzden çevreyi gezer iken heryerde portekiz mimarisi ile karşılaşıyorsunuz. Her yerde kiliseler ve haç var. Hindistan’da birçok din var. Şunu anladım ki: kim hangi dine inanıyorsa gerçekten çok bağlı kalıyor ve bütün yapması gereken herşeyi yapıyor dini için. Herkes dinlerine sıkı sıkı tutunmuş ve ibadet ediyor. Tabiki anladığım kadarıyla hükümet Hindu olduğu için kesinlike Müslümanları ne orduya nede başka devlet dairesine işe almıyor. Biraz aralarında sıkıntı var. Sonra 15th yüzyılda yeni bir din ortaya çıkarmışlar ve adını SİHİZİM koymuşlar. Bu din Hinduizm ve İslam dan alıntı ortak düşüncelere sahip. Bence Hindistan’da yüzyıllarca süren din kavgasını bitirmek için kurulan ve ne Hinduizm nede İslam diyip , iki dinden bir din oluşturulmuş diye düşünüyorum. Tabi bu benim kendi tezim. Kuzey’de Amritsar da muhteşem bir Altın Mabet’leri var. Kesinlikle gidilesi biryer. Erkek’lerin savaşçı gibi kılıçlarıyla dolaştığı ve kadınların prenses gibi giyindikleri Amritsar:) Burda gidilip görülmesi gereken o kadar çok yer varki maalesef bazı şeyleri gelecek seferki Hindistan gezime saklıyorum:)

Hayatımın en sakin yaşgününü kutladım:) Bana tebrik mesajları gönderen bütün arkadaşlarıma ve dostlarıma teker teker teşekkür ederim. Ne kadar uzakta olsamda bir o kadar da yakınlaştırdınız beni kendinize:) Teşekkür ederim tekrardan. Şuan Palolem beach deyiz. Palolem Beach’i gerçekten sevdim. Hatta dün tekne kiralayıp yunusları izlemeye gittik. Ben ise kesin bunlar bizi kesin kandırıyor , ne yunusu , yunusun saati mi olur nerden göreceğiz derken yunus çıktı karşıma:) Kala kaldım:) Verdiğimiz paraya değdi aslında. Sadece sırtının fotoğrafını çekebildim idare edin lütfen:) Herneyse Palolem’de upuzun palmıyeler arasında rengarenk bungalowlar. Karşda deniz ve süper bir kumsal. Bütün gün dalga sesleri. Yemekler güzel. Biraz ev gibi hisettirdi aslında. İyide geldi.  Biliyorsunuz Lara geldi ve 2 gün sonra Türkiye’ye geri dönücek. Ben ise yollara devam. Zannedersem Hampi’ye gideceğim. Hampi burdan 400 km kadar iç Hindistan. Hampi Unesco Dünya Miras listesinde olan biryer.

Vijayanagar imparator’luğunun başkenti olup birçok tapınağı barındıran önemli bir dini merkez. Kulağa hoş geliyor diimi:) Ve plaj turistinden uzak biryer. Burdan Hindistan’ın güney ucuna olabildiğince yavaş gideceğim. Bundan sonra gideceğim noktalarda uzun kalmak istiyorum. Hampi’de 1 hafta – 10 gün falan kalabilirim. Ama belli de olmaz , çok alıştım sürekli hareket etmeye:) İnanın sırtıma çantayı takıp yola çıktığım zamana çok mutlu oluyorum:) Mükemmel bir duygu. Zannedersem Özgür’lük bu olsa gerek. Dünya’yı görmek tanımak insanları ve yeni yerleri keşfetmek kadar güzel birşey yok. Ve bunları yaşar iken sizler ile bunu buradan paylaşmak da bana mükemmel bir haz veriyor. Yol arkadaşım yok ama sanki yol arkadaşım sizlersiniz gibi!  Sizler ile her yola gidilir :p

Beni merak edenlere  sesleniyorum. Herşey yolunda. Sağlığım seyahatim çok iyi. Sizlere de şuracıktan iki tavsiye vereyim:) Hemen hayalinizdeki birşeyi yapmak için plan yapmaya başlayın ve yapın. İşte o zaman nefes aldığınızı hissediceksiniz. Sevgilerrr……..

 

Tarık GÖK

  • IMG_1710
  • IMG_1742
  • IMG_1879
  • IMG_1923
  • IMG_2112
  • IMG_2154
  • IMG_2259
  • IMG_2307
  • IMG_4090
  • IMG_5762
  • IMG_6026
  • IMG_6032
  • IMG_8093
  • IMG_8762

Pushkar – Mumbai

Uzun suren iki tren yolculuğundan sonra Pushkar’a vardım. Pushkar beklediğimden daha güzel bir yer çıktı. Dağların arasında oluşan bir göl etrafına kurulmuş bir kasaba. Burası Hinduizm için çok kutsal biryer. Gandhi’nin bile kemiklerinin bu gölde olduğu söyleniyor.  hatta otel’e giriş yaparken okuyup imzalaman gereken bir kural prösedüründen bile geçiyorsun. Kasabanın girişinde kontrol noktları ve birtakım kurallar. Mesela içki içmek kesinlikle yasak. Göl etrafında ayakkabı ile dolaşmak ve yıkananların fotoğraflarını çekmek bile yasak. Burdayken bir kasaba hikayesi duydum ve sizede anlatayım. “Birgün iki kız turist göl etrafında içip kafaları güzel olunca , bu kutsal göl e çırılçıplak giriyorlar:) Tabi halk bu lay karşısında neye uğradıklarını şaşırıyorlar. Apar topar kızları sudan çıkarıp kasabadan kovuyorlar. Bu iş burda böyle de bitmiyor , bu olaydan sonra kasabaya birsure turist bile sokmamışlar. Esnaf bu iş böyle olmaz diyip turisti geri istemiş ve birsüre sonra turistlerin Pushkar’a girmesine izin vermişler. Ama tabiki biraz önce bahsettiğim kuralları heryerde okumanı saglıyorlar:) Bizde kurallara uyduk :p

Burda oluş amacımı beni takip edenler az çok biliyorlar. Blue Lotus Muzik Festival’inde fotoğrafcı olarak görev aldım. Bu benim için inanılmaz güzel bir olay ve süper bir deneyim olucaktı. Festival’de aşşağı yukarı 30-40 gönüllü çalışıyordu. Hemen herkes zaten birbiriyle o kadar güzel bir uyum içerisinde çalışmaya başladı ki anlatamam. Tabiki Biraz kültürün vermiş olduğu rahatlıktan kaynaklanan ufak tefek sorunlar yaşansada bence komple festival inanılmaz başarılı ve güzel geçmişti. Zannedersem yöresel Hint muziği ile tanışmıştım. İnanılmaz bir müzik. Gerçekten tavsiye  ederim. Bu kadar zengin bir müzik kültürü beni çok etkilemişti. Birkaç video çekimlerim var hazır olunca paylaşıcağım sizlerle. O kadar çok fotoğraf çektim ki anlatamam. Bu renk cümbüşü içerisinde kaybolmak ve sonra kendini bulmak. İnanılmaz! Bütün hafta gerçekten çok çalıştık ve herkes elinden gelenin fazlasını yaptı . Ne yazık ki festival sona ermek üzere idi. Ayrılık vakti gelmişti. Seyahat etmeyi seviyorum ama hoşçakalın demeyi sevmiyorum. İnanılmaz bir duygu yollarda karşılaşıp 3-5 gün birlikte geçirip sonra hoşçakal. Gerçekler gerçekler!

Serüvenim devam ediyor. Rüzgar ile hareket ediyorum. O nereye ben oraya gibi sanki. Bu yolculuğu yanlız yapmak zor olduğu kadar da güzel. Daha önce birçok yer gezdim ama Hindistan gerçekten bambaşka. Başlarda gerçekten bir kültür şoku yaşıyorsunuz. İlk geziye başladığınızda buraları anlamak gerçekten zor. Sonraları herşey normale donüyor. Bazen çaresizlik ve zorlukların sınırını zorluyorsunuz. Belkide bu yüzden burda zoru yaşayınca gerisi bir o kadar da kolaylaşıyor galiba. İnsanların yaşama anlayışı tümüyle farklı. Biz ise kendimizi kaptırmışız karier sevdasına doludizğin gidiyoruz. Heyoo nereye gidiyorsun? Kendimizi unuttuk bence. Bumuyduk biz yoksa bu mu olucağız? Amaçsız bir hayat ve getirdikleri. İstediğiniz herşeyi yapın. Tabi bunları kelimeler ile anlatmak imkansız. Bunları gelip burda yaşamalısınız.  Ahanda fare geçti ayaklarımdan trende:) Zamanlama muthiş idi tam bunları yazarken:) Fareyi görünce gülümsedim. Eskiden olsaydı kalkar burda fare var derdim. Şimdi ise sadece gülümsüyorum. Bilmem anlatabildim mi? Yolumun yarısını bitirdim gibi. Nepal ve Kuzey Hindistan. Şu an Goa trenindeyim. Saat 19:43. 2 saat sonra varırım diye düşünüyorum. Evet sonunda aslında tümüyle dinlenmeye çalışacağım nokta aslında Goa. Party falan istemiyorum. Zaten hayatımın party’sini yaşıyorum seyahatimle daha ne party’si:) Yarın akşam üstü Lara geliyor Türkiye’den. İnanılmaz mutluyum. Canım arkadaşımı görücem sonunda. 23′ü benim ve 24′ü Lara’nın yaşgünü. Oleyyy yaşgünü kutlıyacağız:) Çok mutluyum çook :)

Ben Pushkar’dan sonra Mumbai’ye gitmeye karar verdim. 2 hafta tren biletim bekleme listesinde durduktan sonra trenin hareket ediceği gün biletim onaylandı. 18 sat süren tren yolculuğundan sonra Mumbai’ye vardım.

Birçoğunuz tanr aslında Merve burda yaşıyor. Sağolsun aldı beni bir gece misafir etti. Sabahına da trene bindirip beni Goa’ya gönderdi:) Bide İstanbul’dan tanıdığım Pinkey yaşıyordu burda. Onu görme firsatını da bulmuştum. Oda beni biraz Mumbai’yi gezdirip evinde akşam yemeğine misafir etti. Süper insanlar:) Dostluk kadar güzel birşey varmı? Mumbai’yi beğendim aslında. Ve birçok yeride İzmir’e benziyordu. Kordon boyu gibi gezilecek yerleri ve mükemmel bir güneş batımı vardı. Bir an Kordon’da olup bir bira açmak istedim.

Yolculuğum güney’e indikçe zannedersem herşey biraz daha kolaylaşıyor. İnsanlar biraz daha ılımlı ve cana yakın. Kuzey biraz zordu. Ama şuana kadar acısıyla tatlısıyla herşey mükemmel idi. Tabiki bazen anlar geliyor burdan hemen çekip gitmek istiyorsunuz ama ardından birşey oluyor sevmeye başlıyorsunuz tekrardan. Burayı ya seversin yada nefret edersin:) Ortası yok. Zaten sevmiyenler ilk uçak ile çekip gidiyor. Sevenler isede benim gibi serüvenine devam ediyor. Ama Hindistan’ın bir sınav olduğunu düşünüyorum. İnanılmaz şeyler öğreniyorsun ve hayatın ile ilğili birçok şey ile yüzleşiyorsun. Bendeki degişimi henüz göremiyorum çünkü hala burdayım. Zannedersem İzmir’ime dönünce birsüre evimde zaman geçirdiktikden sonra degişim’i görebileceğim. Merak etmeyin değişimi paylaşıcağım:) Ha birde aklıma gelmişken bunuda buradan belirteyim. Benim burda yaşayacağımdan korkan arkadaşlara sesleniyorum. Arkadaşlar ben İzmir’den başka biryerde yaşamak istemiyorum. Gözümde tütüyor:) Nisan başı yanınızdayım. Şimdilik sizlere sevgilerimi iletiyorum. Bu aralar Goa’dayım. Yakında yeniden yazarım.

 

22.02.2013

Goa’ya varıpda yazmadan duramadım :) Vayy ne kadar özlemişim denizi. Zannedersem ben deniz olmadan yaşıyamam. Bütün gezi inanılmaz güzeldi ama deniz’e ulaşmak beni Everest’e ulaşmak kadar heyecanlandırdı. Ve şuan inanılmaz bir güneş batımı karşısında biramı yudumluyorum. Birde fotoğraflar için özür dilerim. Binerce fotoğraf var ve bunları  secebildim. Çokda zaman harcamak istemiyorum bilgisayarda birde yayınlamak da istemiyorum hepsini. Çünkü sergime birşeyler kalsın:) Evet burdan sergi haberinide vermiş oldum:)

 

Sevgiler

 

Tarık GÖK

,

Jaisalmer Timelaps

I enjoyed a lot doing this timelaps in Jaisalmer.

  • CM0_5476
  • IMG_0279
  • IMG_0334
  • IMG_0380
  • IMG_1156
  • IMG_9227
  • IMG_9271
  • IMG_9295
  • IMG_9301
  • IMG_9306
  • IMG_9357
  • IMG_9469
  • IMG_9490
  • IMG_9505
  • IMG_9510
  • IMG_9536
  • IMG_9602
  • IMG_9723
  • IMG_9739
  • IMG_9752
  • IMG_9817

Jodhpur – Jaisalmer

Jaipur’dan Jodhpur’a tren biletim vardı ama bekleme listesinde idi. Tabiki ne oldu? Ben tren’e binemedim. Bekleme listesinde 4. sırada takıldım. Bir gece daha Jaipur’da kalmak zorunda kaldım ve ertesi gün otobüs ile Jodhpur’a gitmeye karar verdim. Yolda farkettim ki ben otobüs yolculuğunu daha çok seviyormuşum:) Herhalde Türkiye’den kalan bir alışkanlık. Çevre yolları görmek ve yollarda otobüs bekleyip binemiyen insanları görmek daha mı aksiyonlu geliyor bilemedim :) Yollarda ki tek sıkıntım insanların gözlerini sana  dikip saatlerce gözlerini 1 saniye bile benden ayırmamaları ve soru yağmurları. Sırasıyla şöyle gidiyor. Hanki ülkeden geldin? Evlimisin? Kaç yaşındasın? Ne işin var burda? Bazen otobüs veya treni durdurup avazım çıktığı kadar sananeeee diye bağırasım geliyor ama bu isteğimi güzel bir tebessüm ile geçiştiriyorum:)

Jodhpur’a varmıştık. Şimdi sıra ucuz bir taksi bulup gideceğim hostele varmak dı amacım. Neyseki biri yanaşıp bana kafamdaki fiyatı söyleyip beni taksisine bindirdi ve yola çıktık. Taksi derken bizim taksilerden zannetmeyin. Tuk tuk derler Thailand’da falan:) Hani eskiden Moto Guzi’ler vardı ya. Domates satarlardı. İşte onlar taksi burda. Hostel’ime varmıştım. Ufak bir pazarlık ardından  500 rupiye anlaştım. Hostelin çatısında mükemmel bir manzara ve 4-5 tane benim gibi sırt çantasıyla gelmiş turist vardı. Hemen bir yemek siparışı verip tripodumla çekim yapmaya başladım. Çekim yapar iken yanıma Avusturalya’lı bir eleman geldi ve başladık muhabbete. Sonrasında ben bu Avusturalya’lı çift ile 4 gün birlikte yol ve hatta Camel safari bile yapıcağımın farkında değildim. Ertesi gün birlikte Mehrangarh Fort ve Umaid Bhawan Palace’ı gezdikten sonra Jodhpur’da bir gece daha konaklayıp öğlene doğru Jaisalmer’e doğru yola çıktık. Jaisalmer beni çok heyecanlandırıyordu. Çöl’ün ortasında bir şehir ve herzaman böyle biryeri gidip görmek istemiştim. Nitekim de istediğim olmak üzere idi. 6 saat süren sıkış tepiş bir otobüs yolculuğundan sonra Jaisalmer’e varmıştık. İnanın şu an bile  nerden  indim o otobüsten diyorum hala :) Etrafımı sardı 10 kişi:) Hep bir agızdan koro şeklinde taksi,taksi,taksi-otel,otel,otel bide arada birbirlerini ittiriyorlar bana ulaşmak için. Kaçmaya çalışıyorum kaçamıyorum , sürekli birileri önüme geçiyor. Uzaklaşın diyorum dinliyen yok :) Baktım olucak gibi değil, hemen ordan uzaklaşmamız lazım ama nasıl? Tek çare içlerinden birinin taksisine binip uzaklaşmak olucaktı. Ki nitekim hemencik anlaştım birisi ile ve bir anda anlaşmadan sonra ortalık süt liman oldu. Herkes bağırıp çağırmayı kesmişti. Çünkü anlaşma yapılmıştı :) Çok garip buralar çook :) Ben ve Avusturalya’lı çift yeni kalıcağımız hostele gelmiştik. Oda fena değildi ,vede fiyatı çok uygundu. Tamam dedik kalmaya kara verdik. Tabiki 20 dakşka sonra beklediğimiz gibi konuya girmişti hostelin sahibi. Camel safari:)  Aslında çok safari mafari yapasım yoktu ama hadi  dedim buralara kadar gelmişken bunu da yapayım. Herneyse adam bir fiyat söyledi eyvah dedim. Biz 1500 rupi gibi birşey beklerken adam 3100 rupi dedi. Çok pahalıydı. Neden bu kadar pahalı diye sorduğumuzda dediği şuydu. “Biz Camel safariyi burdan 75 km uzakda en iyi çöl’de yapıyoruz. Herkes 30 km uzakda yapıyor”  Aslında kulağa hoş geliyordu. 75 km uzağa gidip yapmak daha hoş olabilirdi. Açık havada yatıcaktık ve yıldızları seyredebilecektik. İndirim istedim olmaz dedi bende peki dedim. Sonra dedim ki biz biraz düşünelim. Adam ne derse beklersin? İndirim istedikten 3 dakika sonra fiyat bir anda 3100 den 2600 e indi ve kalıcağımız 1 gece otel ücretinide almıyacağım dedi. Bi işler dönüyordu ama anlıyamadık. Adam bize bu safariyi satmalıydı. Çünkü çıkıp gittiğimiz an başkaları bize bu safariyi satabilirdi. O yüzden biz otelden dışarı adımımızı  atmadan paramızı almalıydı bu hostel sahibi , ki nitekim de öyle oldu. Biz kişi başı 2600 rupi’yi verdik elemana. Sorun yok 2600 rupi 85 lira yapıyor. Benim için 2 gün deve üstünde geçirmeye ve yemeklerin dahil olması bu fiyata değerdi. Sabah oldu ve jeep bizi almaya geldi. Ben tabiki hemen GPS’imi açtım ve ölçmek istedim gerçekten 75 km uzağa gidicekmiydik? Gittiğimiz km 35 idi:) Sesimizi çıkarmadık:) Develere bindik ve 2 gün boyunca toplam 30 km çölde yürüdük. 1 gece çölde kaldık. Yıldızlar muhteşemdi. Yemekler fena değildi. Herşey güzeldi ama 75 km olayı bizim beynimizi ufakdan irite ediyordu. Biraz kazıklanmıştık galiba:) Safari bitti jeep geldi biz geri dönüyorduk. Hostele geldik ve eşyalarımızı aldık. Bir gece daha kalmazdık orda çünkü bizi biraz kandırmışlardı. Hostelin sahibine ufak bir konuşma yaptım ve oda tama halledicem dedi ve sen şimdi git beni ara ben oraya gelip para iadesi yaparım dedi. Şaşırmıştım:) Bir hintli bana para iadesi yapıcağından bahsediyordu:) Gerçek olamazdı:) Sonrasında 20 kere  aradım telefonuma cevap veren yok hahahaha. Biz ne yaptık tabiki? Hosteli bastık :) Tabiki basmadık :) Ama gittik konuşmaya. Yalanlar dolanlar of of. üçünüze toplam 1000 rupi vereyim dedi. Biz yok deyince bir anda kişi başı 500 rupiye çıktı.  Para iadesi konusunda hiçbir umudumuz yoktu ama 500 rupiyi kurtarmıştık gibi. Daha fazlasını geri alırdık ama biraz daha tartışmamız gerekiyordu orda. Ben ise hadi 500 ü alalım ve gidelim modundaydım. Ki öyle yaptık arkamıza bile bakmadık:) Geri kalan Jaisalmer inanılmazdı. Sokaklar masal gibi. Şehir komple toprak renginde. Güneş vuran bütün evler altın gibi parlıyor. Muhteşem bir Fort ve tarih. İnsanlar daha sakin ve uyumlu. Hindistan’da en çok beğendiğim yerlerden biri Jaisalmer. Kesinlikle geri gelmek isterim.

2. hostelimiz süperdi. İnanılmaz güzel bir Fort manzarası vardı. Süper insanlarla tanıştım. Hatta hostelin oda fotoğraflarını çekip bedavaya bile kaldım 4 gece:) Onlara ufak bir video yaptım.  Keşke bütün kaldığım otellerin fotoğraflarını çeke çeke dünyayı gezsem:) Bu son günler ilginçleşiyor. Hostelin fotoğraflarını çekip bedavaya kalıyorum ve şuan tren de Blue Lotus müzik festivaline gidiyorum ve ayın 19 una kadar festivalin çekimlerini yapıcam onlar da beni ağırlıyacak. Ekstra para falan istemedim. Gerek de yok. Şuan seyahat ediyorum. Paylaşmak kadar güzel birşey yok. Karın tokluğuna çalışıyorum Hindistan’da hahahahha:) Şaka biryana seviyorum bu yaptıklarımı. 350 sanatçı olucak festivalde ve ben resmi fotoğrafcılarıyım. Nasıl mı buldular beni? Jaipur’da couchsurfing yapmıştım. Evlerinde kaldığım kızlar bu festivalin organizasyonunda çalışıyorar ve fotoğrafçıları yoktu. Bende doğru zamanda doğru yerdeydim ve bunu bana teklif ettiler. Bende kabul ettim:) Dün Jaisalmer’den ayrıldım ve tren ile Jodhpur’a geldim gece. 1 gece Jodhpur’da konakladıktan sonra şu an Ajmeer’e doğru giden tren’deyim. Şuan tren’den yazıyorum. Festival 13 ünde başlıyacak 18 inde biticek. 19 una Mumbai’ye tren bileti aldım ama bekleme listesindeyim hala , bakalım ne olucak. Festivalden sonra güneye inmeye başlıyorum. Deniz’i çok çzledim. Öyle böyle değil. Deniz gördüğüm ilk yerde açıcam bir şişe şarap ve sağlığınıza diyeceğim ;)

Türkiye’yi ve sizleri gerçekten çok özledim. Ama gün geçtikce Hindistan’ıda daha iyi anlamaya başlıyorum. Nisan başında geri döneceğim. Biraz daha keşif yapmak istiyorum. Güney daha farkli olucak ve bu değişimi görmek istiyorum. Amacım zaten Everest’den yola çıkıp Hindistan’ı  komple geçip en güney uca tek başıma inip denize bir taş atmak:) Çok mu şey istiyorum? Hayır çok değil. Keşke her insanın isteği denize taş atmak olsa. Dünya ne kadar farklı olurdu diimi? Olsun ben herkesin adına atarım o taşı denize. Şimdiye kadar bana vermiş olduğunuz manevi desteği kesmediğiniz için sizlere teşekkür ederim. Belki farkında değilsiniz ama yapmış olduğunuz ufacık bir yorum bile bana destek veriyor , beni ayakta tutuyor. Yapmış olduğum bu yolculuk gerçekten zor bir yolculuk. Tek başımayım ve inanılmaz zorlukları var. Ama tek kelime ile muhteşem. Acun gelsin survival’ı burda çeksin :)

Daha fazla yormıyayım sizi:) Hepinizi öpüyorum ve sevgilerimi gönderiyorum yollardan.

Tarık GÖK

  • IMG_8300
  • IMG_8304
  • IMG_8307
  • IMG_8314
  • IMG_8345
  • IMG_8463
  • IMG_8479
  • IMG_8525
  • IMG_8541
  • IMG_8551
  • IMG_8633
  • IMG_8654
  • IMG_8656
  • IMG_8673
  • IMG_8714
  • IMG_8751
  • IMG_8809
  • IMG_8853
  • IMG_8943
  • IMG_8952
  • IMG_9027
  • IMG_9050
  • IMG_9109
  • IMG_9118
  • IMG_9136
  • IMG_9173

Allahabad – Agra – Jaipur

Varanasi’den yola çıktım ve Allahabad’a geldim. 12 yılda bir yapılan Kumbh Mela Hindu festivali Allahabad’da gerçekleşiyordu. İlk geceyi hiç kasmadan gidip otelin birinde geçireyim dedim. Nerden bulduysam Royal Otel’de kalmaya karar verdim. Taksi’ci uyardı aslında beni bu Otel iyi değil diye. Ben ise dinlemedim adamcağızın sözünü:) Girdim Otel’e ve resepsiyonun önünde bir turist vardı. Oh dedim bir turist daha. Burda sanki kalmış gibi görünüyordu. Hiç sormadım nasıl diye. Direk odanızın fiyatı ne  kadar diye direk konuya girdim. Adam 700 rupi dedi. Ne ? 700 rupi mi? Çok pakalıydı. Ama Kumbh Mela festivali yüzünden fiyatlar tavan yapmıştı ve en ucuz seçenek bu kalmıştı. Neyse sıkı bir pazarlık ve 1-2 telefon görüşmesinden sonra %10 indirim aldım ve oda ücertini ödedikten sonra odama çıkardılar beni. Oda üst katda idi ve merdivenlerden çıkar iken kaşlarım çatmaya başladı yavaş yavaş. Heryerde otomobil yedek parçaları yerlerde dağınık bir şekilde duruyorlardı öyle. Neyse  dedim beni ilğilendirmez ben girer yatarım odama  akşam. Fotoğraflarını koyucam lütfen bir bakın:) Ahır mı otel mi belli değildi:) Odama girdim ve tuvalete baktım. Eyvahh dedim. Bu tuvalet nerdeyse 2 aydır temizlenmemişti. Sanki bu otel 1 yıldır kapalı ama festival nedeni ile açılmışa benziyordu ve Tarık gelip kalıcaktı :) Ben bir anda durum değerlendirmesi yaptım ,  Hindistan’dayım ve bunların başıma gelebileceğine hazırlıklıydım. Kalıcaktım başka çarem yoktu. Dışarı çıkıp akşam yemeğimi yedikten sonra odama çıkmak için merdivenlerden çıkarken bir baktım ki insanlar merdivenlerde yatıyorlar. Ya dedim neler  oluyor bu insanlarda kim? Ben tabi hemen kimseyi uyandırmıyayım da başıma bela olmasın diye sessiz sessiz odama çekildim. Tabi yatağımda bir baktım ki ne yatak var ne başka birşey. Anlıyacağınız kuru tahtanın üzerinde yattım ve sabah erkenden koşarak kaçtım:)

Uzun bir taksi arama girişimlerinde  sonra kendimi tuk tuk’un arkasında buluverdim. Kumbh Mela’ya gidiyordum. 10 km uzakdaydı ve biraz sonra  orda  olucaktım. Rainbow Love Camp’de orda olucaktı. Amacım onlara katılıp 4-5 gün çadırda kalıp Kumbh Mela’yı yaşamakdı. Kumbh Mela 40-50 milyon kişinin katıldığı bir Hindu festivali. Anlıyacağınız gibi dünyanın en büyük çadır şehri buraya kuruluyor. Girdim aralarına ve şimdi sıra Rainbow Love Camp’i bulmaya gelmişti. Herhalde bi 10 km yürüdükten sonra Ranbow Love Camp’i bulmuştum ve henüz 8-9 kişilerdi ve hemen de beni aldılar aralarına. Yanımda biraz noodle vardı ve o akşam bir güzel yemek yapıp ateş etrafında yemeğimizi yiyip şarkılar söyledik. Çok güzeldi. Ama Kumbh Mela gerçekten çok yorucuydu. O kadar insanın arasında bir baskı hissediyordunuz. 1 gece çadır’da uyku tulumum ile yattım ve sabaha kadar inanılmaz bir soğuk ve çiğ yağması dolayısıyla uyku tulumum sırılsıklam olmuştu. Anlıyacağınız yine uyku yoktu :( Yok dedim olmaz bu böyle. Allahabad’da kötü otellere 700 rupi vermezdim. Burda da böyle çadırda yatmazdım. Zannedersem bu türlü maceralar artık bana 1-2 gün yetiyordu:) Allahabad’dan hemen kaçtım:) Bulduğum ilk tren ile Agra ya yola çıktım. Hikaye sona eriyor zannediyorsunuz ama asıl hikaye şimdi başlıyor:) Ağra’ya biletim elimdeydi ve 3-4 saatlik bir gecikme ile tren geldi. Yanımdaki cocuk biletime baktı ve eyvah dedi. Dedim ne  oluyor? Cocuk dediki bu bilet genel kompartman bileti. Yani burda oturacak yer bulamassın. İçimden dedim olsun birşey olmaz. Kıvrılırım biryere ama giderim bu şehirden birşekilde. Herneyse ben  genel kompartmanı aramaya koyuldum. Bir vagon geçiyorum iki vagen geçiyorum hepsi dolu gözüküyor. Sonunda genel kompartmanı buldum. İlk içine girmeye çalıştığım vagon beni almadı çünkü adım atıcak yerleri yoktu.  ikinciye koşturdum onada başaramadım. Bir baktım tren hareket etmeye başladı. Eyvah tren gidiyordu. Bu böyle olamazdı. Tren’e binemiyordum ama burda da kalamazdım bir gece daha. Başladım koşturmaya ve atladım kapıya. Nereye bastığımı bile görmüyordum. Sırtımda ve önümde iki çanta. Tren’in kapısına iki elimle yapışmıştım. İçerideki insanlar bana, ben ise onlara bakıyordum. Birsüre sonra beni tuttular ve zorlukla içeri çektiler:) İçerisni anlatıcak kelimeler bulamıyorum. İçeride insanlar pres olmuşlardı. Adım atıcak yeri unut, eğer bir ayağını yerden kaldırırsan birdaha yere koyamassın. Hindistan’da trenlerde 7-8 sınıf varmış. Bu dediğim genel kompartman biletini istesen bile online bilet satışından alamıyorsun. Gerçi içerideki kimsenin bileti olduğunu düşünmüyorum. Herneyse bu sınıflar ne kadar yuksek olursa tren yolculuğun o kadar iyi geçiyor ve biletler pahalılaşıyor. Ben ise en alt sınıf biletini almışım ve 9 saat boyunca sanki tek ayak üzerinde yolculuk ettim. Üstümden geçen insanlar mı ararsın , neler neler. 9 saat boyunca 3 metre ilerliyemedim tren’de. Bide bütün gözler üzerinde ve herkes sorular soruyor. Biri dediki 42 yaşındayım ilk defa genel kompartmanda bir turist görüyorum:) Birdaha mı ? Asla. Ben aldım dersimi. Ama şunu da söylemeden geçemiğeceğim. O 9 saat ne kadar hayatımın en kötü günü olduysada, görmek de güzeldi :) En azında  size yazıcak bir hikayem daha var. Yoksa Hindistan’a limuzin de gezmeye gelmedim!

Agra’ya geldim. Burda cok fazla aksiyon yaşamadım. Ve birsure dinlenip temizlenmek de çok iyi geldi. akşamları 2-3 bira ve uyku. Gündüz Taj Mahal ve etrafı gezdim. Agra’dan sonra amacım Delhi’ye geçmek idi ama bir anda  büyük şehire girmek istemedim ve Jaipur’da Couchsurfing dolayısı ile kalıcak yer de bulmuştum. Güzel bir tren yolculuğundan sonra Jaipur’a geldim. Güzel tren yolculuğu diyiyorum çünkü oturacak koltuğumun numarası vardı :) Couchsurfing’den de bahsedeyim:) Cocuhsurfing internet’de bir site ve profillerden kalıcak yer bulabiliyorsun ve  kabul ederlerse gidip ücretsiz evlerinde kalabiliyorsun. Jaipur’da 3 Polonyalı kız sağolsunlar beni kabul ettiler ve onlarda kalıyorum. Bu akşam 4. gecem olucak evlerinde. Yarın akşam eğer bekleme’deki tren biletim onaylanırsa Pakistan sınırı yakınındaki bir çölün ortasındaki şehir olan Jaisalmer e geçicem. Burdan 11 saat sürücek tren yolculuğu. Yataklı bilet satın aldım bakalım umarim onaylanır. Jaipur’dan da bahsedeyim biraz. Burası gerçekten çok güzel. Etrafta inanılmaz saraylar var ,ufak ufak tepeler ve surlar. Buraya Pembe Şehir denmesinin nedeni ise 1876 yılında Mihrace Ram Singh‘in Kral II. Edward‘ı karşılamadan önce şehirdeki binaları konukseverliğin rengi olan pembeye boyatmış olmasından kaynaklanıyormuş.

Bir süre Rajasthan bölgesindeyim. Katılacağım birkaç müzik festivali var ve gezmem gereken 2-3 şehir. Ve Camel safari’yi de  unutmıyayım. Bunları bir yapayım sizlere daha yazarım. Hindistan gezimin bir sonraki postasında görüşmek üzere. Gezi mi dedim? Hindistan bir gezi değil! Hindistan bir SERÜVEN!!!

 

SeVgİlEr

Özlendiniz:)

 

 

Lumbini’de birgün :)

Uzun zamandan beri yüklemeye çalıştım ama ancak 2 haftamı aldı Hindistan internet’inde bu video’yu yüklemek:)

Lumbini Budha’nin doğduğu yer! Yılanı kaçırmayın derim :)

  • IMG_6334
  • IMG_7036
  • IMG_6888
  • IMG_6947
  • IMG_6968
  • IMG_7028
  • IMG_7099
  • IMG_7160
  • IMG_7229
  • IMG_7418
  • IMG_7450
  • IMG_7525
  • IMG_7701
  • IMG_7964
  • IMG_8098
  • IMG_8165
  • IMG_7145
  • IMG_7612
  • IMG_7640 copy
  • IMG_7656
  • IMG_7677
  • IMG_6529
  • IMG_6564
  • IMG_6620
  • IMG_6698
  • IMG_6835
  • IMG_6844
  • IMG_6336
  • IMG_6339
  • IMG_6373
  • IMG_6385
  • IMG_6393
  • IMG_6400

Varanasi

Farketti iseniz uzun zamandan beri hiçbirşey yazmadım, yazamadım:) Çünkü Varanasi’ye gelmişim. Gelmişim diyorum çünkü bu kadar büyüleyici biryer beklemiyordum. Tam bir duygu seli. Kelimeler yetmiyecek Varanasi’yi anlatmaya. Ama elimden geldiği kadar sizlere burayı anlatıcam. Öncelikle Varanasi benim Hindistan’daki ilk büyük şehrim. Trafik, aman tanrım:) Tren istasyonundan çıkıp gideceğin otele yerleşmen için iyi bir trafikden geçmek zorunda  kalıyorsun öncelikle. Otel’ine geliyorsun biraz rahatlama yaşadıktan sonra hadi şu Ganj nehrine artık inip bir bakayım diyorsun. Kaldığım ilk otel Ganj nehrine 200 metre idi. Hemencik vardım Ganj’a. Önce yuksektesin ve merdivenlerle inmek zorundasın nehir seviyesine. Yüksekteki manzara inanılmaz. Merdivenlerden indikçe görüş alanın büyüyor ve devamını gördükçe kala kalıyorsun. Evet ya işte Ganj karşında. İnanılmaz bir duygu. Bunu yaşamalısınız ve burayı kesin görmelisiniz. Nehrin birlikte taşıdığı tarih ve o kadar insan. Gerçekten herşeyi omuzlarında taşıyan bir nehir var karşında. 5000 yıldan beri hiç sönmeyen ateş ile yanan vücütlar , nehir kenarında insan parçacıkları ve hatta kafatası bile gördüm. Biraz ağır kaçabiliyor. Evet ama burası Venedik değil , burası Ganj. Buranın kuralları bu. İnsanlar sert yüzler pek gülmüyor. Sokaklarda maymun’dan tut hertürlü hayvan geziyor. Sokaklar dışkı dolu. Hergün binlerce insan Ganj’a girip banyosunu yapıyor ve yüzlerceside nehir kenarında yakılıyor.

İlk gördüğüm insan yakımında biraz miğdemde birkaç hareket hisettim ve eyvah  dedim hareket başladı, ama endişe edilecek birşey degilmiş :) İzledim sonuna  kadar. Bir vücüt nasıl yanar ve kül olur an ve an. İkinci izleyişimde  herşey daha  kolay’dı benim için. 3. gün artık dönüp bakmıyordum bile alışıyor insan. Biraz garip duyguların şehri burası. Birgün içerisinde hem çok sevip hemde nefret edebiliyorsun. Belkide bu şehri güzel yapan da buydu. Biraz da dikkat gerekiyor şehirde. Yankesiciler , yanan ölülerin başında senin gelip fotoğraf çekmeni bekleyip sonra seni tehdit edip polise soylemeyeyim bak hapse gidersin , sen en iyisi şuraya bagış yapda bu meseleyi kapatalım diyen tipler:) Ve bunu gerçekten iş haline getirmiş insanlar. Yine Ölülerin yakıldığı yerlerde gelip sana olayı anlatan insanlar ve sonrasında bagış istiyenler. Yani anlıyacağınız herkes bir para derdine düşmüş inanamassınız. Bu parayı senin cebinden almak için hertürlü numara mevcut. Bazen yuh diyebiliyorsunuz:) Para üstünü vermeyip aldığı parayı inkar eden taksici bile gördüm:) Zavallı turist:) Herşeyin yanında burasi Varanasi.

Binlerce yılın Ganj’ı. Herşeye rağmen gelip görülesi biryer. Bence muteşem. Azcık da dikkat ettin mi sağına soluna ohh yemede yanında yat :)

2 yada 3 gün kalıcaktım 1 hafta kaldım. 2. otele bile  geçtim. Daha ucuz ve Ganj’ın hemen dibinde idi. Süper de Ganj manzarası bilem vardı. Odam o kadar  basit di ki inanamassınız.

Sadece tek kişilik yatak:) Ama o kadar da ucuz idi. Geceliği 6,5 lira :) Bu gece Allahabad’da kalıyorum ahır kırması bir otel 21 lira ödüyorum:) Çünkü burda Dünya’nin en büyük insan buluşması var (Khumb Mela) o yüzden fiyatlar tavan. Bende bir gece kalıp yarın Khumb Mela alanına geçicem. Nerde mi kalıcam? Bende henüz bilmiyorum. Milyonlarca kişi çadırlarda kalıyor umarım bende kendime biryer bulabilirim. Çadır satın almak istedim ama Varanasi’de 3 gün çadır arayıp pes ettikden sonra bodozlama şeklinde gitmeye karar verdim. Eminim bişiler bulucam şansıma güveniyorum :)

Khumb Mela  12 yılda bir yapılan bir Hindu buluşması. Dünyanın en büyük insan buluşması diye de tarihlere geçiyor. bu sene 40 Miyon kişi bekliyorlar. Banyo günleri var. 14 Ocak ilk banyo günüydü. Ben 27 Ocak’dakini fotoğraflıycam. Milyonlarca Hindu BABA Ganj’a sabah 7′de çırılçıplak koşturarak girecek. Yok artık diyorsunuz diimi:) Evet bu bir gerçek. 12 yılda bir ve ben burdayım. Süper şanslıyım bu konuda. Gelirken haberim bile  yoktu. İstesem ayarlıyamazdım:) Buğün otobüs ile geçerken çadırları gördüm ve aman tanrım:) Yakında paylaşırım:)

Kendinize iyi bakın. Bende iyi bakıcam kendime söz:)

Yazmayı unuttum. 7 yaşından küçük çocuklar, hamile kadınlar, kobra yılanı tarafından sokulup ölmüş insanlar Ganj’da yakılmıyor. Taş bağlanıp Ganj’ın dibine gönderiliyor. 1 kızın taş bağlanıp suya atıldığına şahit oldum.

 

Sevgiler

  • Lumbini
  • Lumbini
  • Lumbini
  • Lumbini
  • Lumbini
  • Lumbini
  • Lumbini
  • Lumbini
  • Kushinagar
  • Kushinagar
  • Kushinagar
  • Kushinagar
  • Kushinagar
  • Gorakhpur`a tren :)
  • Kushinagar
  • Kushinagar
  • Kushinagar
  • Kushinagar
  • Kushinagar
  • Kushinagar
  • Kushinagar

Lumbini – Kushinagar

Lumbini’ye geldiğimi söylemiştim. Lumbini Buddha’nin doğduğu yer olmakla birlikte Himdistan sınırına 15-20 km. Buraya hemen hemen Dünya’daki bütün budist ülkeler bir tapınak yapmışlar ve bütün alan tapınaklar ile dolu. Bisiklet kiralayıp bütün gününüzü harcıyarak hepsini ziyaret edebiliyorsunuz. Günümün en önemli olayı hani bu çocuk yutan yılanlar varya , işte ondan birtane gördüm çalıların arasında ve videosunu çektim. Lumbini videosuna dikkatli bakın, yakında yayınlarım onuda. Günlük bisiklet kirası 2 dolar. Kaldığımız yere ise kişi başı 2 bucuk dolar. Fiyatlar görüldüğü gibi ugun. Lumbini’de 2 gece kaldık. Ben çok kalmak istemedim çünkü Hindistan’a geçmek istiyordum. Sabah 2 arkadaşımla beraber 06:00 da kalkıp otobüs ile Lumbini’den ayrıldık. Onlar Kathmandu’ya geri döndüler , ben ise Hindistan sınırına. Otobüs’den iner inmez alelacele beni bir üstü açık jeep’e bindirdiler ve ne olduğunu anlamadan sınıra doğru ilerlemeye başladık. Meğerse sınıra jeep ile ulaşım yapıyorlarmış. İnanılmaz bir  sis vardı sabahtan beri. Önümüzü goremiyorduk. Jeep’den indikten sonra düşünün hangi taraf diye  sordum:) Herneyse herkesin yürüdüğü bir yol vardı bende o yöne gitmeye başladım. Birsüre sonra amcanın biri bağırmaya başladı Pasaport  diye:) Kala kaldım :) Adam  dedi pasaportunu çıkar da girişini yapalım. Dedim ne  girişi daha  çıkmadım ki :) Meğerse ben Nepal sınırından çıkıp Himdistan’a girmişim bile:)) Abi kimse beni durdurmaz mı Nepal sınırında? Ya zaten sınır mı yoksa tepecik tenekeli mahallesi mi anlamadım:) Adam dedi hadi abicim geri Nepal sınırına yürü çıkışını yaptır ve geri gel. Emir demiri döver:) Ben tıpış tıpış geri ve gülen yüzümle çıkışımı yaptırdım ve Hindistan sınırından da girişimi. Oh herşey bitmişti. Şimdi sıra Gorakhpur a gidecek otobüs veya eşşeği bulmakdı :) Tabi bunu bulurken kazıklanmamaya özen göstericektim. Çünkü her yeni girdiğim ülkede önce bir hoşgeldin oluyor:) Neyse bir adam durdurdu beni ve Gorakhpur’a mı gidiyorsun dedi ve bende  hayır  diyemedim:) Normalde hayır teşekkür ederim diyip otobüsü bulmam lazım. Abimiz jeep’ine adam arıyordu Gorakhpur’a götürecek. Dayanamadım kaç para dedim. 200 rupi dedi. Sonra düşündüm ve öğrendim ki otobüs 80 rupi ve 4 saat  sürecek. Jeep 200 rupi ve 2 saat. Dedim bari çekemiyecegim şimdi otobüs falan. Ok dedim. Nitekim iyide yapmışım. Yolculuk süperdi. Birara  uyukluyordu arabayı kullanırken ama farkına vardı ve ara verip elini yüzünü yıkadıktan sonra rahatladım ben. Yoksa arkada emniyet kemerlerini nasıl birleştirsem de çalışır hale getirsemin peşinde koşturuyordum ben :)

Gorakhpur’a vardık ve ben hemen Kushinagar otobüsünü yakaladım ve 2 saat süren yolculukdan sonra Kushinagar’a vardım. Ha bide otobüs’de anlamadığım bir kavga çıktı. Anlatabildikleri kadar aile arası mı bişeymiş falan. Sınırdan buraya kadar 2 turist gördüm sadece. Kushinagar’da bi ben varım bide Ukrayna’lı bir çocuk ile tanıştım. Gerisi hepsi Hintli. Buddha’nin vefaat ettiği yeri gezdim. Bayağı güzeldi bence ama burası bu kadar. Yarın yine hareket edicem. Varanassı’ye treni yakalamam lazım. Ordan bakıcam artık nereye giderim diye. Etrafta turist olmaması güzel ama konuşcak kimse olmaması da sıkıcı olabiliyormuş:) Şu an Burma tapınağında kalıyorum. 2 kişilik bir odada. Biraz sanki rutubet var ama idare ediceğiz artık. Burası tapınağın misafirhanesi. Giderken bagış yapıyorsun. Ben seviyorum tapınaklarda kalmayı huzurlu oluyor. Havalar bu arada hala soğuk. Herhalde Goa’ya inene kadar böyle olucak. Şuan internetim yok burda o yüzden bu postamı şimdi yayınlıyamıyorum. Ama en kısa zamanda sizinle olucak:)  Saat 20:00 ve tapınak’da herkes yatıyor bnm uykum yok kala kaldım  odada böyle:) Şuan saat 20:36 ve dışarı çıkıp tapınak’ın (Stupa) gece çekimlerini yaptım. Çekim yaparken bir adam yanaştı ve bana Buda’yı anlattı ve süperdi gece gece güzel oldu:) Fotoğraf’larda umarım görürsünüz.

 

14.01.2013

Dediğim gibi erkenden kalkıp Varanasi’ye ulaşmak için Deoria’ya (35 km) gittim binbir güçlükle. Ordan tren ile geçicektim Varanasi’ye ama geçemedim :) Diyeceksiniz ki neden? Çünkü ben Deoria’ya sabah 10:30 da vardım. Meğerse tren akşam 7 de imiş. O kadar saat tren istasyonunda beklemek ölüm. Zaten etraftaki tek turist sizsiniz ve herkes seni dip tırnak süzüyor hatta yanına gelip muhabete koyuluyor. Tabiki güzel birşey ama gün içerisinde bunu 20 kere yaşayınca orda dur diyebiliyorsun bazen:) Herneyse dedim burda beklemekden ise ben

Gorakhpur’a (50 km) ilk tren ile geri döneyim. Donmem de iyi olmus Gorakphur`da festival yakaldim. Bugun aslinda Kumbh Mela` resmi olarak basladigi gun:)  Şuan otelimin odasındayım. Evet Hindistan’da 2. günüm. Burası hakkında ne diyebileceğimi bilmiyorum. Bazı insanlar cok iyi bazıları da çok suratsız. Tabiki 1 milyar insanın içinde hertürlü insan var. Ama şunu soyliyebilirim. Duygular gün içerisinde inişli cıkışlı. Bir anda burdan nefret edebiliyorsunuz ve bir anda da o kadar sevebiliyorsunuz. Zannedersem biraz daha zamana ihtiyacım var:) Bugün gördüğüm bir iki dilenci vardı ki amanın sakın görmeyin. Anlatmak bile istemiyorum. Ama içimden NE OLUYOR dedim! Bu gibi şeyler moral bozabiliyor. Bide bu iki gündür gördüğüm turist sayısı 2 yada 3. Zannedersem biraz da muhabbet etmeyi özledim:)

Herneyse ben çok iyiyim. Yarın tren ile burdan Varanasi’ye geçicem. Yakında tekrar yazmak üzere:)

 

Hepinize sevgilerimi iletiyorum!

 

Tarık GÖK

  • IMG_6048
  • IMG_5758
  • IMG_5819
  • IMG_5829
  • IMG_5834
  • IMG_5843
  • IMG_5850
  • IMG_5854
  • IMG_5859
  • IMG_5883
  • IMG_5893
  • IMG_5923
  • IMG_5958
  • IMG_5963
  • IMG_5965
  • IMG_5981
  • IMG_6048
  • IMG_6056
  • IMG_6150

Pokhara

Evet Kathmandu’da dinlendikten sonra hadi dedik bi tatil beldesi Pokhara’ya gidelim gezelim. Nitekim 6 saat süren otoüs yolculuğundan sonra Pokhara’ya vardık. Aslında benim Pokhara’ya gitme gibi bir planım yoktu ve hatta Nepal vizem bile bitti biticekti. Tabi vizemi de 15 gün uzatmak zorunda kaldım. Vize uzatmak kolay , 1 günlük iş. Tabi 1 günlük işi kısaltmanın bir yolu var oda rüşvet:) Ya bu iş daha kısa yoldan olmaz mı diye sordum oylesine oda bana 500 rupi (10 Lira) dedi:) Yani farkında olmadan adama bu iş rüşvet ile olmazmı ya getirdim olayı:) Nese düzeltiyorum , Nepal de vizeni uzatmak 15 dakika :p

Pokhara göl kenarı güzel bir tatil beldesi. Çok turistik. Bana Bodrum gümbet’in 15 yıl öncesini falan biraz hatırlattı. Sadece köpekler yok :) Kaldığımız yer çok ucuz ve rahattı. Nepal’de sadece bir problem var şu an itibari ile günde 12 saat elektrik yok. Önümüzdeki ay günde 16 saat’e çıkacak bu durum:( Buda bize arasıra sıkıntı  yaratıyordu. Duş alıcak sıcak su ve bataryaları şarj edicek elektrik hep sıkıntı idi. Jeneratör olan restoranları seçip orda yiyip içiyorduk. Taaki Türk yemekleri yapan biryer bulana kadar. Offf ne güzeldi ya:) İskender bile  yedim orda. Buraya gelenlere kesinlikle tavsiye  ederim arayın bulun orayı! Pokhara’da hiçbirşey yapmadık. Oyle  takıldık kasabada. Birgün bisiklet kiralayıp 32 km etrafta dolaştık. Bide Tibet mülteci kampını ziyaret ettim ve hatta bir ayinlerine katıldım. Bana çaylarından ikram ettiler. Eyvah dedim nasıl  içicem bunu ben? Sütlü çay ve sanki içine 5 kaşık tuz atmışlardı:( Hemen sihirbazlık yaptım ve o çayı yok ettim:) Ama yüzünüzdeki gülümsemeyi kaybetmemeniz  lazım bunu yaparken :)

Ya bu ülkede birde başka bir sorun var , insanlar hiç bir tuvaleti temizlemezmi? Nerde kaldıysak tuvalet rezalet. İnanın alaturka tuvalet arar oldum ki bulması kolay neyseki:) Bazen şöyle 5 dakika bi İzmir’deki evime işinlansam da geri gelsem diyorum ama hemen gerçekle yüzleşip tuvaleti kullanıyorum:) Hindistan daha berbatmış duyduğuma göre hadi hayırlısı. Sanki ucundan azıcık alışıyorum ;)

Şu an Lumbini’deyim. Burası Buddha’nın doğduğu yer. Lumbini yazımı yakında yazıcam. Hatta ufak günü anlatan birde video yapıp kurguladım. Yakında sinemalarda :p Şu an saat 23:17 ve uykum var. Biraz sonra  yatıcam bu postayı yayınladıktan sonra. Yarın sabah 06:00 da kalkıl Hindistan sınırına doğru yola cıkıyorum. Evet yarın Hindistan’a geçiyorum. Komik olucak belki ama Hindistan’a geçer geçmez Buddha’nin öldüğü yere (Kushinagar) gitmeye karar verdim! En yakın ve ilginç orasını buldum. Doğduğu yerden öldüğü yere. Sınırdan sonra 5 saat sürecek yolculuk ve 2 otobüs degiştiricem. Kushinagar’da tapınakda kalıcam. Tapınaklarda kalmak en güzeli ,rahat ve huzurlu oluyor. Yarın uzun zamandan beri ilk defa yanlız seyahat edicem. Arkadaşlarımla  ayrılıyorum. Herkes kendi yoluna:) Bakalım yolda kimler denk gelicek gorücez. Şimdiden sevgiler çünkü yatıp dinlenmem lazım. Yarın uzun birgün:)

Sizleri seviyorum!

Tarık GÖK

Not: Birkaç foto yükledim umarım beğenirsiniz:)

 

gitmeye karar verdim

  • IMG_3329
  • IMG_3333
  • IMG_3339
  • IMG_3483
  • IMG_3589
  • IMG_3323
  • IMG_1947
  • IMG_5000
  • IMG_3289
  • IMG_2239
  • IMG_2313
  • IMG_2383
  • IMG_2630
  • IMG_2734
  • IMG_2762
  • IMG_2813
  • IMG_3101
  • IMG_4222
  • IMG_4233
  • IMG_4269
  • IMG_4317
  • IMG_4375
  • IMG_4380
  • IMG_4406
  • IMG_4414
  • IMG_4428
  • IMG_4457
  • IMG_4543
  • IMG_4591
  • IMG_4918
  • IMG_4932
  • IMG_4087
  • IMG_3101
  • IMG_3922
  • IMG_3955

Everest’in yollari taştan.

 

 

10 Aralık 2012′de önceden kurmuş olup ama yüzyüze Nepal’de tanıştığımız 5 kişilik ekibimizle Jiri bölgesine doğru otobüs ile hareket ettik. 10 buçuk saat sonra Jiri (Shivalaya) köyüne vardık ve 1 gece konakladıktan sonra Everest’e doğru yolculuğumuza 11 aralık 2012 sabahı yürüyerek başladık. İlk günler gerçekten cok zor ve  geceleri soğuk geciyordu. Yürüyüşler uzun ve bol çıkış aynı zamanda inişli idi!

Bir anda  kendimizi 3500 lerde bulup aynı gün 2200 lere inebiliyorduk. 2. gün bir arkadaşımızı ayaklarındaki sorun sebebi ile 1 gün geride bırakmak zorunda kaldık. Yolumuza 4 kişi ile birlikte devam ederken aramıza yolda tanıştığımız bir İngiliz dahil oldu. Çok kişi ile  karşılaşmıyorduk yolda. Karşılaştıklarımız ile de yakın durmaya hatta  birlikte yürümeye çalışıyorduk. Yolda Nepal’li köylülerin yapmış oldukları barakada kalıp orda onların yemeklerini yiyorduk. Aynı yemeği bir başka barakada yediğimiz zaman karşımıza bambaşka bir lezzet ve görüntü gelebiliyordu çünkü her evin kendi bir tarzı vardı. Yolculuğumuzun 7. gününde Namche Bazaar’a ulaştık.  Namche Bazaar bizim için Paris’e ulaşmak gibi birşeydi. Çünkü istadiğiniz herşeye  ulaşabiliyor ve istediğiniz herşeyi yiyebiliyordunuz. Sıcak duş, rahat yataklar bizim için rüya gibiydi. 1. etapı bitirmiş gözüküyorduk. 1 hafta boyunca 7-8 saat hergün boyunca yürümüştük ve bu bizim için biraz ağır geçmişti. Yüksek irtifaya uyum sağlamak için Namche Bazaar’da 2 gece konaklamamız gerekiyordu ve herkes mutlu gözüküyordu. Yüksek dağlara yaklaşmıştık. Bundan sonraki yürüyüşler uzun degil ama yüksek irtifa’da geçicekti. Bizi tek zorluyacak şey artık yükseldikçe oksijenin azalması ve yüksek irtifa hastalığına kapılmamızdı. O yüzden bundan sonra çok dikkat etmeliydik.

Neden Jiri’den yürümeye başladık yolculuğumuza? Bu çok önemli bir nokta benim için , çünkü Jiri 1953 yılında Everest’e ilk tırmanan Yeni Zellanda’lı Edmund Hillary’nin Everest’e ulaşmak için yola çıktığı yerdir. Bizde bu tarihi yolculuğu tekrardan yaşamak ve az da olsa bu duyğunun nasıl birşey olduğunu yaşamak istedik. Everest’e ulaşmak 14 gün, ordan Cholla Pass (5420) üzerinden Gokyo Ri (5357) ve Lukla havaalanına ulaşmak 7 gün sürecekti. Bu yolculuğumuzu hiçbir taşıyıcı kullanmadan ve hiçbir rehber desteği almadan yapıcaktık.

Namche Bazaar’da 2 gece konakladıktan sonra yeni bir enerji ile tekrardan yola çıktık. 2 gün sonra Dingbouche’ye vardık. Dingbouche bizim 2. yüksek irtifa’ya alışma noktamızdı. Burda da 2 gece konaklayıp yüksek irtifa cıkış ve inişi yapmamız gerekiyordu ve ilk 5100′lük zirvemizi tamamladık ve tekrardan 4358′e indik. Artık daha yükseklere yavaş yavaş hazır duruma geliyorduk. Tekrar yola çıktık. Gittikçe yükseliyorduk. Kısa ama zor yürüyüşler (4-5 saat) ardından Gorak Shep’e (5100) vardık. Daha önce 5100 metre’ye trımandığımız için bu yüksekliğe hazırdık. Burda da 2 gece geçirecektik. İlk gün Kalapatar’a tırmanıp ertesi gün Everest Base Camp’e gidecektik. Beni en çok zorluyan bütün yolculuk boyunca Kalapatar (5545) oldu. Soğuk’dan kaynaklanan inanılmaz bir başağrısı ve yüksek irtifa. Ama geri dönemezdim. Başarmalıydım! Ve sonunda Kalapatar’ın zirvesindeydim. Karşımda Everest bana bakıyordu. Ölüm irtifasına 1500 metre vardı sadece. Orda  olmak muhteşem idi. Base camp’i görebiliyordum. Gorak Shep’e geri döndük gece -20 dereceydi ve kaldığımız odada hiçbir zaman ısıtıcı yok ve 1 gece daha konakladıktan sonra hedefimize ulaşmaya saatler kalmıştı. Everest Base Camp! 3 saatlik bir yürüyüş sonunda işte  ordaydık. 14 gün sonra işte karşımızda Everest Base camp ve Khumbu Glacier. Şapka çıkartılacak bir dağ vardı karşımızda. İşte Everest işte dünya’nın çatısı ve biz eteklerindeydik. 5364 metre. Hedefe ulaşmanın ve 14 gün yürümenin vermiş  olduğu bu haz hiçbirşeye degişilmez idi. Ağlamak istiyordum. Tam buzulun ortasında idik. Tek kelime ile olağanüstü idi. Birsure sonra geri dönmek zorunda kaldık ve yolculuğumuzun 2. etapı da bitmişti.

Gorak shep de 2. geceyide konakladıktan sonra şimdi sıra belkide yolculuğumuzun en tehlikeli bölümüne gelmişti. Cholla Pass’ı geçip Gokyo’ya ulaşmamız gerekiyordu. Cholla Pass 5420 metre’de olup tümüyle buzlarla kaplı bir geçit idi. Kimse bize ordan gitmemizi önermiyordu. Geçitin ilk defa bu kadar buzlarla dolu olduğunu ve hayati tehlike taşıdığını bize sürekli söyleyip bizi vazgeçirmek istiyorlardı.

Öyle de oldu:) Namche Bazaar’da bize katılan 1 çift bizden ayrılıp başka bir yoldan Gokyo’ya ulaşmaya karar verdi. Jiri’den beri bizimle olan başka bir arkadaşımız yüksek irtifa hastalığına kapıldığını söyleyip bizden ayrıldı. Ve kaldık ben ile beraber 3 kişi:) Biz kararlıydık Cholla Pass’ı geçmeye! Bence dönemezdik , yolu  uzatamazdık. Amaç zaten  yolu  kısaltmak degildi. Amaç Cholla Pass’ı geçmek idi. Sonuç ne olursa olsun ben bunu yapmalıydım. İşte o zaman herşey tamamlanmış olucaktı. Yanımdaki arkadaşlarımıda burdan tebrik ederim çünkü onlar da vazgeçmedi. Başından beri yanımda olan bide iki kız idi. Tebriklerrr! Cholla Pass’ı geçtik! Muhteşem bir tecrübe idi. Başarmıştık. Heryer buzlarla kaplı idi. İrtifa yüksek idi. Ayakta zor duruyor ve ya kayarsak ı sürekli düşünüp dururken herşey geçip bitmişti. Güvenli bölğeye ulaşmıştık ve sevinçten zıplıyorduk. Birdaha  olsa birdaha  yapardım. İşte bütün yolculuğun noktasıydı bu bence. Ordan Gokyo’ya ulaştık ve yolculuk sona ermek üzereydi. 4-5 gün sonra Lukla havaalanına ulaşıp Kathmandu’ya geri dönebilirdik. Ve öyle de oldu. Bitmişti! 21 gün 190 km 3 tane 5000 üstü zirve geçip gitmişti. Duygularım mı ? Keşke anlatabilsem:) Benim için yendien doğuş bu olsa gerek. Benim için artık açılar degişti , belki düşünceler yada bakışlar. Hayat yolculuğumun içinde başka bir yolculuk yaptım. Evet bu trekking değildi. Bu bir yolculuk du. Hayatımın en güzel yolculuğu ve en güzel hedefi. Hayat bana bunu yaşattığı için ne kadar teşekkür etsem azdır. Yaşadığınız problemleri lütfen tekrardan bir gözden geçirin ve onların gerçekten de bir problem olmadığını görün.

Hayatınıza bir şans verin ve yapmak istediğiniz ilk şeyi lütfen gerçekleştirin.

Sizleri seven Tarık GÖK

Peace

not: Binlerce foto  var  bunları  seçebildim  idare  edersiniz:)

Yazıyı paylaşmak istiyenler lütfen paylaşsınlar.

Paylaşımlarınız için teşekkür ederim.

  • IMG_1801
  • IMG_1804
  • IMG_1807
  • IMG_1811

İlk postam…

Merhaba arkadaşlar bu  size ilk postam. Bu postayı Sharjah havaalanından yazıyorum. Dubai demiyorum çünkü Dubai havaalanı başka  bir havaalanıymış:) Ben burda Everest Base Camp’a yapıcağım 27 günlük tırmanıştaki ekip arkadaşımla buluşmak için plan yaparken bu sabah onun Dubai havaalanına indiğini öğrendim. İkimiz de Dubai ye  uçuyorduk , sabah saat 9 da information desk’de buluşmak için söz vermiştik ama tabi ayrı havaalanlarının deslkerindeydik. Neyse artık görüşmek Kathmandu’ya kaldı. Neyseki uçuş numarası vardı da anlıyabildim ben durumu. Acaba  o ne  yaptı  bilemiyorum:) Henüz birbirimiz ile bağlantıya giremedik. Sharjah havaalanı tam bir kaos. Koskoca havaalanında kablosuz internet yok:( Bir yerde internet varmış ve girişi 50 lira. 3 saat kalabiliyorsun sonra çıkman gerekiyor. Ha bide internet bugün bozukmuş :) ) Anlıyacağınız bu postayı ancak akşama yayınlarım yada yarın sabaha. Karşıma çıkacak durumlardan emin olmadığım için birşey diyemiyorum. Şu and burda saat sabah 07:56. Turkiye saati ile oğlen 13:00 da uçağım Kathmandu’da doğru hareket edicek. Sharjah havaalanı demişken sizleri uyarayım. Ben 8 saat aktarma  bekliycem, ama Yeliz yanımda 18 saat bekliyecek. Yeliz ile Sabiha Gökçen havaalanında uçağa binerken tanıştım. Tanıştığım super  oldu hem burda başka  zaman geçmiyor en azında birbirimiz ile Türkçe konuşup geyik yapıyoruz. Konuya  geleyim, Yeliz 18 saat bekliyeceği için, ya ben  otel’e yerleşeyim bari dedi ve biz havaalanın oteline gittik ve oda  fiyatının 212 dolar olduğunu öğrendikten sonra birbirimize bakıp hemen çıktık ordan. Şu an karşımdaki dünyanın en rahatsız koltuklarında uyuyor yada uyumaya çalışıyor. Fotoğrafını çekip koyucağım bakın :) Yani Sharjah havaalanı ben bu insanlara nasıl daha çok rahatsızlık verebilirim demiş diye geyiğini bile yaptık:) Demek istediğim eğer yolunuz buraya düşer ise hazırlıklı olun.

Ben herşeye rağmen çok eğleniyorum:) Ama 2-3 saat sonra yorgunluk basınca belki bir parağraf birşeyler eklerim buraya büyük harfler ile :) )

Birçoğunuz yapıcağım olduğum geziyi biliyor , bilmiyenlere de kısaca  açıklamak  istiyorum.

Nepal e gidiyorum ve salı sabahı Jiri’den Everest base camp’a doğru 27 gün sürecek trekking macerama doğru yola cıkıcaz. 4 kişi çıkıyoruz bu yola. 3′ümüz bugün Kathmandu’ya ulaşıcaz 1 kiş yarın bize katılcak. Sam (Guney Afrika) , Tim (İngiltere) Ally (Avustralya) bide ben :) )  Anlıyacağınız fikra gibiyiz:) Hatta fıkra şöyle gidiyor. Afrikalı demiş ki ben bu dağa böyle çıkarım:) İngiliz de demiş ki bende şöyle çıkarım…………………diye gidiyor hahahahahah.    Neyse geyiği keseyim de devam edeyim. Treking’den sonra ben kara yolu ile Hindistana geçiyorum ilk durağım Ganj nehri olucak. Sonrasını bende bilmiyorum zaten plan da yapmıyorum. Ama bunu hep beraber postalarımı okuyarak öğrenicez:) Elimden geldiği sürece yazmaya çalışıcam. Everest yürüyüşüne yanıma bilgisayar almamaya kara verdim. o yüzden uzun bir ara benden haber alamıyabilirsiniz ama ufacık da olsa bir sinyal göndermeye çalışıcam. Eğer 1 ay hiçbir sinyal gelmesse en son Everest’in oralardaydı dersiniz:p

Kathmandu havaalanından Couchsurfing’den birisi beni karşılayacak ve 1 gece evinde misafir  edicek. Kendisini tanımıyorum ama profilinde yuzlerce iyi referans var. Yani merak etmeyin.

Yarın ekip ile buluşuyoruz ve yuruyüş için alışveriş günü. Ertesi sabah otobüs ile Jiri’ye 9 saatlik bir yolculuk sonra da yürüyüş başlıyor zaten. Okadar heyecanlıyım ki anlatamam size. 2 haftadır karnımda kelebekler uçuşuyor. Akşamları  uyuyamıyorum, sabahları güneş doğmadan uyanıyorum.

Çok güzel geçiceğine eminim. Ha bu arada bu ekip ile nerde tanıştım? İnternet de yanlış hatırlamıyorsam trekkingpartner.com var. Ordan Sam’in mesajını gördüm ve cp yazdım. Sonra başkaları olaya  dahil oldu ve  ekibi kurduk. Yolun yarısında 2-3 kişi daha  bize katılacak. Kimse kimseyi tanımıyor:) Yarın buluşup öğlen yemeği yiycez işte.

Şimdilik bu kadar  yazayım. İlk posta olmasına  rağmen gayet de uzun oldu sevdim :) Umarım sonuna kadar okursunuz. Eğer yorum bırakmak isterseniz aşağıdaki bölüme yazmaktan lütfen çekinmeyin ve paylaşmak isterseniz lütfen paylaşın.

Hepinizi çok seviyorum.

Tarık

not: şu an saat 22:30 Kathamndu

HAydi SurF’e

Çok eğlenerek çektiğim ve kurguladığım surf videom :)

iyi seyirlerr